Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

GERÇEĞİ GÖRMENİZ İÇİN İLLADA BAŞINIZA SİZİN KADAR TAŞ MI DEĞMESİ LAZIM 19.3.2022 Cumartesi-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Taşın sert olduğunu anlamak için ilada ısırmak gerekmez. Onun için çok muhterem ağabeyim İsmet Özel geçmişte “TAŞLARI YEMEK YASAK” diye bir kitap yazmıştı. Bir eczacı sattığı bütün ilaçları kullanmak zorunda da

değil. O doktora giden hastanın reçetesine bakarak ilacın üstüne hastanın nasıl kullanacağını yazıp verir. Şimdi reçetesinde yazılı olan ilaçları almaya giden hasta eczacıya; “Bu ilaçların benim hastalığıma iyi geleceğini garanti edebilir misiniz? Siz bu ilaçları daha önce kullanıp denediniz mi?” Diye sorabilir mi?

Kaldı ki Türkiye 2002 yılında savunma sanayinde % 95 dışa bağımlıyken bugün sadece % 15 bağımlı hale geldi. Türkiye savunma sanayinde ve bilhassa İHA-SİHA VE DİHA’LAR olmak üzere dünyada ilk üç sırada yer alıyor. Başta amerika olmak üzere Avrupa kıtasında her gün silah uzmanları Türkiye’nin üretip kullandığı ve ihraç ettiği insansız hava araçlarıyla ilgili makaleler yayınlanmaktadır. Hatta Amerikalı senatör amerika senatosuna; “Türkiye’de üretilen insansız hava araçlarının sınırlandırılması için kanun teklifi bile verdi.

20 yıl önce sadece 62 olan savuma projesi bu yıl 750’yi geçti. İHA istedik vermediler, biz de bayraktar, akıncı, aksungur’u yaptık, Kendi savaş gemisini yapan 10 ülkeden birisiyiz. İHA VE SİHA üretiminde ilk 3 ülke arasındayız. İHA’lar için kameraya ambargo koydular. Onu da kendimiz yaptık. Füze istedik vermediler, kendi füze sistemimizi geliştirdik.

Atak helikopterimiz terörle mücadelede en önemli araçlarımızdan biri haline gelmiştir. İhracatına başladığımız ağır sınıf taarruz helikopterinde geliştirme devam ediyor. ANKA’nın daha üst modeli AKSUNGUR yerini aldı

Türkiye’nin savunma sanayi için üretip ihraç ettiği ürünlerin hepsi satılmadan önce Libya, Karabağ, Afrika kıtası ve şimdi de Ukraynalılar Rus ordusuna karşı kullanılıyor. Yani hepsi garantili ürün. Daha önce İsrail’den aldığımız insansız hava araçları olan Heron’ların çoğu bir defa olsun uçmadı bile. Türkiye onların parasını verdiği halde tamiratını yaptıramadı.

Başta CHP olmak üzere bizdeki müzmin hastalığa yakalanan Muhalefet bu gerçekleri gördüğü halde görmemezlikten geliyor. Türkiye’nin son on yılda savunma sanayinde yaptığı icatları bildikleri halde bilmemezlikten geliyorlar. BEŞTEPE’DE yapılan TAPUSU HAZİNE BAKANLIĞINA AİT BAŞKANLIK BİNASINA “SARAY “ dedikleri gibi insansız hava araçlarına da “damadın oyuncak silahları” diyerek aşağılıyorlar.

Bunlar yengeç gibi doğruyu bildikleri halde yan gidiyorlar. Geçmişte Hazine ve maliye bakanlığına Sayın Reisi cumhurumuzun damadı Sayın Berat Albayrak getirildiği zaman da hem reisimizi hafife almak hem de Sayın Berat Albarak’ı aşağılamak için “damat geldi damat gitti. Damat Ekonomiyi batırdı. Damak konuştukça dolar yükseliyor. Devletin hazinesi değil de sanki sarayın hazinesi” gibi ipe sapa gelmek yalan ve iftiralar sıralayıp durmuşlardı.

Hâlbuki Sayın Berat Albayrak Türkiye cumhuriyetinden gelmiş geçmiş en başarılı Hazine ve Maliye Bakanıydı. Çünkü onun bakanlığı sırasında Türkiye’nin yıllarca dışarıdaki ülkelerde emanet olarak duran 750 TON ALTINI GETİRTİP HAZİNEMİZE TESLİM ETMİŞTİ.

İşte bunun canlı şahitleri olayı şöyle anlatmışlardır;

Eski Ekonomi Bakanı DSP'li Masum Türker katıldığı bir programda döviz rezervleriyle ilgili yapılan algı operasyonlarına çok net yanıtlar verdi.. Türker açıklamalarında, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef alanlara da yanıt vererek: "2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç ay evvel Türkiye yurt dışındaki bütün altınlarını ülkeye taşıdı. Bu çok önemli bir konu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yurt dışına karşı dik duruşunu, gücünü buradan alıyor. Devletimizin yurt dışında rezerv adı altında emanette parası yok artık. Bu milli olarak övünülecek bir durum." ifadelerini kullandı.

Eski Halk Bank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla'nın ABD'de tutuklanmasının nedeninin, Türkiye'nin yurt dışındaki rezervini ülkeye taşımasından kaynaklı olduğunu da öne süren Türker, "Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Bey esip gürlüyor ya, o gücü nereden alıyor? Devletimizin yurt dışında rezerv diye emanette parası, altını yok artık" dedi.

