Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

CHP DHP VE FETÖ KONUSUNDA AVA GİDERKEN AVLANDI 13.12.2021 Pazartesi- Yeşilyurt/ MALATYA

PDFYazdıre-Posta

CHP PKK terör olayların başladığı 1984'ten beri Doğu ve Güneydoğu'da geri çekilmek zorunda kaldı. O günden beri CHP Doğu ve Güneydoğu'da politik bir varlık gösteremedi.

Aradan uzun zaman geçtikten sonra geçtikten sonra CHP'nin dostları

CHP'ye Doğu ve Güneydoğu'da tekrar varlığını göstermesi için HDP ile ittifak yapmasını istediler. CHP mal bulmuş mağribi gibi sonucu düşünmeden başlangıçta HDP ile seçim ittifakı yaptılar.

Bu çerçevede CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Artvin'de bir miting yaptı. Ama bu mitingde CHP kendi parti bayrağıyla Türk bayrağını meydanda açamadılar. Bunun en son CHP’nin sözde pahalılığı bahane ederek Diyarbakır’da yapmasını bildirdiği mitingden son dakikada vazgeçmesinden anlaşılıyor. Miting meydanına HDP’lilerin gelmeyeceğini anladı. HDP’liler gelmeyince miting meydanına Mersin mitinginden daha az insan gelecekti. Bu da HDP ile yaptığı ittifakı daha da zora sokacaktı.

Aradan bunca zaman geçmesine rağmen CHP bir türlü Doğru ve Güneydoğu'da bir varlık gösteremezler HDP CHP sayesinde CHP'nin kalesi sayılan merkezlerde % 22 oy aldı. Böylece CHP ile HDP'nin durumu Hırsız ile ev sahibi misalini aklıma getirdi.

Hikâyeyi kısaca anlatayım. Çoğunuz “Baba bir hırsız tuttum…” hikâyesini bilirsiniz. Hikâye kısaca şöyle gelişmiştir:

Sonradan görmüş birisinin evine hırsız girmiş. Baba eve hırsız girdiğinin farkına varınca hırsızı kaçırmak için; “Kim var orada? Ne arıyorsunuz evimde?” Diye seslenince hırsız hemen dışarı fırlayıp kaçmış. Oğlu hırsızı kovalamaya başlamış. Baba her ne kadar; “-Oğlum gel gitme! Hırsız bir şeyimizi çalmamış. Bırak gel dediyse” de oğlu babasını dinlemeden hırsızı kovalamaya başlamış. Hırsız gecenin karınlığından faydalanarak evden uzaklaştıktan sonra kendisini kovalayana bakmış ki gücü ona yeter. Önce hızlı koşarken yavaşlamış. Oğlan hırsızı tutmuş. Çekip babasına getirmek istemiş ama getirememiş. Babasına; “Baba ben hırsızı tuttum” demiş. Babası; “Oğlum hırsızı al da gel oğlum” demiş. Oğlan; “baba gelmiyor” diye cevap vermiş. Baba; “Öyleyse hırsızı sal da gel” demiş. Oğlu; “Baba hırsız beni salmıyor” Diye cevap vermiş.

İşte gerek FETÖ silahlı örgütün başındaki şarlatan gerekse HDP’nin başındaki şahıslar aynen bu hırsız olayına benziyor. Eğer siz bir milletin saflığından istifade eder o milletin duygularını istismar ederseniz o milletin ahı çok geçmeden elinize ayağınıza dolaşır. Ve siz aynen oğlanın “Baba hırsızı yakaladım” deyip sonra da hırsızın kendisini yakaladığına dönersiniz.

