Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

MİLLİ EĞİTİM, AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI NE İŞ YAPAR? 28.4.2022 Perşembe

PDFYazdıre-Posta

Her bir bakanlığın görev ve sorumlukları mer’i anayasada yazılı olmasına rağmen neden buralarda görevli bakan ve personeli gençliğin milli değerlere göre yetişmesine öncülük yapamaz. Türkiye Cumhuriyetinin

bakanlıkların isimlerinin önünde MİLLİ kelimesi olan Eğitim ve savunma bakanlıkları değil mi? Ha az daha unutuyordum bir de memlekette kumar oynatan kurumun da önünde “Milli” kelimesi var. Yani Milli Piyango idaresi var.

Ne kadar ilginç değil mi bir millete kumar ve şans oyunlarını organize eden ve milleti ahlaken ruhen ve maddeten mahfeden bir kurumun başında MİLLİ” kelimesi var.

Düşünsenize Türkiye cumhuriyetinin en büyük bütçesine sahip olan Milli Eğim Bakanlığı bu güne kadar bu milletin ruhuna uygun bir müfredat bile hazırlayamamış. Bünyesinde on binlerce Sosyolog pedagog ve eğitimci çalışan Milli eğitim bakanlığı mevcut anayasanın 24-58. Maddelerinde kendisine verdiği maddelerdeki yetkilerini niye kullanmaz. Hele anayasanın 58. Maddesinin ikinci paragrafında; “…Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” İbaresi varken ve kanunda da okul ve mabetlere 150 metre mesafeden yakınlığındaki yerlerde içkili lokanta ve kulüplerin açılamayacağı yazılmışken okulun arka duvarındaki yerlere adı geçen işletmelere izin veriliyor? Neden bu mesafe ölçümü okulun giriş kapısında başlanarak ölçülür. Aynı şekilde bu mesafe neden turistik merkezlerde geçerli değil?

O halde 1998 yılında Milli eğitim, Sağlık bakanlığı ve Dünya Sağlık örgütünün işbirliğiyle Türkiye’de 38780 lise öğrencileri üzerinde yapılan bir anket sonucu 1990 yılına kadar okula devam eden gençlerin sadece % 10’u uyuşturucu kullanırken % 25 sigara kullanıyordu. Bugün geldiğimizde gençlerin % 32.si uyuşturucu kullanıyor. Uyuşturucu kullanımı neden sigara kullanımının önüne geçti? Bunun sebebi kim?

Aynı şekilde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Anayasanın 41. Maddesindeki Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları denilince sadece Şehid, yetim ve maluller ile işsizlik maaşı alanların istatistiğini çıkarıp onlara maaş ve ücret ödemesi ile eşinden şiddet gören kadınları savunması için avukat mı görevlendirmekten mi ibarettir. O zaman mer’i anayasanın 41. maddesinin anayasada yer almasının bir kıymeti harbiyesi kalmıyor demek değil mi?

Merakı olanlar yukarıda yazdığım anayasanın ilgili maddelerine bakıp bilgi sahibi olabilirler.

Milli eğitim bakanlığında çalışan bunca psikolog, pedagog ve rehber öğretmen varken neden okullarda her gün öğretmen öğrenci kavgaları ile şiddet haberleri yayılıp duruyor?

Gerek Milli Eğitimdeki Talim terbiye kurulu olsun gerek RTÜK olsun gerekse kendini sorumlu hisseden kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişiler olsun neden televizyonlarda oynana dizilerden filmlerde ve hatta reklamlarda mafya vari karakter ve sahnelerin yayınlanmasına izin veriyorlar. Hele televizyonlardaki sözde kadın haklarını savunan programları sunan kanallarından kaş yapayım derken göz çıkardıklarını görmezler.

Milli eğitim bakanlığı ne zaman dini doğru öğreterek bu milletin dini öğrenmek için başka mahfillere yönelmesini önleyecek?

