Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BÜTÜN MESELE DEĞİŞİMİ GÖREMEMEKTEN KAYNAKLANIYOR (1) 3.2.2014 Pazartesi-Yüreğir/ ADANA

PDFYazdıre-Posta

Değişimi önceden görüp ona göre tedbir alanlar yeni duruma alışmaktan zorlanmadılar. Sayın Başbakan ve yol arkadaşları dünyadaki değişimi önceden sezdikleri için en kuvvetli siyasi aktörken bulunduğu ortamın değişime ayak uyduramayacaklarını bildikleri için ayrıldılar. Başlangıçta onlarla alay edip dalga geçenlerin bugün siyaset sahnesinden silindiklerini görüyoruz.

Devletin içinde yapılanan ve adı paralel yapı olarak geçen cemaat en büyük darbeyi 28 Şubat sürecinde yemişti. O zaman olup bitenlere aldırmadan mağduriyet rolüne yatılarak vaziyet kurtarılmıştı. Öyle kökü dışarıdan olan bir hareketin bu kadar başarı göstermesi bile aslında büyük bir başarıdır. Atalarımız “Çok gezen tavukayağıyla içeri pislik getirir.”Sözünü boşuna söylememişlerdir. Cemaat 28 Şubat sürecinde uğradığı zafiyeti dışa açılmakla kapatmaya çalıştı.

Bir diğer atasözümüzde “Büyük başın derdi de büyük olurmuş.” Yani cemaat yatay ve dikey olarak çok büyüdüğü için onu kontrol etmek oldukça zordur. Hele hele adı geçen cemaatin lideri ve merkezi amerikadan olduktan sonra cemaati kontrol etmek daha da zordur. Çünkü amerika dünyada aklınıza gelecek her türlü entrikanın, ayak oyunlarının, dalaverelerin, şeytani planların, aşağılığın, adiliğin, ihanetin ve kalleşliğin tezgâhlanarak sahneye konduğu ülkedir. Böyle bir ülkede bir cemaatin liderliğini yapmak başlangıçta kolay olsa da durum bu minval hali alınca öyle pek kolay olmaz.

Amerikalı vatandaşlar şahsen dikey olarak tek başına büyümek yerine devlet olarak dünyada dikey olarak büyüme cihetine giderler. Aslında amerika dışarıdan görüldüğü gibi demokratik ve laik bir devlet değildir. Anlatıldığı gibi özgür bir ülkede değil. Amerikan vatandaşlarından tutun da idarecilerine kadar herkesin ilişkileri menfaat üzerine kurulmuştur. Cemaat liderinin orada olması Amerikalıların menfaatiyle çakışmadığı müddetçe orada tutarlar. Amerika devleti 1990’lı yıllarda SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) ye karşı bağımsızlık savaşı veren Afganistanlıların Cemaat-i İslamiye üyelerini de o zamanki amerika başkanı Beyaz Sarayda (Pardon kara sarayda) misafir ederek görüşmüştü. Aynı zamanda Cemaat-i İslamiyenin üyelerinden Usame Bin Ladin’i ülkesine çağırmış. Ona vatandaşlık bile vermişti.

Ne zaman ki SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) Afganistan’da başarısız olduktan sonra dağılınca bu sefer Usame Bin Ladin’in kendilerine zarar vereceğini düşünerek terörist ilan edip onunla savaştılar. Kim bilir şimdi belki de cemaat lideriyle cemaatin Usame Bin Ladin gibi kullanma miadı dolmuştur. Dışarı atılması gerekiyordur. Bütün bunlar belki de cemaatin sonunun başlangıcıdır.

Kapitalist sistem varlığını devam ettirmesi için kendi kendine düşmanlar oluşturur. Oluşturduğu hayali düşmanlarla milleti korkutur. Arkasında da o düşmanlarla mücadeleye başlar. Bazen farkına varmadan düşmanı çok büyütür bu sefer onlarla savaşmak silahlı mücadeleye girişir. Tıpkı başlangıçta bebek katilini yetiştirip bu milletin başına bela ettiği gibi belalar açar. Bebek katilinin geçmişini araştırınca onun üniversitede okuduğu yıllarda herkes bir tane öğrenci bursu alamazken buna iki tane burs tahsis edilmiştir. Arkasında ilk evlendiği hanımı Kesire MİT müsteşar yardımcısının kızıdır.

Aynı şekilde hoca efendi 1970’lı yılların sonunda İzmir Sıkıyönetim komutanlığı tarafından aranırken hoca efendi Ankara’da mikrofonları zangır zangır titretircesine vaaz verip hizmete himmet topluyordu. Bir taraftan görev yaptığın yerde aranma kararın varken diğer taraftan başkentte vaaz vereceksin. Bu işe normal taraftan bakıldığında sizce bir acayiplik yok mu?

O yıllarda hizmete himmet bağışları yapılırken bağışlardan önce Hz. Ömer bile Hz. Ebubekir (ra) hazretleri arasındaki yarış anlatılır. Hz. Ebubekir (ra) yardım hususunda her zaman Hz. Ömer’i geçermiş. Uhud savaşının hazırlıkları Peygamber tarafından ilan edildikten sonra herkes yardıma koşarken Hz. Ömer bu sefer Hz.Ebubekri geçmek için malın yarısını alıp gelir. Hz. Peygamber; “Ne getirdin Ya Ömer?” Diye sorduğunda Hz. Ömer gönül rahatlığıyla; “Ya Rasulullah malımın yarısını getirdim” diye cevap verir. Peygamberimiz (SAV) Hz.Ebubekre dönerek; “Ya Ebabekir sen ne getirdin?” diye sorduğunda “Ya Rasulullah malımın hepsini getirdim” diye cevap verir. Ve Hz. Ömer bu olaydan sonra yardım etmek hususunda artık Ebubekri geçemeyeceğini anladığını söyler. Bu olaydan sonra açılan himmet yardımlarında o zaman verilen çek ve paralar açıktan verilirdi. Böylece oradakiler galeyana getirildikten sonra çekler paralar havadan uçuşurdu. Daha önceden anlaşılmış zengin birisi 75 veya 80 bin liralık çekle işe başlardı. Yardımlar toplanıp himmet sona erdikten sonra herkes dağılıp gider. Büyük çeki verenin çeki geri iade edilirdi. Ama toplumda yıllarca o adamın yapmadığı halde yapmış kabul edilen bağışı dilden dile dolaşırdı.

Yoksa dün amerikanın bile savaşmayı göze almadığı SSCB’ni bir avuç mücahidin yendiğini gören amerika ileride bunların amerikanın bile başına iş açacaklarını düşünerek yılanı küçükken başını ezmişlerdir. Amerika ve onun dünyadaki küresel sermaye sahipleri bir yerden sonra Yabani kedilere benzerler. Yabani kediler yavrusunu doğurup büyütürler. Gün gelir aç kalınca yavrusunu fare şekline sokarak geri çekilir üstüne atlayıp boğazından sıkarak öldürüp yerler. Sonra da oturup ağlarlarmış. İşte unlarda dün menfaati için beyaz dediklerine bugün menfaatleri sona erince rahat bir şekilde çekinmeden siyah derler.

Amerika yönetimi cemaati arabanın istetme lastiği gibi yedekte tuttu. Hani arabanın sürücüsü mevcut tekerler patlamadığı sürece arabanın bagajındaki lastiği hiç kullanmaz. (DEVAMI VAR)