Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

DADANMA KEMAL DADANIRSAN GENE SÖYLERSİN YALAN 26.12.2020 Cumartesi-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Geçmişte gelinin biri metres tutmuş. Gelinin metres tuttuğunda babaanne görüp uzaktan takip etmiş. Metres tuttuysa bugünkü anlamda seks kaseti düzenleyerek şantaj yapacak boyutta değil. Erkek habire geline yaklaşmaya çalışırken gelin her seferinde bir bahane bulup erkeği kendinden uzaklaştırıyormuş. Derken bir gün erkek; “Ne olur bir defa olsun öpeyim” demiş. Gelinde razı olmuş. Ama adam bir defa öpmekle kaymayıp devamlı öpmek istemiş. Gelinde buna razı olmuş. Babaanne bakmış ki işler burada

kalmayıp ilerleyecek. Babaanne; “DADANDIRMA KARA GELİN, DADANIRSA YİNE GELİR” Diyerek işe el koymuş.

Bizim yalandar Kemal da başlangıçta küçük küçük attiği yalanları dinleyen gülen ve alkışlayanların olduğunu görünce yalanın dozunu artırarak devam etti. Derken artık ULTRA LÜKS DAİRE GİBİ ULATTRA LÜKS YALAN SÖYLEMEYE BAŞLADI. Çünkü akıldaneleri ona “Yalan söyle, iftira at. Baktın olmuyor daha büyük yalan söyle daha büyük iftira at” diye telkinde bulunuyorlar.

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yalan söylemesine şaşırmıyorum. Onu dünleyen kellifelli yaşlı yetişkin insanların onu alkışlamasına şaşıyorum. Hele CHP içinde 50-60 yılını politikaya vermiş insanlar var. Bunlar nasıl Kemal Kılıçdaroğlu’nun yalanlarına inanıp onu alkışladığına şaşıyorum. CHP’nin içinde hiç mi akıllı kalmadı ki dönüp geriye bakıp partisine yeni bir rota çimiyırlar? Ben şunu bunu bilmem ama ben Fetö silahlı terör örgütünün CHP’yi hüddamla hipnoz ettiğini düşünüyorum. Yoksa çok partili hayata geçtiğimizden bugüne 70 sene geçti. Bu millet bir defa olsun CHP’yi tek başına iktidara getirmedi. Demek ki CHP bu millete güven ve istikrar vermiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun hergeçen gün birbirinden büyük yalan söylemesi bana geçmişte Adolf Hitler’in danışmamını hatırlattı.

Adolf Hitler Almanyada iktidara gelmek için propoganda yaptığı zaman onun danışmanı yalan ve yanlış haberleri söylemesini salık vermiş. O da öyle hareket ederek yalan ve yanlış haberler söylemiş. Kimse inanmayınca danışmanına gelmiş ve; “KİMSE SÖYLEDİĞİM YALANLARA İNANMADI” Demiş. Danışman; “O ZAMAN DAHA BÜYÜK YALAN SÖYLE” Demiş.

MEVCUT MUHALEFET PARTİ LİDERLERİNİ GAYESİ MUHALEFET ETMEKTEN ZİYADE GERÇEKLERİ PERDELEMEYE YÖNELİKTİR.

CHP Sosyal demokratlığı savunuyorum derken solculuğu savunmaya devam edip durdu. Dünyada ne kadar diktatör, zalim ve katil devlet başkanı varsa CHP hepsiyle dostluk kurmuştur. Öyle ki Adolf Hitler’in doğum gününe bile heyet göndermiştir.

