Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

SIZCE MUHALEFET NEDEN ERKEN SEÇIM ISTIYOR 3.6.2021 Perşembe-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Muhalefetteki parti ile iktidardaki partinin oy oranları arasında 2 veya 3 puanlık bir fark olur ülkede başıboşluk kargaşa, enflasyon başını alır kontrolden çıkar, ülkede terör olayları artar da iktidar bunları önlemekten aciz kalırsa muhalefetin “ERKEN SEÇİM” istemesi normal karşılanır. Ülkemizde Allah’a şükür Enflasyonun biraz yüksek seyretmesinin dışında böyle bir durum

yoktur.

Hem Türkiye’de 19 seneden beri iktidar ile muhalefetteki partiler 11 seçim yapmasına rağmen her seferinde iktidardaki AK Parti ile muhalefetteki CHP arasındaki oy farkı AK Parti lehine % 15 ile 19 oy orananı farkı var. Son seçimlerde CHP’nin aldığı oy oranı % 28 iken AK Partinin aldığı oy oranı % 49’dır. Bu kadar dinamik bir seçmene sahip olan ülkemizde CHP’nin ha demeyle kapatılacak bir oran değil. Üstüne üstlük kamuoyu araştırmacıların yaptığı anketlerde CHP’nin oyu artması gerekirken azalıyor. Bu da CHP zihniyetinin sunduğu “ALBENİLER” milletimiz tarafından dikkate değer görünmüyor.

CHP ile birleşen diğer partilerin her seferinde “ERKEN SEÇİM” istediklerinde samimi değiller. Onların iktidara gelmek ülkeyi yönetmek gibi ne bir dertleri nede projeleri var. Siz bugüne kadar başta CHP olmak üzere muhalefet partilerin ihracatı nasıl artıracaklarına, ithalatı nasıl azaltacaklarına, işsizlik rakakmlarını nasıl aşağı düşüreceklerine dair bir proje ortaya koyup konuştuklarını gördünüz veya duydunuz mu?

Onlar 19 seneden beri yapılan 11 seçimin 9 tanesi CHP’nin genl başkanı Kemal Kılıçdaroğlu devrinde yapılmış hepsinden mağlup olarak çıkmışlar ve iktidara gelememişlerdi. Öyleyse muhalefet niye erken seçim istiyor? Muhalefetin erken seçim istemesi bana “YIKILAN PEHLİVANIN GÜREŞE DUYMAZ” atasözünü hatırlatıyor. Muhalefetin durumunu en güzel bir şekilde CHP’nin geçen Cumhurbaşkan adayı Muharrem İnce şöyle açıklamıştır;

“Çıkmışsın yenmiş, yenmiş de yenmiş. YENMİŞ seni. Her seçimde yenmiş. Çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş Yenmiş de yenmiş, yenmiş de yenmiş. Meydan okuyor, "birinci çıkamazsam istifa ederim, sen edebilir misin" diyor. O bile yetiyor ona zaten, 3-5 puan o kendine güven getiriyor... TAM olarak böyle seslenmişti Muharrem İnce Kılıçdaroğlu'na.

1970’lı yıllarda köyde ev yapanlara komşuları birer ikişer gün para almadan yardım ederlerdi. Ben de o zaman Malatya İmam-Hatip Okulu lise kısmında öğrenciyim. Yaz tatil nedeniyle köye gittim. Köyümüzde dul bir kadın ev yaptırıyordu. Komşuları istemedikleri için yardım etmemişler. Kadının da maddi durumu iyi değil. Bizim mezradaki arkadaşlarla anlaşıp kadının evine yardıma gittik. Çalışırken bizden büyük amcazademin oğlu var. Çalışırken oradakileri itip çamura düşürüyor. Yere seriyor. Ben de içeride ustaya duvar örmesi için çamur atıyorum. Arkadaşlar şikayet edince ben; Pencereden başımı uzatıp; “Amcaoğlu rahat dur gelirem seni savurup yere yatırırım” deyince kendinen emin bir şekilde; “İstersen gel” dedi. Ben ustaya baktım usta; “Gidebilirsin” dedi. Dışarı çıktım. Kapıştık kaldırıp yere vurunca sırtına yerdeki odunlar battı. Üstüne çöküp boğazını sıktım. Diğer arkadaşlar gelip bizi ayırdılar. O yenilyi hazmedemediği için “amcaoğlu bu olmadı bir daha güreşelim” dedi. Ben de tabi dedim. Arpa tarlasına gittik güreşe başladık. Ben yine kaldırıp yere vurdum. Kalktı yine olmadı diye itiraz etti. Ben yine tabi güreşirim dedim. Bu arada muhtarımız damda bizi izliyormuş. Bunun üzerine geldi araya girdi ve ona; “Oğlum yıkılan Pehlivan güreşe duymaz. Oğlum ben baştan beri izliyorum çocuk seni üç defa yıktı daha ne istiyorsun? Ben bundan sonra güreşmenizi istemiyorum ” dedi. Ve beni alıp tekrar ustanın yanına götürdü.

