Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BİZ MUHAFAZAR KESİM MİLLETİN İSOT TARLASINA GİREMİYORUZ 7.4.2022 Perşembe-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Kurtuluş savaşını bu millet topyekûn beraber yapmasına rağmen cumhuriyeti kuran irade içinde olmadığımız için bir türlü asli unsur olamadık. Cumhuriyetin ilanından sonra iktidara gelenler bu milletin

tarihle bağını kesmek için yaptıkları ilk ilkler arasında Hilafeti lağvetmek olmuştur. Hilafet makamı başın vücuttaki fonksiyonu gibidir. Bir vücut ne kadar güçlü olursa olsun üstünde başı olmadıktan sonra o vücut ceset olur. Ezeli ve ebedi düşmanlarımız Müslümanların bir daha toparlanıp bir araya gelmemeleri için işe hilafeti lağvetmekle girişmişlerdir.

Osmanlı devleti 1. Dünya savaşında yenilmediği halde içinde yer aldığı ittifak yenildiği için yenilmiş sayılarak ülkemiz işgal edilmişti. Elimizde kalan son Anadolu toprağında kimi bölgeleri İngiliz, kimi bölgeleri Fransız kimi bölgeleri de diğer devletler tarafından işgal edilmişti.

Fransızlar Adana ve Maraş’ı işgal ettikten sonra Urfa’yı da işgal etmek için harekete geçmişler. Fransızların Urfa’yı işgal edeceği haberi Urfa’ya ulaşınca o günkü İmam ve müezzinler ile din adamları Urfalıları işgale mani olmaları için milleti harekete geçirmeye çalışmışlar ama Urfalılar evlerinin gölgesinde nargilelerini yakıp mırra kahvelerini içip ikazlara pek itibar etmemişler. Günlerce uğraşmalarına rağmen Urfalıları düşmana karşı harekete geçirememişler. İmamın birisi bakmış ki olacak gibi değil koşarak milletin yanına geliyor ve; “-KOMŞULAR YETİŞİN FRANSIZLAR GELİP İSOT TARLASINA GİRİP İSOTLARI ÇİĞNEYİP SÖKÜRLAR” Diye bağırmış.

Millet hemen ayaklanıp ve ; “İsotlar bizim namusumuzdur. Onları Fransızlara çiğnetmeyiz “ diyerek hazırlanıp savaşmaya başlayıp Fransızları Urfa’dan kovmuşlar. İşte herkesin hassas olduğu bir yanı vardır. Önemli olan o hassas yanı bulmak lazım. İşte bu milletin kısmi ekserisi Müslüman olmasına rağmen bir türlü bir araya gelip hareket edemiyorlar.

Amerikanın doları yükselterek Türkiye’ye diz çöktürmesinden önce faizler % 12 idi. O zaman 100 bin Lira kredi kullanan birisi 112 bin lira ödüyordu. Şimdi 124.750 TL ödeyecek. Faizin yüzdesinin düşük veya yüksek olması ticaret açısında önemli değil. Çünkü faiz faizdir. Faiz benzine dökülen ateşin benzini yaktığı gibi faizde o toplumu veya o milleti yakıp geçer.

İşte küresel sermayenin arabasının önüne taş koyanları çoğu zaman bu kadar uğraşmadan hemen varlığına son verdiriyor. İşte 1876 yılında Sadrazam Mahmut Paşa faizlerde % 50 indirime gittiğini ve bundan sonra Galata bankerlerinin borçlarını böyle ödeyeceğini söyleyince hemen yerli piyonlar harekete geçirilerek 3 saat sonra Mahmut Paşanın Sadrazamlık görevini sona erdiriyorlar. Ondan önce veya ondan sonra nice Osmanlı padişahları Yedi kule zindanlarından bizzat yeniçeri askerleri tarafından boyunları kırılarak öldürülmedi mi?

