Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

“YA ATATÜRK OLMASAYDI?” DIYECEK...DOĞRU; YA ATATÜRK OLMASAYDI?.. AMA, HANGI ATATÜRK?!? YA DA; KIMIN ATATÜRK’Ü?...18.9.2021 Cumartesi-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Âma adamın fili tarif ettiği gibi bu memlekette herkes kendine göre Atatürk’ü tarif ediyor. Hâlbuki Atatürk de diğer silah arkadaşları gibi bir Osmanlı paşasıydı. Atatürk’ü insanüstü kuvvetlerle donatarak anlatanlar niye Atatürk’ün doğup büyüyüp yetişip 42 yıl içinde yaşadığı Osmanlıyı yerin dibine

batırmaya çalışıyorlar?

Hâlbuki Atatürk’ü Atatürk yapan onun eğitim aldığı okullar ile yetiştiği aile ortamı değil mi? Atatürk’ün arkasına sığınarak bu memleketi soyanlar öyle çok Atatürk tarif ettiler ki insanın içinde ister istemez HANGİ ATATÜRK? Diye sorası geliyor.

Bize laik, çağdaş, demokrat diye tarif edilen Atatürk Şapka takmayanları asardı ama diktatör değildi… Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e “Gökte indiği sanılan kitaplar” derdi ama dinsiz değildi. Bugün onu savunanlar hala şapka takmadığı için idam edilen dedelerinin torunlarında ona dua etmesi isteniyor. Ama DİNDARDI diyorlar.Çok içerdi ama SARHOŞ değildi… Bilin bakalım BU ADAM KİM???

Oysa Atatürk’ten önce 600 sene boyunca ülkeyi idare edenlerin yaptığı hizmetlerin hangi birisini sayayım?... Hepsinin de kendine has becerisi, kendine has devlet yönetimi vardı ki, 600 yıl boyunca “huzur, barış ve adaletin sembolü” oldular dünyada...

Onlara; “Beylikten imparatorluğa” giden yolu açmalarında, onlara, “çağ kapayıp, çağ açmaları”nda ne “sarık”ları engel oldu, ne de “sakal”ları!..

Onlar olmasaydı;

Bırakın “Çağdaş Türkiye”yi, acaba “Türkiye”nin kendisi olacak mıydı?..

“Sarıklı mücahidler” olmasaydı, bu topraklar hâlâ “düşman çizmeleri” tarafından çiğneniyor olmayacak mıydı?..

Biliyorum; bazıları, “Ya Atatürk olmasaydı?” diyecek...Doğru; ya Atatürk olmasaydı?.. Ama, hangi Atatürk?!? Ya da; kimin Atatürk’ü?..

Benim bildiğim, benim tanıdığım, benim incelediğim Atatürk, hiçbir zaman ne “sarık”la uğraşmış, ne de “sakal”la!..

Benim bildiğim Atatürk; “Tesettür” ve onun bir parçası olan “başörtüsü” ile de uğraşmamıştır!..

Tam aksine; Tesettürlü hanımların da toplum hayatına kazandırılması için çaba sarfetmiştir.

Bunun aksini iddia edenler; Ya “Atatürkçü” değildir,Ya da “yalancının teki”dir!..

SARIKLI ATATÜRK!

Bugün; “Atatürkçü” olduklarını iddia edenler, Fatih’teki “cenaze görüntüleri”ni ve bir “iftar yemeği”nde gizli kamerayla çekilip, “servise sunulan” fotoğrafı tartışıp, bunun üzerine ahkâm kesiyor!..

Diyorlar ki;

“Bu görüntüler çağdaş Türkiye’yi yansıtmıyor!.. Bunlar, Atatürk Türkiyesi’ne yakışmayacak çağdışı görüntülerdir!”

Kim söylüyor bunları?..

Kendilerinden başka herkesi “Atatürk düşmanı” ilân edip, “Atatürk’ü kendi tekellerine alan”lar!..

Peki, “Atatürk’e rağmen Atatürkçülük” yapanlar, yukarıdaki fotoğrafa ne buyuruyorlar?..

Hemen söyleyeyim ki;

Bu fotoğraf, “gizli kamera” ile çekilmedi!.. Bir “cenaze töreni”nde veya bir “iftar yemeği”nde de çekilmedi!..

Bu fotoğraf;“Meclis’in önünde” çekilmişti...Evet, Meclis’in önünde!..

Bu fotoğrafı, Atatürk’ün Son Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ın Hayat Yayınları arasında çıkan “Fotoğraflarla Atatürk” kitabından aldım...

Hasan Rıza Soyak, “Sarıklı Atatürk” fotoğrafının altına şu notu düşmüş:

“İlk günlerde, Meclis’te büyük ekseriyeti teşkil eden sarıklı mebuslara, kendisinin de Trablusgarp’ta, onlarınkine benzer bir kisve hediye edilmiş olduğunu söylemiş ve onlarla birlikte bu fotoğrafı çektirmişti.”

Hele söyleyin; Atatürk, bu “fotoğraf”ın tarihe geçecek bir “belge” olacağını bilmiyor muydu?..Elbette biliyordu!..

Ama, ne yaptı; “sarıklı ve sakallı milletvekilleri”ni etrafına toplayıp, kendisi de “sarıklı” bir kıyafet giyerek, onlarla birlikte bu “görüntü”yü verdi!..