Atalarımızın başka bir sözüde ise yersiz davranışlardan bulunmamak için şöyle; “IRMAK GEÇİLİRKEN AT DEĞİŞTİRİLMEZ” Demişlerdir.. Şimdi biz İHA-SİHA-TİHA- BAYRAKTAR TB-2-SİDA Otonum denizaltıları Denizaltı gemilerini vuran SİDA'LAR Süper sunik Tiha’lar gelip vuracak siha’larımız sesten daha hızlı uçacak Siha’larımız Kuzey Irak'ta Suriye'de Azerbaycan'da Libya'da Akdeniz'de destan yazdı. Bundan sonrada yazmaya devam edecek inşaallah Biz çok yakında

SİLAHLI İNSANSIZ KUVVETLERİ KURACAĞIZ. Mevcut alt yapımız buna müsaittir. Neden içeride ve dışarıda bu kadar saldırıya uğruyoruz. Seçim gündemiyle Türkiye'nin önü kesilmek isteniyor. Başkaysa muhalefet de bugüne kadar olduğu gibi yapılacak bir seçimda başarılı olamayacaklarını onlarda biliyor. Seçim Cumhur ittifakının liderlerinin dediği gibi 2023 te yapılırsa muhalefetin o tarihe kadar ittifakının ve mevcut parti kadrolarının devam edemeyecekleri ortaya çıkmış vaziyettedir.

Muhalefetin erken seçim istemesinin sebeplerine bakınca “ERKEN SEÇİM” isteğinin nereden kurgulandığı ortaya çıkıyor. Bakın TSK Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış pıanrı operasyonlarını yaparak PKKK-YPG-PYD- DEAŞ ve IŞİD’i bizim için tehlike olmasından çıkarıyor. Muhalefet bunun takdir edeceğine “ERKEN SEÇİM” istiyor. Türrkiye İHA-SİHAS- TİHA-SİDA-TB-AK Parti iktidarı Doğalgaz buluyor muhalefet bunu takdir edeceğine “ERKEN SEÇİM” i ve Atak helikopteri yapmış Bunları Kuzey Irak’tai Suriye’de Libya’da ve Akdenizde deneyerek “GÖNÜL COĞRAFYAMIZDA”oynanmam istenen oyunu bozuyor. MUHALEFET erken seçim istiyor. AK Parti iktidarı vergi barışı kanunu çıkarıyor muhalefet “ERKEN SEÇİM” istiyor. Öyle bir ana geldiki muhalefet artık niçin “ERKEN SEÇİM” istediğini de bilmiyor.

