Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

“KEŞKİ BİZ BU GÜNLERİ GÖRMEDEN ÖLSEYDİK” 7.10.2012 Pazar-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Osmanlı İmparatorluğu fethettiği yerlerin kalıcı olması için oralara Anadolu'daki kendi insanını gönderip orada iskân ettirmiştir. Dolayısıyla bu insanlar Osmanlının EVLADI FATİHANLARI idi. Onlardan doğanlara da OSMANLININ YETİMLERİ denirdi. Osmanlı toprakları içerisinde bugün ismini dahi bilmediğimiz topraklarda Osmanlının Yetimleri yaşamaktadır.

 

Bilim ve teknik ilerledikçe o yetimlerden haberimiz oluyor. Onlardan bir kısmını 2004 yılında AÇE’ deki Tsunami sonrası kameraların karşısına geçip ; “Memleketim Türkiye’ye selam olsun” dedikten sonra anladık ki orada Osmanlının yetimi yaşıyormuş. Bir diğeri Yemen savaşına gidip orada öldüğü sanılan Kastamonulu bir askerin Yemen savaşından ölmediği ve evlenip çoluk çocuk sahibi olup 1964 yılına kadar yaşadığını geçenlerden çocuklarının Kastamonu’yu ziyareti sırasında anladık.

 

Osmanlının yetim ve yeteması bu iki misalde gösterdiğim kadar değildir. Bu iki misal meselenin anlaşılması için verilmiştir. Osmanlının dağılmasından sonra yeryüzündeki bütün fakir fukara yetim yetema perişan olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu kimsesizlerin kimseliğini yapıyordu. Osmanlının Yetimlerinin en çok olduğu yer Balkanlar ve avrupadır. Osmanlı 458 yıl kaldığı avrupayı 158 günde terk etmiştir. Bu ani terk etme sebebiyle oradaki yetimler sahipsiz kalmış perişan olmuşlardır.

 

Osmanlı avrupayı terk edince çocuklar babalarına kadınlar kocalarına, kızlar annelerine; “-Osmanlı niye bizi terk edip gitti” diye sorduklarında, sorunun muhatapları olan yaşlılar; “-GİTTİLER! AMA BİRGÜN GERİ DÖNECEKLER” diye cevap verdiler. Ama Osmanlının oraları terk etmesinden sonra Osmanlı yıkılmış. Bu vahim durum 1937 yılına kadar devam etmiş. 1937 yılında zamanın Başbakanı İsmet İnönü ilk defa Bosna-Hersek’i ziyarete gidiyor. Türkiye’den böyle bir ziyaretin gerçekleşeceğini duyan Osmanlının yetimlerinden Bosna-Herkesliler günlerce bu ziyarete hazırlık yaparlar ve herkes evinin penceresini Peygamberimizin sembolü olan güllerle baştan sona donatır. Gün gelir ziyaret gerçekleşir.

 

Mekke sadece biz Müslümanlar için kutsal bir şehirdir. Kudüs, üç dince de kutsal sayılan bir şehirdir. Bosna-Hersek’in SARAYBOSNA şehri dünyada bütün dinlerin kutsal saydığı şehirlerden birisidir. Hatta avrupanın Kudüs’üdür. Çünkü burada Protestanlar ve Ortodokslarca kutsal sayılan kilise, Yahudilerce kutsal sayılan Havra ile Müslümanlarca kutsal sayılan Gazi Hüsrev Paşa külliyesinin içerisinde İslami ilimler merkezi vardır. Bosna-Hersek’i ziyarete gelen yabancı devlet adamları usulen Saraybosna’daki bu dört yeri ziyaret etmeden gitmezlerdi. İşte 1937 yılında Türkiye Başbakanı İsmet İnönü de aynı şekilde Saraybosna’yı ziyaret ederken önce Yahudilerin Havrasını, daha sonra Protestanların ve Ortodoksların kilisesini ziyaret eder. Gazi Hüsrev Külliyesine doğru yönelirken kalabalık izdihama dönüşür ve heyet çok kısa yolu olan İslami ilimler merkezinin bulunduğu GAZİ HÜSREV KÜLLİYESİNE ancak bir saatte varabilir. İsmet İnönü Gazi Hüsrev Külliyesinin bahçesine girer. Şöyle bir etrafına bakınır. Bahçenin içindeki ziyaret edeceği mekânı görür. Ve kısa bir duraklama olur. İsmet İnönü yanındaki büyükelçi ile birşeyler konuşur ve ora ziyaret edilmeden gerisin geri dönülür. O adeta mahşeri kalabalık olan OSMANLININ YETİMLERİ büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar. Bu durum karşısında pişman ve de aldatılmışlıklarının farkına vararak birbirine; “GİTTİLER! VE GERİ GELMEYECEKLER” Dediler. Arkasında da “KEŞKE BİZ BUGÜNLERİ GÖRMESEYDİK” Dediler.

 

İşte İsmet İnönü ve temsil ettiği misyonun sahipleri sevinirlerken Osmanlının YETİM VE YETEMALARI böyle üzülmüşlerdir. Osmanlının YETİMLERİNİN yetimlikleri 2002 yılına kadar devam etmiştir. 2002 yılına gelinipte AK Parti iktidara gelince OSMANLININ YETİMLERİNE sahip çıkılmıştır. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’a; “-Lübnan’da, Yemen’de, Afganistan’da, Arakan’da veya dünyanın başka yerlerinde ne işimiz var? Diye soran muhalefete; “-Dedelerimizin ne işi vardıysa bizim de o işimiz var.”Diye cevap vermektedir.

 

İşte Kahramanlık böyle bir şey. İnsanlar kahraman doğmuyor. Kahramanca hareket ederek kahraman olunuyor. Bosna-Hersek devlet başkanı Rahmetli Aliya İzzet Begoviç hasta yatağında kendisini ziyaret eden Sayın Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’a, bakarak; “Sen Osmanlının torunusun, Bosna Hersek'i sana emanet ediyorum.” Diyor. Niye başka birisine devletini emanet etmiyor. Rahmetli Aliya bile emaneti kime bırakacağını biliyordu.

 

Selam ve dua ile derken bari bundan sonra yetimlerimize “KEŞKE” dedirtmeyelim. Onları üzmeyelim. Çünkü onlar bizim yetimlerimizdir.