Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BİZİM ANADOLU'DAN BAŞKA GİDECEK YERİMİZ YOK 6.3.2022 Pazar-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Birileri bu memleketin parasını, maddi imkânlarını sanat adı altında söğüşleyip durmakla kalmayıp kendini besleyen bu milletin diniyle diyanetiyle örfüyle âdetiyle hakaret edip durmaktadırlar. Biliyorum siz bizi hiç sevmediniz. Sevmeye kalksanız bile tihniyetiniz buna müsait değil. Çünkü siz

sansar tiyniyetlisiniz.

Ben bir yerde size kızmıyorum. Esas kızdıklarım sizi sanatçı zannederek sizi dinlemeye gelen Anadolu’nun saf ve temiz insanlarıdır.

Sözüm ona bu sanatçı müsveddeleri her fırsat buldukları anda İslam’a ve İslam’ın değerlerine saldırıyorlar.

İşte bu müsveddelerden birisi son Kurban Bayramında şöyle dedi;

- Bazı gelenekler maalesef değişemiyor, keşke biraz değişse. Daha az hayvan öldürsek. Bre ahmak ve alçak o“Gelenek” dediğin Müslümanların dini bayramı...

Bu cümleyi söyleyen alçak Kuzu Bayramınızda kuzuları götürüyor ama..Biz sizin kuzunuza karışıyor muyuz ki; sen bizim kurbanımıza karışıyorsun...Bütün bunlar inanın tesadüf değil. Bunların İslam dini ile kavgaları var. Bunlar orasını burasını açarak orasını burasını sallayarak kıvırmayı sanat zannediyorlar. Hele o “kuzu” şarkısı olan geçmişte amerikaya gidip sözde şarkı söyledi. Şarkı söylerken çıplak kıçının fotoğrafları gazete ve dergilerde üç gün boyunca gezip durdu. 4. Gün o kıçın kendisine ait olduğunu beyan etti.(Son iki cümleyi yazmak zorunda kaldığımı için hepinizden özür diliyorum)

Biraz omurgalı olun be! Hem kucağımıza oturup hem de sakalımızı yolmaya kalkmayın. Kavgalarını da mertçe yapmak yerine sanat adı altında işte böyle ahlaksızca yapıyorlar.

Siz beğenmiyorsunuz diye Türkiye Cumhuriyeti’nin dinini değiştirecek hali yok. Biz dinimizi değiştirmeyeceğimize göre, siz memleket değiştirip, İsrail’in yolunu tutacaksınız. Hem de kuzu kuzu gideceksiniz. Ya da aklınızı başınıza alıp dilinizi tutacaksınız.

Siz kendinizi devamlı olarak bulunmaz Bursa kumaşı zannederek millete tepeden bakıyorsunuz..

Siz ve sizin gibilerin ilkesizlikleri ve fütursuzlukları suskunluğumuzdan cesaret alır, suskunluk yüzünden de başkaları alan kazanır" düşüncesiyle hareket edersiniz. Sizler 90 seneden beri bu milletin kanını vampirler gibi emip durmanıza rağmen bu milleti hiç sevmediler.

Sizler, sağmal inek gibi gördüler bu ülkeyi!.. Sütünden yararlandıkları, yoğurt ve kaymak üreten bir varlık olarak gördüler bu ülkeyi!..

İneğin gübresini sevdiler!.. Yalılarının, villalarının, malikanelerinin bahçelerindeki çimleri beslediği için!..Derisini sevdiler bu ülkenin... Saray yavrusu evlerindeki şöminelerinin önüne pösteki olarak serip, üzerinde romantizm yaşamak için!..

Onlar, bu ülkenin kargalarını da sevdiler!.. Sırf, akıllı, ama unutkan” olduğu için!..Sakladığı tohumların yerini bulamadığı için, meşe palamutları oluşmasını, alıçlar, kestaneler, çamlar ve cevizler yetişmesini sağladığı için sevdiler kargaları!.. Ama, ülkenin insanlarını hiç sevmediler!..

Bunlar yetişmeseydi, ormanlar oluşmasaydı, nerede tatil yapacaklardı, nerede piknik yapacaklardı?.. Ağaçların keresteleri olmasaydı, nasıl ceviz koltuklarda oturacaklardı?..

Evet, kargaların unutkanlığını sevdi onlar... Sakladığı tohumları bulamasın, oralarda ormanlar oluşsun da, ormanları katledip, üzerinde “villa ormanları” inşa etsinler, lüks villalar, marka siteler kursunlar diye sevdiler kargaları!..

Onlar, kargaların sadece “akıllı ama unutkan” olmasını değil, kakasını da sevdiler!.. Karga, kakasını yapsın ki, yediği incirin tohumunu bıraksın toprağa!..Ki, bunlar da incir güzelleri seçsinler!.. Sonra da, o incir güzelini şöhret yapıp, garsoniyerlerinde kullansınlar!..

Onlar bu ülkenin hırsızını, hortumcusunu, vurguncusunu, dinsizini ve donsuzunu sevdiler de, başörtülüsünü, şalvarlısını, sakallı ve takkelisini hiç sevmediler!.. İşte iki gün önce Kütahya Belediyesi'nin Kastamonu'daki sel felaketinde görev alan personeller için düzenlediği teşekkür belgesi takdim töreninde 'takke' gerginliği yeniden yaşandı.

Siz ve sizin gibi Selanik göçmenlerinin yapmak istedikleri neslimizi bozmaya çalışmaktır. Bütün mesele burada düğümleniyor zaten; nesillerimizi bozmak. Huzursuz bir evde çocukların yetişmesi zordur. Nesillerimizi bozdular da asla ümitsiz değiliz. Mutlaka uçurulan çatının daha güzelini yapacağız, su alan temeli de tahkim edeceğiz. Bunları yapmadıkça bütün çabalar boşunadır. Sen üzülme emmi, evinin içi cennet gibi olsun, çocukların da koşacaklar evlerine.

İki alıntı yapmak istiyorum. Biri İbn Haldun’dan:

“ Mülk sağlam temellere oturmaya başlayınca, melikin yaptığı ilk işlerden birisi, mülkü beraber kurduğu insanlardan kurtulmak ve yabancılarla çalışmaktır. Çünkü melik bilir ki, mülk üzerinde en az kendisi kadar o insanların da hakkı vardır.”

İngiliz tarihçi Arnold Toynbe, Amerika’da Prof. Dr. Kemal Karpat’ın düzenlediği bir sempozyumda şunları söylemiştir:

“ Eflatun’un ideal devletine en uygun örnek Osmanlı İmparatorluğu’dur.” (Türk Edebiyatı Dergisi, 2018, sayı 542) Siz bizim çatımızı uçurdunuz.

Bu karda kışta, halk can derdine düşmüşken, İmamoğlu, İngiliz Büyükelçisiyle bir balıkçıda keyif çatıyordu. Aynı İngiliz’in ataları da birileriyle keyif çatarak çatımızı uçurdular emmi! Huylu huyundan vazgeçmez emmi!

Şeytan içi boş silahı değil, aklı boş insanı doldurur, Tıpkı sizin gibi. Unutmayın! Şeytanla ortak buğday eken, sadece samanını alır.

BİZ BURADAYIZ. REİSİMİİN DEDİĞİ GİBİ TEK TEK DEĞİL TOPUNUZ GELİN. BİZ YA OLACAĞIZ YA DA ÖLECEĞİZ. SELAM VE DUA İLE.