Muaheletin ikide bir erken seçim istemesi bana aynı zamanda Şeyh Sadi Şirazi Bostan ve Gülistan adlı kitabında şöyle bir hikâye anlatıyor. Hikâyenin başlığı “Şarkıcı Eşek.”Zamanın birinde bir memlekette köylüler yaşlanan bir deve ile bir eşeği kışın ortasında işe yaramıyorlar diye ormana azat etmişler. Eşek ile deve zorlu bir kışın arkasında yaza kavuşmuşlar. Yazın bereketli yağmurları sonucu ormanda oluşan otları yiyen deve ile eşek bayağı kendilerine gelmişler. Çok güzel bakımlı hayvan gibi olmuşlar. Rahat bir hayat sürmeye başlamışlar. Derken Güz mevsimi gelmiş. Eşek deveye:-Kardeş! Benim canım türkü söylemek istiyor. Ne dersin? Demiş. Deve:-Kardeş etme tutma, sakın böyle bir şey yapma. Sonra köylüler bizi yakalar. Durmadan yük taşıtırlar. Demişse de eşeğin eşekliği tutmuş. Tutturmuş illa da şarkı söyleyeceğim diye. Neticede başlamış anırmaya. Köylülerde o sıra harman işiyle uğraşıyorlarmış. Taneleri ve samanları eve taşıyacak hayvan çok lazımmış. Eşeğin anırma sesini duyan köylüler işte işimize lazım olacak hayvan. Hemen yakalayalım, demişler ve birine yardım ederek deve ile eşeği yakalamışlar. Eşek gitmemek için direnmiş. Yani eşekliği tutmuş. Köylüler eşeğin ayaklarını bağlayıp devenin üstüne yüklemişler. Deve bu işi başına getiren eşeğe bir ders vermek istemiş ve:-Eşek kardeş! Biraz önce sen şarkı söylemiştin ya. Eşek: - Evet bir hatadır ettim, demiş. Deve:-Senin şarkıların beni neşelendirdi. Senin şarkılarınla aşka geldim. Dans etmek istiyorum, demiş. Eşek:-Kardeş ben ettim, sen etme. Senin dans etmen benim ölümüm demek, demiş ama nafile. Deve dans etmeye başlayınca eşek deveden yere düşerek param parça olmuş ve ölmüş.” Sizin de durumumuz böyle olmasın!

Bu konu ile ilgili başka bir olay şöyle;

Ateşli silah icat edilmeden önce insanların elinde hançer ile kılıç vardı. Köylerde ve kasabalarda kılıç kaba olur diye insanlar hançer taşırdı. İşte böyle bir zamanda iki köy arasında bir su kavgası olmuş. Akşamda birbiriyle ağız kavgası yapmışlar. Adamı çok olan köylüler adamı az olan köylülere; “Bir daha bu havuza yaklaşmayın! Aksi takdirde sizi öldürürüz” diye tehdit ederek gitmişler. Adamı az olan köylüler sabahın erken saatlerinde evden ayrılırlarken bir tane hançerleri varmış. Kardeşlerden birisi hançeri elbisesinin altında beline takmış o vaziyette havuzun başına gitmişler. Bir taraftan birisi havuzdaki suyla bahçelerini sularken hançer belinde olan biraz ileride beklemiş. Öbür köylülerden haber yok. Havuzun suyu bittikten sonra suyun tekrar dolması için su deliğini kapatmışlar.

Tarlasının diğer tarafında orakla arpa biçmeye başlamışlar. Derken güneş doğup epey yükseldikten sonra karşı köylüler gelip havuzun boşaldığını görünce; “Kim bunu böyle yaptı diyerek başlamışlar bunlara küfür etmeye. Bunlardan birisi onlara doğru giderken diğeri güneşin alnında duran hançeri beline takmış geride beklemiş. Hançer güneşin alnında ısındığı için adamın belini yakmaya başlamış. Köylülerle konuşmaya giden kardeşinden bir ses çıkmayınca; Haydi kardeşim vursana, diye seslenmiş. Kardeşi de;-Kardeş ne yapayım. Ben ne dersem adamlar kabul ediyor. Durduk yerde nasıl vurayım. Deyince kardeşi;-İyi güzelde hançer belimi yaktı demiş.

Türkiye içeride ve dışarıda böyle görülmemiş bir trend yakaladığı için yerli düşmanlarımız hem içeride hem de dışarıda Türkiy’nin şahlanışını durdurmak için her türlü hile, iftiraya başvuruyorlar.

BEN SON OLARAK YERLİ VE YABANCI DÜŞMANALRIMIZ UYANSIN DİYE ŞÖYLE HAYKIRMAK İSTİYORUM; Ey gafil! Daldığın bu gaflet uykusunda uyan da bir çevrene bak. Bizden önce bu dünyaya gelenler nerde? Batan güneş yarın belki doğacak ama giden zaman geri gelmeyecek. Kervan geçmeden vakit erken kendini ahiret hayatına hazırla. Bak çocukluğun oyunla geçti. Gençliğin vaveyla geçiyor. İhtiyarlığında da kuvvetin kalmayacak. Sen ne zaman seni yaratana ibadet edeceksin. Selam ve dua ile