Neden Sultanuş’Şura Necip Fazıl Kısakürek’in yıllar önce sanki bu günleri görürmüş gibi bağırdığı halde neden bu kötü gidişata dur diyecek kimse ortaya çıkmamış. İşte şiirinde bir kesitte şöyle yazmıştır; “ Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!/Haykırsam, kolları mı makas gibi açarak:/Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,/Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,/Çekiyor tebeşirle yekün hattını afet;/Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!/Durum diye bir laf var, buyurun size durum;/Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!/Bir şey koptu benden, şey, Her şeyi tutan bir şey./Benim adım bay Necip, babamın ki Fazıl bey,/UTANIRDI BURNUNU GÖSTERMEKTEN SÜT NİNEM,/KIZIMIN GÖSTERDİĞİ KEFEN BEZİNE MAHREM !!!/Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;/Evde cinayet, tramvay arabasında zina!/Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;/Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!/Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu.”

Ve neden bizim aile mahremiyetimiz yatak odasında kalması gerekirken televizyon ekranlarına taşınırken kimseden ses çıkmıyor. Neden mutluluğu reklamda arar hale geldik. Mahremi reklam etmek üzerine... At üstünde gelin giderken kimse kendisini görmesin diye örtü üstüne örtü atan gelin ile en yüksek takipçili fotoğrafçıda fotoğraflarını çektirip fotoğrafçının sosyal medyadaki reklam yüzü olmak için binlerce lira ödeyen gelin arasında sadece bir kuşak var. Biri nine diğeri torun... 

Doğumhanenin önünde durmaya utanan baba adayı ile doğumhaneye fotoğrafçı sokan baba adayı arasında sadece bir kuşak var. Biri dede diğeri torun... 

Sahi hangisi doğru; hangisi daha mutlu ediyor; hangisinde huzur var; hangisi samimi? 

Bu kısa zamanda neler oldu? Bu değişim normal mi? İyiye ve güzele bir gidiş mi var? 

Bu zihin ve anlayış değişimini sorgulamak aslında birçok şeyi sorgulamak demektir. Verilecek cevaplar aslında birçok esaslı sorunun cevap ipuçları olacaktır.

NEDEN SON ZAMANLARDA Çok yazıyoruz ama az okuyoruz. Vitrinler dolu ama gönüller boş İlaçlar çoğaldı ama, hastalıklar arttı Diplomamız bol ama, huzurumuz az Paramız çoğaldı ama, ihtiyaçlarımız arttı Az kitap okuyoruz ama, çok TV izliyoruz Konforumuz arttı ama, zamanımız azaldı Her şeyi temizledik ama, ruhları kirlettik Uzmanlıklar arttı ama, meseleler çoğaldı Evlerimiz büyüdü ama, ailelerimiz küçüldü. Akşam geç yatıyoruz, sabah yorgun kalkıyoruz. Tanıdıklarımız çoğaldı ama dostlarımız azaldı. Dünya barışı diyoruz ama, en yakınımızla dargınız.Çok plan yapıyor ama ,daha az sonuç alıyoruz.Varlığımızı arttırdık ama, değerlerimizi yitirdik.Su gibi para harcıyoruz ama, ihtiyaçlar bitmiyor.Sevgiyle doğuyoruz ama, nefretle yaşıyoruz.Güzel evlerde oturuyoruz ama, huzurumuz kaçtı.Gelirimiz arttı ama, ahlak ve karakterimiz bozuldu.Eve çift maaş girdi ama, çiftlerin boşanmaları arttı.Aya gidip geliyoruz ama, komşumuza gidemiyoruz.Ölümün geleceğini biliyoruz ama,hazırlığımız yok Cenneti istiyoruz ama, kavuşmak için çalışmıyoruz.

Kimse yanlış anlamasın. Amacım bir tarafı yüceltip diğer tarafı yerin dibine baktırmak değil. Bunlar insanların tercihi elbette. Sadece sorgulamaya davet ediyorum. Zira bu kadar kısa sürede bu büyük değişim kesinlikle sorgulanmayı hak ediyor. Sonuç olarak bu durumun başta dini, psikolojik ve sosyolojik olmak üzere birçok sonucuyla karşı karşıyayız. Aslında bende buralı olduğuma göre bir de sana söyleyerek teselli bulmak istedim. KİMSE YANLIŞ ANLAMASIN DEDİM KİMSEYİ ÖVMEK VE İLZAM ETMEK DEĞİL BEN SADECE DÜŞÜRÜLDÜĞÜMÜZ ACIKLI DURUMA DİKKAT ÇEKMEK İÇİN GÖZYAŞI OLMAK İSTİYORUM. YETKİLİLERİN DİKKATİNE DEDİKTEN SONRA SELAM VE DUA İLE.