Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BUNA DİMYATA PİRİNCE GİDERKEN EVDEKİ BULGURDAN OLMAK DENİR Cumartesi-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Daha önceki yazılarımda israil ile ermenistan’ın birer proje devleti olduğunu belirtmiştim. Bu konuda yanılmayı çok isterdim ama maradan geçen zaman zarfında işler aynen dediğim gibi oldu. Gerek Yahudiler olsun gerekse ermeniler olsun çalışan ve rahatına da düşkün milletlerdir. Adolf Hitler’in Yahudileri yakması işin hikâye tarafıdır. Eğer Adolf Hitler böyle yapmasaydı

Yahudiler Ortadoğuya gelip büyük paralar vererek Filistinlilerin topraklarını satıp alıp oraya yerleşmezlerdi.

Yahudiler hem çalışkan hem rahatına düşkün hemde gittikleri yerlerde kargaşa çıkaran bir ırktır. 1492 yılında Yahudiler bulundukları devletlerde kargaşa çıkarıyor diye hepsi bir gemiye bindirilerek Büyük okyanusa terk etmişlerdir. Hiçbir devlet onlara sığınma hakkı vermemiştir. En son Osmanlı devletine müracaat edip sığınma hakkı istemişlerdir. Osmanlı onlara sığınma hakkı vermiştir. Onlar yüzyıllar boyunca Osmanlı topraklarında rahat bir şekilde yaşamışlardı. Osmanlının zayıf düştüğünü gördükleri gün Osmanlının düşmanlarıyla işbirliği yaparak Osmanlıyı yıkmışlardı.

İstanbul’un Osmanlılar zamanındaki adı “DERSAADET= HUZUR ŞEHRİ” idi. Şimdi birisi Türkiye’ye sığınmak isterse ingiliz, fransız, alman ve diğer ülkelerin insanları Suriyeli albayın satışını göstererek;-Siz bilirsiniz. Böyle bir sonuç sizin de başınıza gelir. Biz karışmayız. Karar sizin, diye cevap verirler. Hâlbuki biz Türkler Anadolu’ya geldiğimizden beri bizden eman isteyenlere Eman vermişizdir. Hatta bu konu ile ilgili olarak;”Aman dileyen kılıç kalkmaz” diye bir atasözümüz bile var. Suriyeli muhalif Albay Harmuş ile arkadaşının satışı oldukça alışık olmadığımız bir durum haline geldi. Biz öyle bir milletiz ki bizden sığınma talep edenlerin dinine, diyanetine, ırkına milliyetine bakmadan izin vermişizdir. Ülkemizde çoğu insanımızın bilmediği “500.Yıl vakfı” vardır. Bu vakıf 1992 yılında Türkiye'de, 1492'de ya dinlerini feda etmek veya "bir daha ne sebeple olursa olsun geri dönmemek" üzere ülkeyi terk etmek zorunluluğunda bırakılan İspanyol Yahudileri Sefaradların Osmanlı İmparatorluğuna buyur edilmelerinin ve burada kendilerine yeni bir vatan bulmalarının hatırasına Yahudiler 1992 yılında 500. yıldönümü kutlandı. Hâlbuki bu Yahudiler daha sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun idam ipini çekmişlerdi.

İşte Yahudiler sadece koskoca Osmanlıyı yıkmakla klamayıp İslam dinin gövdesindeki göğsüne hancer saplar gibi israil devletini kurmuşlardır.

Yazının başında söylediğim gibi Ermenistan’da bir proje devletidir. Gerek Rusya gerekse amerika gerekse avrupa dünyadaki Ermenileri bir çatı altında toplayıp Türkiye sınırına yerleştirip bir devlet kurdurmaktı. Eremnişstan devleti bir taşla birkaç kuş veya çayın taşıyla çayın kuşunu öldürmek gayesiyle kurduruldu. Böylece hem Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleriyle irtibatını kesmekti. “Osmanlı soykırım yaptı” yalanını köpüterek meseleyi AHİM mahkemesine taşıyıp Türkiye’yi almanya gibi tazminata mahkum edip Türkiye’nin yıllarca Ermenistanlılara tazminat ödemeye mahkum etmekti. Türkiye’yi ekonomik yönde de baskı altına alınca haliyle güçsüz bir devlet haline gelmiş olacaktı. Tabi bu kafirin hesabıydı. Kafirin hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı var. Ama Allah hesabında mutlak galip sahibidir.

Tazminata giden yolu açamayan Ermenistan bu sefer durdurk yerde 1993 yılında Azerbaycan topraklarına saldırarak işgal etti. Arada 27 yıl geçmesine rağmen bir türlü Azerbaycan topraklarınnı terk edip çıkmadı. .azerbaycan devleti aradan geçen bu zaman zarfında Türkiye ile “ortak savunma işbiriliği anlaşması imzaladı.” Türkiye Azerbaycan ordusuna eğitim verdi. Azerbaycan Türkiye’de başta İHA, SİHA v Helikopter aldı. Yani ordusunu savaş mühimmatıyla takviye etti. İşte bu şartlar altında Azerbaycan Ermenistan’ın topraklarını terkini beklerken bir de baktık ki Ermenistan 12 Ekim 2020 tarihinde yine durduk yerde Azerbaycan topraklarına saldırdı. Azerbaycan ordusu bu saldırıya okkalı bir karşılık verdi. Ermenistan baktı ki bapuç pahalı geri çekildi.

Arada biraz zaman geçtikten sonra bir baktık ki Eremnistan ordusu 27 Eylül 2020 Salı günü karadan ve havadan Azerbaycan topraklarına saldırdı. Artık tabir caizse Azerbaycan için bıçak kemiğe dayanmıştı. Azerbaycandan 7’den 70’e herkes Ermenistanla savaşmak için cepheye yürüdü. Savaş 44 gün sürdü. 44 Günün sonunda Eremnistan 1993 yılında işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmeyi kabul etti. Eremnistan ordusu 44 gün devam eden savaşta bir taraftan sivilleri bombalarken diğer taraftan sözde Ermeni diasporasını harekete geçirerek Azerbaycan topraklarını terk etmek istemedi. Ama işler Eremnilerin dediği gibi olmadı.

Zaten 1991 yılında Ermenistan’ın kurulması için dünyanın çeşitli ülkelerinde büyük vaatlarla getirilen 2,5 milyonluk Ermeni nüfus aradan geçen yıllarda baktılarki iş yok aş yok 600 bin nüfusu geri çekip gitti. Geriye 1.900.000 milyon kişi kaldı. Zaten 100 bin kişi Türkiye’de çalışıyor.

Ermenistan devleti şimdi Azerbaycanın açacağı 50-100 milyar dolarlık savaş tazminatına mahkum olursa bunu nasıl ödeyeceğini düşünüp duruyor. BİZDE BUNA “DİMYATA PİRİNCE GİDERKEN EVDEKİ BULGURDAN OLMAK” DENİR. Eremnistan Türkiye’de tazminat almayı hayal edip dururken şimdi Azerbaycan’a tazminat ödeyecek. SELAM VE DUA İLE.