Peki, Türkiye’nin çağ atladığı mayan beyan ortadayken başta CHP olmak üzere müzmin muhalefet ile bunların gazete ve televizyonları neden bunları görmek istemiyor? İşte cevabını muhalefetin ağzında buraya yazıyorum.

CHP'li Engin Altay'ın itiraf gibi sözleri Meclis'te söz alan CHP'li Engin Altay, yaptığı konuşmada skandala imza attı. Altay, "hükümet dünyanın en doğru işini yapsa bile yanında olmayacağız" dedi.

Yılmaz Özdil, Ezgi Pekşen'in sunduğu programda Nokta Tv'nin konuğuydu.

Çeşitli siyasi konulara, Türkiye'ye hakim olan havaya dair açıklamalarda bulunan Yılmaz Özdil, CHP'nin sürekli başarısız oluşuna ve seçmenlerinin hayal kırıklığına uğradığa değindi.

CHP seçmenlerine seslenen Yılmaz Özdil, "Tele1 seyrederseniz, Cumhuriyet gazetesi okursanız dersiniz ki AK Parti bitmiş ya, CHP ilk seçimde yüzde 90'la seçimi kazanır." dedi.

Gençlerin hayal kırıklığına uğradığını söyleyen Özdil, "Sonra ne oluyor, geliyor seçimde herkes karalar bağlıyor, özellikle bu ülkenin gençleri her defasında bu hayal kırıklığına uğramanın neticesinde ülkeyi terk etme noktasına geliyor."

'Atatürkçü gazeteci' geçinenlerin olduğunu söyleyen Özdil, "Siz gazetecilik yapmanız gerekirken kendi kişisel menfaatleriniz gereği halka yalan söylüyorsunuz. Ekmelettin İhsanoğlu'nu bu topluma, Atatürkçü CHP'ye kakalayan kitle, bugün genel merkezin talimatıyla, Atatürkçü gazeteci ayaklarıyla topluma ders vermeye çalışıyor. " dedi.

Yılmaz Özdil "Ve bu anlattıklarımı CHP'nin bütün milletvekilleri biliyor. Bütün il ve belediye başkanları biliyor. Kimse buna sesini çıkarıyor mu, çıkarmıyor. O zaman adam üzerimizden dozer gibi geçmeye devam edecek dersin." dedi.

Türkiye’nin ne kadar büyüdüğünü dışarı çıkmayanlar bilmiyor. Hani adamın biri ineği bir erkek dana buzağılıyor. Adama her gün danayı kucakladığı için dana iki yaşına geldiğinde de kucaklayıp yerden kaldırabiliyormuş.” Diye bir olay anlatılır.

İşte bu fakir-i pür taksir ilk defa 2009 yılında yurtdışına çıktığında en az OTUZ ülke insanıyla konuşup sohbet etme imkanı bulduğumda dünyanın bize nasıl bir misyon yüklediğini görmüştüm. Elbisemizin üstünde TÜRK BAYRAĞI GÖREN LOKANTACIYA YEMEK YEYİP PARASINI VERMEYE KALKTIĞIMIZDA LOKANTACI BİZE; “PARANIZI SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN DAVOS’TA ÖDEDİ” DİYEREK PARA ALMIYORDU. BİZZAT BEN BÖYLE ONLARCA OLAYA ŞAHİT OLDUM.

İşte gazeteci İsmail Saymaz da geçte olsa Türkiye’nin büyüklüğünü Ukrayna’daki savaşla ilgili haber yapmaya gittiğinde görmüş ki şöyle demeç vermiştir;

Rus işgaline karşı Bayraktar TB2'ler ile atağa geçen Ukraynalılar, her fırsatta Bayraktar'ı övüyor.

Sivil halktan askeri alanlara kadar her alandan gelen övgüler, İsmail Saymaz'ın da dikkatini çekti.

"MEDYANIN ABARTTIĞINI DÜŞÜNÜYORDUM"

İsmail Saymaz, Halk TV'de katıldığı programda Bayraktar ile ilgili durumun daha önce Türk basınında iktidar yanlısı medya tarafından abartıldığını düşündüğünü söyledi.

"TÜRK OLDUĞUMUZU DUYUNCA BAYRAKTAR DİYORLAR"

Fakat Ukrayna'da karşılaştığı gerçeğin altını çizen İsmail Saymaz, orada sadece kendisinin bile bu durumu iki kez yaşadığını anlattı. "Türk olduğumuzu duyunca Bayraktar diyorlar" ifadelerini kullanan Saymaz, olay anını şu cümlelerle anlattı:

"Şu gerçekten doğru, ben iki defa karşılaştım. Türk olduğumuzu duyunca Bayraktar diyorlar. Bu da enteresan bir durum. Ben Türkiye'de iktidar yanlısı medya bunu böyle büyütüyor diye düşünüyordum. Orada da sadece bana bile iki kere geldi.

"BİZİM BAŞKA SİLAHIMIZ DA YOK"

Birinde Lviv'de halkın kamuflaj ürettiği atölyede denk geldi. Bir de çevirme noktasında polis denk geldi. Polis hatta dedi ki 'Bizim başka da silahımız yok' gibi bir şey ifade etti. Bu da tuhaf doğrusu."

Gazeteci Murat Ağırel Ukrayna'da yaşadıklarını anlattı: Türk olduğumu duyunca 'Bayraktar' dediler.

ALLAH KİMSEYİ GÖRDÜĞÜ HALDE KÖR DUYDUĞU HALDE SAĞIR BİLDİĞİ HALDE DİLZİ YAPMASIN. SELAM VE DUA İLE.