Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BU CHP OLDUM OLASI BEREKETSİZLİK VE UĞURSUZLUK GETİRMİŞTİR Cumartesi-Yeşilyurt/ MALATYA

PDFYazdıre-Posta

CHP zihniyetinin oldum olası bu memlekete yokluk, kıtlık, fakirlik, uğursuzlukbereketsizlik getirdiğini bugün sonra başlayarak geriye doğru açıklamaya çalışacağım.İşte CHP zihniyetinin uğursızlukları kıtlıkları yoklukları,fakirliklerive işin en önemlisi bu millete yaptığı zulümleri;

2019 yılının Ocağından itibaren CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu propoganda konuşmalarında; “…Herşey çok güzel olacak,

kışın sonu bahardır” dedi. Geçen sene bahar bir türlü gelmemişti. CHP’li belediye başkanları “seçimi kazanmaları halinde hiç kimsenin işine son vermeyeceklerine dair kameraların önünde yemin ettiler. Herkesi kucaklayacaklarını” söylediler. Milletimiz de bunlara inannarak oy verdi.

Başta Ankara, İstanbul, Adana ve Mersin büyükşehir belediyelerini kazandılar. Başkanlar mazbatasını alır almaz yaptıkları ilk iş belediyelerde çalışan işçileri işten çıkarmakla işe başladılar. Hani bunlar seçim propogandalarında çalışan işçileri işten çıkarmayacaklarına dair genel başkanları da dahil namus ve şeref sözü vermişlerdi. Seçimi kazanınca namus ve şeref sözünü unuttular.

Bu kökü bereketsiz CHP’liler “seçimi kazanmaları halinde herkesi kucaklayacakarını” söylemişlerdi. Bırakın herkesi kucaklamayı insanlar bu korona belasından dolayı eşini akrabasını çocuklarını kucaklayamaz hale geldi. Vefat eden Komşusunun anne-babasının, kardeşinin, çocuğunun cenazesine gidemez oldu. Camiye gidemez oldu. Bu ülkede 79 gün arayla camilerde Cuma namazı kılınamadı.

2019 seçimleri sırasında AK Partililer İzmir’de sokakları gezerken İzmir’in suyu kalitesiz biz temiz su getireceğiz, diyorlarmış. CHP’liler de “İzmir’in kalitesiz suyunu içeriz AKP’ye oy vermeyiz.” Diye pankart açıyorlarmış. İçin afiyet olsun!

CHP’nin Rize adayı geçen seçimlerde seçim çalışması yaparken, yolda elindeki ibrikle çeşmeden su doldurup, yoldan giden bir kadına rastlar, CHP’li aday, “Anneciğim gel gideceğin yere götürelim, yorulma” der... Yaşlı Kadın “yok” dese de arabaya biner, Kadıncağız, arabadan inerken önce teşekkür etmiş, sonrada “Siz kimlerdensiniz” diye sormuş, o da CHP Rize adayı olduğunu söyleyince. Kadın ibrikteki suyu boşaltmış. “Tüh şimdi ben ne yapacağım, Yavrum ben o suyla abdest alacaktım” demiş...

CHP demek aynı zamanda kıtlık, yokluk ve kuyruk demektir. –HAFAZANALLAH= ALLAH KORUSUN- CHP iktidarda olsaydı şimdiye kadar ülkede çoktan kuyruk yokluk ve kıtlık başlamıştı. Nasıl diyeceksiniz? Bunlar iktidarda olsaydı sokağa çıkmaya yasağı getirip kimseyi dışarı bırakmazlardı. Kimse dışarı çıkıp tarlada, bağda bahçede, fabrikada çalışmayınca üretim olmayacaktı. Üretim olmayınca dışarıda ithalatla ihtiyaçlar karşılanmaya çalışılacaktı. Haliyle arkasında kıtlık ve yokluk olacaktı.

CHP 2019 da böylediyde 1970’te 80’de farklı mıydı? O günde CHP iktidarda olduğu zaman yine yokluk ve kıtlık vardı. Tüp, şeker, çay, mazot, benzin, nebati yağ, şeker yoktu. Babamız mazot almak içinValilik tarafından belirlenen akaryakıt istasyonlarına gidip 3-4 gün bekler. Nihayet akaryakıt tankeri gelip akaryakıtı boşaltır. Araçlar sıradan yanaşıp mazot alırlardı. 25-30 Araç aldıktan sonra akaryakıt sahibi; “Mazot bitti.” Derdi. Jandarma sıradan bekleyen araçların orayı terk etmesini söyler gönderirdi. Gönderirken birisi sana yanaşır ve bildiği halde; “Mazot aldın mı?” Diye sorardı. Sen haliyle “almadım” deyince bu sefer é geçenlerde birisi mazot almıştı. Ama arabayı sattığı için mazot duruyor isterse sen al” dedi. Sen de haliyle; “Tabi alayım. Litresi kaç lira? Diye sorardın. Mazot 1,5 Lira iken o sana 3 Lira” derdi. Sen nasıl olur? Diye itiraz ettiğinde; “Sen bilirsin” diye cevap verirdi. Sen biraz pazarlık yapıp fiyatı aşağı düşürmeye çalışırdın ama imkânsız o mazotu % 100 zamlı alırdın.

1940’lı yıllarda ise TMO’nin depoları buğday, arpa ve diğer tarım ürünleri dolu olduğu halde CHP iktidarı bunları millete vermedi milleti açlıkta ölmesine sebep oldu.