Pardon; aynı kitapta, bir de “Sakallı Atatürk” fotoğrafı var... Hem de “Derne Komutanı” olarak!..Şunu söylemek istiyorum:

Ne yüzündeki “sakal”, ne de başındaki “sarık”, Atatürk’ün “Atatürk” olmasını engellemedi!.. Ne “savaş”tan geri kaldı, ne “zafer”den!..

ATATÜRKÇÜ CHP!

Peki, ya “Atatürkçü” olduklarını iddia edenlere ne demeli?.. Sorarım onlara; “bilim”in neresindedirler?.. “Teknoloji”nin, “keşif” ve “icat”ların neresindedirler?..

Allah aşkına söyleyin;

“Atatürk’ün yolundan ilerleyip, biz de şu eserleri kazandırdık ülkeye!” desinler, buna dair tek bir örnek göstersinler de, dişimi kırayım!..

Alın CHP’yi!..

“En bi Atatürkçü” olarak kendilerini görürler. “Atatürk ilke ve devrimlerini korumak CHP’nin öncelikli görevidir” derler!.. Habire “panel ve sempozyum” düzenler ve laga-luga yaparlar!..

Habire nutuk atarlar, habire “Atatürkçülük edebiyatı” yaparlar!..

Sorarım size;

“Bu da CHP’nin eseridir” diyebilecekleri bir tek “eser” var mıdır şu ülkede?.. Taş üstüne koydukları bir “taş” gösterebilirler mi? Tam aksine!..

Var olanı da kuruttular!.. Hele hatırlayın “Sözen’li İstanbul” günlerini!.. Yağmur yağmadığından, göller kurumuştu göller!.. Musluklardan “yosun” akıyordu!..

Dahası, “göl tabanları” çatlamış, yarım metrelik “yarık”lar açılmıştı!..

Sonra öğrenmiştik ki; bize “yosun” içiren “CHP’li tosun”lar, çoktaan köşeyi dönmüş, bize de “İSKİ lâğımı” kalmıştı!..

Ama, yine de haklarını yemeyelim... “Hiçbir eserleri yok” deyip de, günahlarını almayalım...

Evet, bir “eser”leri var!..

Erdal İnönü’nün, Trakya taraflarında açtığı bir “umumi tuvalet” var ki, Türkiye’ye yaptıkları “tek hizmet” bundan ibaret!..Türkiye genelinde milleti “gerseler” de, orada “rahatlıyor” insanlar!.

HANGİ ÇAĞDAŞLIK?

En başta dedim ya;

Bir “Alacakaranlık Kuşağı” yaşıyor Türkiye!.. “Hafıza”sını kaybetmiş, “hatıra”ları silinmiş ve “değer”lerinden koparılmış bir Türkiye!..

“Biz, bize yabancı” olduk!..Biz, “biz”den koptuk!.. Biz, “kendini koruyan kabuğu” beğenmeyip, “tüh kıllı” diyen “kestane”lere döndük!..Biz; çıktığı “yumurta”nın kabuğunu beğenmeyen “civciv”lere döndük!..

Şimdi kalkmış; “çarşaf”a dil uzatıyor, “başörtüsü”nü dışlıyor, “sarıklı”yı ve “sakallı”yı çağdışı ilân ediyoruz!..

Ne acıdır ki;

“Padişahlardan “Atatürk’e kadar, bu toprakları “vatan” yapan tüm insanlar, ya “sarıklı”ydı, ya da “sakallı!”

Dahası; bize ve dünyaya “Fetih” gibi bir hazineyi, “Havan Topu” gibi bir teknolojiyi kazandıran Fatih Sultan Mehmed Han’ın başındaki sarık ve yüzündeki sakal, onun “çağ açıp, çağ kapatması”na asla engel olmadı!..

Ya; “sakalsız, bıyıksız ve sarıksız Türkiye’de durum nedir?.. Ne acı ki;

Kendimiz yapamayıp, “ithal” ettiğimiz “top”larımızın, “tank”larımızın ve “uçak”larımızın modernizasyonunu bile sadece “56 yıllık tarihi” olan bir ülkeye, evet “birkaç milyonluk İsrail”e yaptırıyoruz!..

Demek oluyor ki;

“Sakalsız, bıyıksız ve sarıksız” olmakla, “çağdaş” olunmuyor!!! Eğer olunuyorsa; buyurun, bir “eser” koyun ortaya da, görelim!.. Ama, hayır;

Rektörünün bile “bilim hırsızı” olduğu bir ülkede, ancak ve ancak “çarşaf” yasaklanır ama neticede “çarşafa dolaşılır!”

“Çağdaş Türkiye’yi yansıtmadığı” iddia edilen insanlar ise, ülkeye “48 milyar dolar” kazandırarak, “ihracatta rekor” kırarlar!.. Onlar, “Son 28 yılın en düşük enflasyonu”nu gerçekleştirirler!..

Ama, yine de “çağdaş” sayılmazlar!..Peki, “çağdaşlık” nedir?..Söyleyin Allah aşkına;

“Sakallı ve sarıklı Atatürk” de mi “çağdışı”ydı?..

O da mı “takiyye” yapıyordu?.. Hayır, hayır; Alın, “çağdaşlık” sizin olsun, tekelinize aldığınız Atatürk’ü geri verin bana!. Hatıralarımı da!.. Benliğimi de!!!. SELAM VE DUA İLE.