Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

HERKES İÇİNDEKİYLE GÖRÜR İÇİNDEKİYLE KONUŞUR 16.4.2022 Cumartesi-Yeşilyurt/ MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Bir gün Peygamber efendimize rastlayan Ebu Cehil, efendimizin yüzüne baktı ve: “Ya Muhammed ne kadar çirkinsin. Senin kadar çirkin olan hiç kimseyi görmedim.”Dedi.

Peygamber efendimiz Ebû Cehil’in söylediklerine hiç

şaşırmadan:“Haklısın!” buyurdu.

Aradan çok geçmeden Peygamber efendimize Hz. Ebu Bekir (r.a.) rastladı. Peygamber efendimizin olanca güzelliğini gören Hz. Ebû Bekir r.a.: “Ya Rasûlellâh ne kadar güzelsiniz!” dedi. Peygamber Efendimiz O’na da: “Haklısın!”Buyurdu.

Bu iki cevaba da şahit olan Ashabı-ı kiram, Peygamber efendimize:

“Ya Rasûlellâh, çirkin olduğunuzu söyleyen Ebû Cehil’e de, çok güzel olduğunuzu söyleyen Hz. Ebû Bekir’e de: ‘Haklısın!’ buyurdunuz. Sebebini izah eder misiniz?”dediler. Bunun üzerine Peygamber efendimiz:

“Ben bir ayna gibiyim. Bana bakan, bende kendisini görür. Böyle olunca, bana bakıp kendi çirkinliğini gören Ebû Cehil, çirkin olduğumu söyledi. Benim yüzümde kendi güzelliğini gören Ebû Bekir ise güzel olduğumu söyledi. Ben de her ikisine de: ‘haklısın!’ dedim.” Buyurdu.

Hz. Allah’ın Habîbi, sevgili Peygamberimiz kâinatın zübde ve hülâsasıdır. O’nu seven, sevmeyen herkes O’nu anlamaya çalıştığında kendisini anlayacak, kendi kimliğini, kendi mâhiyetini keşfedecektir.

O, kendisine bakanın yalnız dışını, fizikî yapısını değil, içini, derûnunu, manevî kimliğini de gösteren bir aynadır.

Burada Ebu Cehil ve Hz. Ebû Bekir her ikisi de içlerini görüp içleriyle konuşmuşlardır.

Atalarımız “Katranı kaynatsan olmaz ki şeker,/ Cinsini sevdiğim cinsine çeker” Beytini boşuna söylememişlerdir.

Bir gün güvercin havada uçarken ırmağın kenarında bir akrebim sağa sola dönüp dolaştığını görür. Hemen yanına konar ve: “Niye sağa sola dolaşıp durduğunu sorar. Akrepte; -Efendim karşıya geçeceğim ama suyu derin olmasından korktuğum için dolaşıp duruyorum” Der. Güvercin; -Gel sırtıma bin seni karşıya geçireyim” Der. Akrep sevinerek güvercinin sırtına biner. Tam ırmağın ortasına gelince Akrep hemen güvercini sırtına iğnesini batırarak zehirler. Güvercin ben size iyilik yapmak istedim. Siz ne diye beni zehirliniz? Deyince akrep; Elimde değil bizim cibilliyetimizde zehirlemek var. Fırsat elime geçtiğinde iyilik falan dinlemem hemen zehirlerim” Diye cevap verir. Zehirlenen güvercin suya düşer. Akrepte beraber düşer. Güvercin biraz sonra kendi çabasıyla kurtulur ama akrep ölüp gider.

Yine tarihin birinde Padişahın birisi; “-Kim bana Hızır'ı gösterirse onu armağanlara boğacağım, dedi. Çok sayıda çocuğu olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Hanımına “Ben padişaha Hızır Aleyhisselam’ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsaade alacağım. Bu kırk gün için padişahtan size ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır Aleyhisselam’ı bulamayacağım için benim başım gider, ama siz rahat olursunuz.” dedi.

Padişaha gidip Hızır Aleyhisselam’ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin istedi. Hızır Aleyhisselam’ı bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında ailesinin geçimi için sarayın ambarından çokça yiyecek, içecek ve nakit para aldı. Bunları evine teslim edip kırk gün ortalıktan kayboldu.

Kırk günün bitiminde padişahın huzuruna çıkıp her şeyi itiraf etti: “Benim aslında Hızır Aleyhisselam’ı bulacağım yoktu. Ailece sıkıntı çekiyorduk. Hızır Aleyhisselam’ı bulacağım diye sizden dünyalık almak istedim.” dedi. Padişah buna çok kızdı: “Padişahı kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi? diye bağırdı. Adam da her şeyi göze aldığını söyledi. Bunun üzerine padişah yanında bulunan üç vezirine “Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?” dedi.

Birinci veziri: “Efendimiz, bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım.” dedi. Bu sırada nurani bir genç peyda oldu ve vezirin sözleri üzerine “Küllü şey’in yerciu ilâ aslihi!” dedi.

İkinci veziri: “Hükümdarım bu adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım.” deyince aynı genç yine “Küllü şey’in yerciu ilâ aslihi!” dedi.

Üçüncü vezir: “Padişahım bana göre, bu adamı affedin. Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç işledi ama sanıldığı kadar da kötü biri değil. Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için kendini feda edebilecek kadar da iyi yürekli.” dedi. Nurani genç yine “Küllü şey’in yerciu ilâ aslihi!” dedi.

Bu defa padişah o gence: “Sen kimsin? Tekrarladığın o laf ne demektir?” dedi.

Genç cevap verdi: “Senin birinci vezirinin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bahsetti. Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi. Yorgan yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk doldururdu. O da babasına çekti. Üçüncü vezirin ise babası da vezirdi. O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim söylediğim söz “Herkes aslına çeker” demektir.

Üçüncü veziri göstererek “Vezir istersen işte vezir. Hızır istersen -kendini göstererek- işte Hızır! Ben bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm.” dedi ve gözden kayboldu.

Başta ana muhalefet partisi genel başkanı olmak üzere Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yapılan iftiralar, onun için söylenen yalanları söyleyenlerin hepsi Toprak küpün içindekini dışına sızdırdığı gibi içlerindekilerle görüp içleriyle konuşuyorlar. Tıpkı akrebin içindekilerle görüp içiyle hareket ettiği gibi hareket ediyorlar.SELAM VE DUA İLE.