Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

AYASOFYANIN YIKILAN KUBBESİ, ANCAK RESULULLAH ALEYHİSSELAM’IN TÜKÜRÜĞÜ ILE TUTTURULABİLMİŞTİ 12.7.2011 Salı-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

                Sen ister hayal de, ister hikâye de istersen efsanede de, istersen sözlü kültür de. Sen ne dersen de dediklerinin hepsi bir milletin ortak kültürüdür. Zaten efsane dediğin bir milletin ortak tahayyülleri değil mi? Hayali olmayanın ideali olur mu hiç? Hâlbuki biraz sonra yazacaklarım ne hayal, ne efsane, ne de sözlü kültürdür. Yazacaklarımın hepsi yüzyıllar önce kayda geçmiş yazılı belgelerdir. Müslümanların inanışlarına göre Hızır, Ayasofya'da top kandilin altında namaz kılardı. 40 sabah aynı yende namaz kılanların Hızır'a rastlamaları mümkündü. Hızır genellilikle bir derviş kılığında görünürdü. Eğer o anda tanınır ve eline sarılırsa dilenilen şey olurdu. Ayasofya'nın kubbesindeki 4 melek tasviri de birer tılsım sayılırdı. Evliya Çelebi'nin "Seyahatnamesi"nde; Ayasofya'nın, Resulullah (SAV) Efendimizin doğum tarihi olan 571 miladi yılında geçirdiği bir depremden bahsedilirken, kubbesinin onarılışı ile ilgili şu ilginç rivayet göze çarpar: "Peygamber (SAV)'ın doğduğu gece vuku bulan zelzeleden; Kisra sarayı, Kızılelma ve Ayasofya'nın kubbesi yıkılmış idi. Bir müddet zaman geçtikten sonra Hızır Aleyhisselamın hatırlatması ile Busra'da ikamet eden üç yüz keşiş, rahib Bahira'nın öncülüğünde Mekke'ye geldiler. O zaman küçük yaşta olan Muhammed Aleyhisselamın ağzından bir miktar tükürük ile, mübarek ellerinin suretini aldılar. Ebu Talib'in el yazısı ile ceylan derisi üzerine resmedilen bu suret, halen bir kutuda saklıdır. Elhasıl Peygamber (SAV)‘in ağız suyundan ve Mekke'nin pak toprağından bir miktar alan papazlar pak toprağıyla beraber 70 deve yükü zemzem alarak İstanbul’a geldiler; Ayasofya’nın yıkık olan kısmını bununla tamir ettiler. Peygamber (SAV)’in Tükürüğü ile yapılan yer, kubbenin kıble cihetinde, otuz iki nakışlı olarak halen bellidir. Bunu bilenler o yere nazar ettiklerinde;'Allahümme salli ala Muhammed!' derler. Zira bu kısım, kubbenin diğer yerlerinden daha parlaktır. Fetihden sonra Fatih ;'Bu kubbe Hazret-i Peygamber (SAV)’in ağız suyu ile ayakta tutuldu! 'diye, ta kubbenin ortasına zincir ile altın bir top asmıştır ki, bunun içi elli Rum kilesi buğday alır. Bu top altında Hızır'ın ara sıra Salih Müslümanlar ile buluştuğunu söylerler." (Evliya Çelebi Seyahatnamesi: cilt.1 , sh.89) Şimdi hep beraber düşünelim; -Geçmişte; bu güne ; yarına bakan yönlerini .... -Ayasofya’nın İseviler için neden bu kadar Önemli olduğunu, -Lozan da avrupa devletlerinin bu camiyi gizli maddelere neden koyduğunu .... -Fatih sultan Mehmet Hazretlerinin neden burasını fethin sembolü ve armağanı İlan ettiğini (sadece büyüklüğünden dolayı mı?) -Fatih vakfiyesini bizzat kendi yazıpta (kim ki benim vakıf ilan ettiğim bu camiiyi vakıf amacından başka bir maksatla kullanırsa; lanet etme mevkiinde bulunan bütün melekler ona lanet etsin) mealen; dediğini... -Ayasofya’nın neden İbadete açılmadığını;ve bunlar gibi en azından yüzlerce soru sorabilirim ....Birileri bütün bu ve buna benzer yüzlerce oyun Ayasofya’nın etrafından dolaşırken hala “Ayasofya Efsaneleri” diye birşeyler yazıp dursun. Şimdi daha iyi anladın mı Ayasofya camisinin neden kiliseye çevrilip ibadete kapatıldığını? Bütün bunlara rağmen sen hala bana Ayasofya efsanelerini anlat dersen, geçenlerde bu konu ile ilgili bu adı taşıyan bayağı kalın bir kitap yayınlandı. Selam ve dua ile Allah’a emanet olun canlarım!