Hatırlayın 13 Mayıs 2013 tarihinde Türkiye IMF’ye olan borcunun son taksidini ödeyip borcunu bitirmişti. Faizler ilk defa % 4.60 seviyesine inmişti. Tam IMF’ye olan borcumuzu bitirip sevinmeye başlamışken 14 gün sonra Taksim- Gezi parkında kesilen İKİ ağaç için AK Parti iktidarını protesto etmek için bir yerlerde düğmeye basıldı. Eğer Taksim-Gezi parkında kesilen İKİ ağaç için sözde yeşili protesto etmek bahanesiyle belli mihraklar bu milleti sokağa dökmeselerdi 2013 yılının sonunda faizler % 2.20 ile 2,60 Aralığına düşecekti.

Ama adamlar tıpkı yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi bizim yeşile karşı olan zaaflarımızı bildikleri için sözde yeşili protesto etmek gayesiyle sokağa dökülen bu milletin evlatları sokak ve caddeleri tarumar edip adeta savaş alanına çevirdiler. Milyarlarca lira zarara sebep oldular.

2013 yılının 27 Mayısında İKİ ağaç kesildi diye protesto yaprak ortalığı yakıp yıkanlar geçen hafta İstanbul Büyükşehir belediyesi 112 tane tarihi çınarı izinsiz kesti. Kimsede “ÇIT” Diye ses çıkmadı. Taksim-Gezi parkında kesilen İKİ ağaç için sözüm ona STK 112 Çınar’ın kesilmesi karşısında protesto yapmak şöyle dursun yazılı bir metinle kınamadılar bile.

Bu son tarihi çınar ağaçlarının izinsiz kesilmesi karşısında nüfusun ekseriyetini oluşturan muhafazakârlar bile İstanbul’da dahi protesto mitingi yapmadılar.

Ama amerikanın mevcut AK Parti iktidarını dize getirmek için doları silah olarak kullanması karşılığında nüfusun ekseriyeti buna karşı çıkıp fiyatlara zam yapmayacağı yerde onlardan daha fazla zam yaptılar. Muhaliflerden fazla AK Partiyi eleştirdiler. Neden? Çünkü keselerine ve kasalarına zarar geleceğini düşündüler. Rus OLİGARKLARIN SON SAVAŞTA YATLARINI, KATLARINI, DOLARLARINI VE DÖVİZLERİNİ KURTARMAK İÇİN DENİZLERDE FARELER GİBİ FELLİK FELLİK GEZDİKLERİNİ UNUTUYORLAR.

Hilafetin lağvedilmesinin ardına bu milletin tarihiyle bağı kesmek için harf inkılâbı yapılmıştır. Bir milleti ayakta tutan unsurların başında DİN BAĞIYLA KÜLTÜR BAĞI gelir. Bu bağların ikisiyle milletin irtibatı kesilince bu millet neyin doğru neyin eğri olduğu hususunda anlaşmayarak birbiriyle irtibatı kesilmiştir.

Çünkü alfabenin değişmesiyle beraber bu milletin hafızası resetlendi. Bir nesil düşünün ki dedesinin kütüphanesine girip hiçbir kitabın hiçbir kelimesini anlamadan çıkıyor.

M. Kamal alfabeyi değiştirmekle bizi Alzheimer olmuş bir millet haline getirdi. Alfabenin değiştirilmesi sonucu geçmiş unutuldu. Geçmiş bitti. Bunun en önemli müsebbibi yazının katlidir.

Bu konuda yazar mütefekkir Peyami Safa’nın bu konuda söylediği müthiş bir lafı var. Lafında; “Milli Kütüphanesine girip tek kelime okumadan çıkan biricik nesil.” Yeryüzünde kendisine böyle zulmedilmiş başka bir millet yoktur.

BİZİM HİÇ ZAMAN KAYBETMEDEN BEHAMEHAL BU MİLLETİN HASSASİYETLERİNİÖĞRENİP ONA GÖRE HAREKET ETMELİYİZ. SELAM VE DUA İLE.