Siz bu saf milletten daha çok para toplamak için dininizi, imanınızı itikadınızı ayaklar altına alırda; “-HÂŞÂ VE KELLÂ- bir taraftan partileri kötülerken diğer taraftan kötüledikleri partilerin içine sızıp partiler üstü bir oluşum olduğunuzu topluma deklare ederseniz “Her ne hikmetse FETÖ silahlı terör örgütünün başındaki şarlatan 1995 yılında rahmetli Savaş Ay’la yaptığı bir röportajda Savaş Ay kendisine; “Herhangi bir partiyi destekleyip desteklemediğini” sorduğunda çok küstahça bir şekilde; -HÂŞÂ VE KELLÂ-“ Cebrail gelip parti kursa dönüp bakmam” diyen zat Dostmodern Darbe girişiminin arkasında durmadan kaset yapıp CHP genel merkezine gönderip Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünü açmış oldu.

Söze gelince Cumhuriyeti kuran irade olduklarını ve partilerinin cumhuriyetle yaşıt olduklarını ileri süren CHP’liler dışarıdan gelen zorlamalar nedeniyle sözde HDP ile birleşerek Millet ittifakı oluşturdular. Hâlbuki HDP’liler her fırsatta ülkeyi böleceklerini söyledikleri gibi son olarak da Federasyon bile istediler.

Kemal Kılıçdaroğlu CHP genel başkanı olduğu ilk yıllarda meydanlarda insanları coşturmak için “Biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz” Diye slogan atarlardı. İşte o zaman HDP Ağrı Belediye başkanı olan Sırrı Sakık yaptığı bir konuşmasında; “ İt sürüleri, siz Mustafa Kemal'in değil askerleri generali olsanız ne yazar. Haddinizi bileceksiniz bu halka saygı göstereceksiniz" dedi.

Aslında bunlar yenilir yutulur hakaretler değildir. Şimdi her fırsatta her şeye maydanoz olan CHP’nin sözcüsü Faik Öztrak utanmadan sıkılmadan arlanmadan hala ekonomi üzerine konuşabiliyor. Bay Faik! Faizlerin % 7500 fırladığı zaman siz işin göbeğinde değimliydiniz? İnsanda biraz utanma ve sıkılma olur. Hiç değilse ekonomi konusunda konuşmaz.

Yine 1994 5 Nisan krizinde de CHP’nin yavrusu SHP iktidar ortağı değil miydi? 1994 Temmuz’unda memurlara o günkü parayla 217 bin lira zam kararlaştırılmıştı. O zaman genel başkanınız Erdal İnönü bu parayı az bularak imzalamamıştı. Kararname üç ay bekletildi. Sonunda 219 bin Lira zam verilerek artış yürürlüğe girmişti. Üç ayın sonunda maaşlara 2 bin lira artışa razı olmuştunuz. O sene yıllık enflasyon % 161 olarak gerçekleşmişti. Bugünkü parayla 217 Kuruş zamma razı olmamışken üç ay sonra 219 Kuruş zamma razı oldunuz. Yani milyonlarca çalışan ve emekli Temmuz ayında alması gereken 217 Kuruşu vermediniz. Arkasında üç ay sonra 2 KURUŞ ekleyerek verdiniz.

Bay Faik şimdi de kalkmış 2022 yılı Ocak ayında yürürlüğe girecek olan asgari ücretin 6 BİN LİRA olması gerektiğini söylüyor. BAY FAİK! İŞKEMBEY-İ KÜBRADAN ATMAK KOLAY. Daha 2 Kuruş verdiğinizin üstünde bugün itibarıyla 27 sene geçti. Mademki bol keseden atıyorsun o zaman niye 2 kuruş yerine 217 kuruş (Yani 217 bin Lira) vermediniz?

Hani şimdi mevcut asgari ücret 2825 Lira iken 6 Bin lira olmasını istiyorsunuz. Bu artış % 100'ün üzerinde bir yekün tutyor. Ben ise o günkü memur ve çalışanların maaşını % yüz arttırmanız yerine sadece yapılan artışı % 100 arttırmanız için böyle yazdım. SELAM VE DUA İLE