Halk ve Halkçılık deyince ilk etapta akla Cumhuriyet Halk Partisi gelmesi gerekir. Çünkü Cumhuriyetle yaşıt, cumhuriyeti kuran iradenin içinde çıktığı partidir. İsminin içinde Halk geçmesine rağmen hiçbir zaman Halka yakın olmayan, halkı bilmeyen halka tepeden bakan, halka zulmeden, halkın diniyle diyanetiyle, örfüyle, âdetiyle, gelenekleriyle alay eden bir parti olmuştur.

Şimdi sizi biraz 1940’lı yıllarda CHP’nin Halkçılığını anlatan o günlerin CHP kurmaylarından birisinin yazdığı “UNUTULMUŞ ZAMANLAR” adlı hatıratında bir alıntı yaparak anlatmaya çalışacağım. Bu hatıratın yazarı NİYAZİ BERKES’tir. Niyazi Berkes Ankara’ya geldiğinde Halk Evlerinde görevlendirilmiş. Niyazi Berkes görev yaptığı halk evinde CHP’lileri halkla buluşturup kaynaştırmak için köylere gezi düzenlemeyi planlıyor. CHP genel merkezinde görevli 40 kişi ile yola çıkılıyor. O günkü şartlarda gele gele Ankara’ya 40 km uzaklıktaki Hasanoğlan köyüne geliyorlar. Köylü gelenlerin kıyafetine bakarak devlet memuru veya tahsildar gurubu olduğunu düşünerek saklanmış. Bir hafta boyunca CHP’liler bir tane köylüyle görüşememiş. Çünkü CHP iktidarı bir taraftan” VARLIK VERGİSİ” diğer taraftan da milleti sindirmek için “TAKRİR-İ SÛKÜN” (Güya güvenliği sağlamak için çıkarılmış bir kanun olup üç kişiden fazla insanın bir araya gelmesinin yasaklayan kanundu) kanunu yürürlükteydi. CHP iktidarı zamanında köye bir jandarma, memur veya bir yabancı geldiğinde erkekler köşe bucak kaçarak saklanırlardı.

Nihayet bir hafta geçtikten sonra Niyazi Berkes bir köylüyle görüşüp konuşabilmiş. Köylülerin kendilerinden niye kaçıp saklandığını, görüşmek istemediğini sormuş. Köylü: “Efendim biz sizi vergi toplamak için gelen memur sandık. Elimizde para olmadığı için kaçıp saklandık.” Demiş. Bir hafta köyde kalmaya dayanamayan heyeti yarısı geri Ankara’ya dönmüş. Köyde kaldıkları süre zarfında çoğu tezek kokusundan rahatsızlanıp hastalanmış. Kimisi köy ekmeğini ve yemeğini yiyememiş. Köyde kalanlar zor bela köylülerle konuşup tanışmışlar. Arkasında da perişan bir şekilde gerisin geri Ankara’ya dönmüşler. Niyazi Berkes’in hatıratında daha çok enteresan olaylar var. Hala CHP’ye gönül bağlamış olan kimselerin Niyazi Berkes’in hatıratını okumalarını tavsiye ederim.

Tabii CHP heyetinin gittiği köy Hasanoğlan köyüdür. Niyazi Bersek’le beraber Nusret Köymen de kalır. Nusret Köymen’e Köymen soyadının verilmesi bundan dolayı olmuştur. Köymen kelimesinin sözlük anlamı “Köylü” demektir.

CHP’nin yavrusu SHP iktidar ortağıyken Genel Başkan ve Başbakan yardımcısı Erdal İnönü Diyarbakır’a bir ziyaret gerçekleştiriyor. Ve ziyaret sebebiyle bir miting düzenliyor. Erdal İnönü İsmet İnönü’nün oğludur. Kendisi pek pohpohlamayı sevmezdi. Konuşurken bir ihtiyar kadın kürsünün önüne yaklaşıyor. Polisler kadını uzaklaştırmak isterken Erdal İnönü kendince yaşlı kadının kendisine iltifat edeceğini düşünerek polislere; “Bırakın kadın gelsin. Karışmayın” diyor. Kadın kürsünün önüne geliyor. Kadının söyleyeceklerini dinlemek için kalabalık suspus olmuş sessiz beklerken kadın Erdal İnönü’ye hitaben; “Kıtlık kuşu epey zamandır görünmüyordunuz. Şimdi tekrar kıtlık olsun diye mi geldiniz.” Demiş. Herkes neye uğradığını şaşırmış.

Arkasında aynı kadın Kürtçe “CANA İNÖNÜ SAĞBE./GENİMİ DAZER NABE” Yani “İsmet İnönü sağ olduğu müddetçe Sarı buğday bile olmaz” demiş.

Muhalefet arabayı öne atı arkaya bağladığı için at ters gittiğinden dolayı muhalefet de Türkiye’yi 1940’lı yıllara doğru götüreceğini sanıyor.

1960’li yıllardaki Malatya’daki tren istasyonundaki vagonların üstüne tebeşirle ve büyük harflerle; “GELDİ İSMET KESİLDİ KISMET, GELDİ BAYAR BOZULDU AYAR” yazılmış yazılarla karşılaşırlardı.

Evet, bu CHP,“Şarkı görmez, garbı bilmez, edepten yok pâyesi,/Bir utanmaz yüz, yaşarmaz göz, bütün sermâyesi.”ALLAH BU CHP’NİN ZULMÜNDEN BU MİLLETİ MUHAFAZA ETSİN. ÂMİN. SELAM VE DUA İLE.