Siz CHP’nin görünüşte kapitalizme ve sömürüye karşı olduğunu söylemelerine inanmayın. CHP ilk defa amerika ile Türkiye anlaşmasını yapan partidir. İşte yakın geçmişte CHP’nin amerika ile imzaladığı ve Türkiye’yi sömürge ülkesi haline getirdiği anlaşmalardan bazıları şunlardır;

1939-1950 arası 11 yıllık süreç, Kemalist atılımların durduğu, geri dönüş sürecinin başladığı, Türkiye’nin toplumsal düzeyi ve siyasi alt yapısı yeterli olmamasına karşın ABD’nin dayatması ile “çok partili” düzenin kabul edildiği, batıyla uzlaşma kılıfı altında emperyalizmin giderek etkisine girmekle sonuçlanan bir süreç olmuştur. Atatürk ölmeden önce projeleri hazırlanmış olan Demir-Çelik, Genel Makine ve Elektrolit Bakır gibi yatırımlar programdan çıkarılmış, sanayi ile bağdaşmayan yeni kalkınma planları yapılmıştır.

Türkiye Milli Şef döneminde birçok uluslararası oluşuma, bu örgütleri fazla incelemeden, niyetlerini anlamadan, ülke yararına olup-olmadığını yeterince araştırmadan üye olmuştur. Bunlar neler mi.?

24 Ekim 1945 de kurulan BM’ye girildi.

14 Şubat 1947’de Dünya Bankasına girildi.

11 Mart 1947’de IMF’ye katılındı.

22 Nisan 1947’de Truman Doktrini kabul edildi.

04 Temmuz 1948 de Marshall Yardım Planı kabul edildi.  (İşte teslim anlaşmamız)

Türkiye'de demiryolu yerine karayolu taşımacılığının tercih edilmesinin, ABD'nin yaptığı Marshall yardımının bir koşulu olduğunu,

1950 yılında ulaşımdaki %50 oranına sahip demiryolu taşımacılığının,

2003 yılında % 5’ e düştüğünü,

Türkiye'de % 95 olan kara yolu taşımacılığının payının; ABD'de % 43 olduğunu,

Bugünlerde muhalefet ile yandaşları öyle büyük yalan ve iftiralar atmaya başladılar ki artık bunların atıp tutmalarına işkembe-i Kübra olarak açıklamak bile az kalıyor.

Hani eskide uzun kış mevsimlerinde avcılar kıraathanesinde bolca böyle mavralar (büyük yalan) atılırdı. Genellikle geyik avına gidip geyik öldüremeyenler bu durumu kendilerine yediremedikleri için kendilerine; “ Geyik avlamaya gitmişsiniz. Hani avladığınız geyik?” Diye sorulduğunda dudaklarını yaladıktan sonra; “Valla arkadaş filan yere geyik avlamak için gitmiştik. Arkadaşlarla gezerken birdenbire karşıma bir geyik çıktı. Öyle yakındık ki gözlerindeki çift sürmeyi bile gördüm. Tam silahımı çekip vuracakken birden bire aklıma Bu kadar güzel bir hayvan hiç vurulur mu? Dedim. Ve silahımı indirip seslenince geyik kaçıp gitti” diyerek büyük mavrayı tamamlamış oldu.

Gençliğimizde uzun kış gecelerindeki oda sohbetlerinde büyük yalan atanlara; “-Bu yalanın beline bir kuşak dola çok büyük oldu. Kapıda dışarı çıkamaz.”Diye şaka yaparlardı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu son yalanları bana yıllar önce köyün birinde yalan söyleyen bir ağanın yalanını ortaya çıkarmaması çobana yalan başına 20 kuruş vermesi sonucu çıkan bir anlaşmayı hatırlattı. Olay kısaca şöyle: Köyün birindeki bir ağa cemaatte konuşurken yalan söylermiş. Çoban da “ağa yalan” diye ağanın yalan söylediğini ortaya çıkarırmış. Bir gün ağa çobanı çağırmış. Ve Çobana: - Oğlum ben cemaatte konuşurken yalan söylediğimde yalanlarımı açığa çıkarma bir yere kaydet. Ben sana yalan başı 20 kuruş veririm, demiş. Çoban da kabul etmiş. Kış olmuş ağayı bir köye davet etmişler. Gittiği köy epey uzakmış. Gitti yerde köylüler hal-hatır sorduktan sonra ağaya; Ağa köyde ne var ne yok?” Diye sorduklarında ağa hiç tereddüt etmeden; “-Bizim köyde çok zorlu bir kış var. Öyle bir soğuk var ki komşunun kedisi bizim dama atlarken hava da dondu,” demiş. Çoban “Ağa yalan, demiş. Ağa yine mahcup olmuş. Köye dönerlerken yine çobanı yanına çağırmış ve: “-Oğlum ben sana benim yalanlarımı açığa çıkarma ben sana yalan başı 20 kuruş veririm,”dedim. Sen de kabul etmedin mi ki yine beni mahcup ettin deyince Çoban; “-Ağa bu yalan çok çok büyük 20 kuruşla yenmez” demiş.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yalan söylemesi Goebbels’in Propaganda prensiplerine dayanıyor. Şimdi Goebbels’in Propaganda prensiplerine kısaca bir göz atalım;

- Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa yalana devam edin. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar.

- Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur.

- Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır.

- Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin.

- Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.

- Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin.”

Şimdi geldiğimiz noktada Kemal Kılıçdaroğlu söylediği yalan attığı iftiralardan dolayı ödediği tazminatlara para yetiştirmek için CHP bir yardımlaşma teşkilatı kurmuş. Her ay her milletvekili maaşından belli bir para buraya aktarıyormuş.

Bir de eskide köylerde köpek beslenirdi. Bu köpekler ne zaman ki evin hayvanlarından birisini parçalayınca köpeğin sahibi hemen : “Bu köpeğin dişlerine kan değdi. Bundan sonra bize zarar verir” diye köpeği itlaf ederlerdi.

Kemal Kılıçdaroğlu artık yalan söylemeye alıştığı için doğruları söyleyemez. Zaten söylemeye çalışsa bile söyleyemez. Çünkü artık partisinde TACİZ-TECAVÜZ-RÜŞVET VE ŞANTAJ olayları aynı sağlık bakanı Sayın Fahrettin Koca’nın hergün Kovid-19 rakamlarını verdiği gibi CHP’de de TACİZ-TECAVÜZ-RÜŞVET VE ŞANTAJ haberleri veriliyor. Bence CHP’li Özgür Özel veya Faik Öztrak hiç vakit kabetmeden bunları günlük olarak verip bu milleti aydınlatması lazım ki bu millet CHP’nin nasıl bir parti olduğunu bilip seçimlerde ona göre davransız.

Ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun Uyuşturucu, ORGAN NAKLİ MAFYASINDA VE KARAPARA AKLAMASINI YAPANLARDA VERGİ ALMASINI İSTEMESİ CHP AÇISINDA DOĞRUDUR. ÇÜNKÜ CHP’nin iktidar olduğu tek parti döneminde bu memlekete yaptığı ilk fabrika eroin fabrikasıdır. ÇÜNKÜ GEÇMİŞTE CHP ZAMANINDA 1926 YILINDAN Eroin fabrikası kurulyor ve 1932 yılına kadar bu eroin fabrikasından avrupaya eroin satılıyor. Bugün geldiğimiz noktada başta Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde esrar ve eroin doktor raporuyla açıkta satılıyor. Kılıçdaroğlu da iktidara gelmesi halinde geçmişte eroin sattığı gibi şimdi de yanına organ mafyasıyla karapara mafyasını da ekleyerek vergi toplayabilir diye düşünmüş olacak ki onun için söylemiştir.

ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERE ERİŞİRSEK KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN DAHA BÜYÜK YALAN SÖYLEDİĞİNE ŞAHİP OLACAĞIZ. ÇÜNKÜ ARTIK CHP’DE BİRBİRİNDEN DAHA BÜYÜK TACİZ-TECAVÜZ-RÜŞVET VE ŞANTAJ OLAYLARINA ŞAHİT OLACAĞIZ. KEMAL KILIÇDAROĞLU BİRBİRİNDEN BÜYÜK YALAN SÖYLEYEREK PARTİSİNDEKİ BU TACİZ-TECAVÜZ-RÜŞVET VE ŞANTAJ OLARARINI ÖRTMEK İSTİYOR. SELAM VE DUA İLE.