Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BÖYLE BİR MİLLETİN BÜYÜKLERİN ELLERİNDEN KÜÇÜKLERİN GÖZLERİNDE ÖPERİM 8.11.2020 Pazar-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Böyle saygıdeğer aziz, muhterem ve âlicenap bir millet için benim yapacağım tekşey BÜYÜKLERİN ELLERİNDEN KÜÇÜKLERİN GÖZLERİNDEN ÖPMEKTİR.

YÜCE MİLLETİM! SEN NE KADAR AZİZ ŞEREFLİ VE ÂLİCENAP BİR MİLLETİSİN Kİ PEYGAMBERİ ÖRNEK ALIR SAHABE, TABİİN,

TEBAUTTABİN VE ETBAUTTABİN İZİNDEN GİDERSİN. İslamla ne kadar yoğrulmuşsun ki 100 seneden beri seni bu dinden uzaklaştırmak, soğutmak için eften püften bahaneler öne sürülerek 500 bin kişiyi idam etmişler ama sen yine hak dava yolundan ayıramamışlar.

Ezeli ve ebedi düşmanlarımız tam hallettik bitirdik derken birden bire volkan gibi patlayıp hepsini perişan ediyorsun. Tarihin çeşitli zor zamanlarda yaptığın KAHRAMANLIKLARIN SAHABE, TABİİN, TEBAUTTABİN VE ETBAUTTABİN’DEN BAŞKA ÖRNEĞİNİ BİULMAK MÜMKÜN DEĞİL. Mesela 15 Temmuz 2016 Cuma günü ülkemizi işgale yeltenen satılmış uşakların kullandığı tankları durdurmak için gövdeni tankın önüne siper ettin. Tanki süren adı geçen alçak seni gördüğü halde durmadan tankı üstüne sürdü. Ve Allah’ın izniyle sen ölmedin. Ama durmadın. Ayağa kalktın tankın önüne geçerek tekrar tankın önüne yattın. Bunun bir örneği ne daha önce meydana gelmemiştir.

Yine o 15 Temmuz günü satılmış uşakların son modern silahlarına karşı bu milletin evlatları eline bir bayrak alarak sokağa çıktı. Yerli satılmışların yabancılarla beraber 50 seneden beri hazırladıkları ülkemizi işgal planını 5 seneden silip süpürüp tarihin çöp sepetine attı.

Çünkü bu milleti Mehmet Akif şöyle anlatmaya çalışmıştır; “Ey Şehidoğlu Şehid, isteme benden makber,/Sana ağuşunu açmış, duruyor Peygamber,/Ne irfandır veren ahlak'a yükseklik, ne vicdandır,/Fazilet hissi insanlarda, Allah korkusundandır

Sahipsiz olan memleketin batması haktır,/Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır/ İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür,/İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür,/Ölüler dini değil, sende bilirsin ki bu din,/Diri doğmuş, duracak, dipdiri durdukça zemin.”

Geçenlerde televizyonu karıştırırken bir kanalda genç birinin ağladığını gördüm. Neymiş diye programı dinlemeye başladım. Genç 40 yaşında olduğunu 1985 yılında annesiyle babası anlaşamadıkları için ayrıldıklarını; kendisinin kardeşleriyle beraber Çocuk yurduna verildiğini söyle. Arkasında kendinden büyük ablasını 1987 yılında amerikalı bir pilota o günkü paralarla 300 bin liraya verildiğini bu işin gerçekleşmesi için amerikalı pilotun 2 tane de avukat bulup bu işleri hallettiğini daha sonra öğrendiğini söyledi. Derken ablasını evlatlık eden amerikalıya ulaşıldı. Amerikalı bütün bunların olduğunu doğruladı. Şimdi bunları niye anlatıyorsunuz? Diye bir soru aklına gelebilir. Benim bu olayı anlatmaktan ki gayem şimdi rahmetlik olan ve üç tane yavrusu bgeride kalan esra kızımız boynuna TÜRK BAYRAĞINI döğme yaptırmasıdır. Düşünsenize çok küçük yaşta iken hiç bilmediğiniz uzak bir ülkeye evlatlık veriliyırsunuz. Ama bu kızımızın içindeki vatan ve millet hareti kaybolmadan devam ediyor. Kendisi amerikadan yaşamasına rağmen çocuklarına Türkçeyi öğretmiş.

Şimdi hepinizin bildiği gibi 31 Ekim 2020 Cumartesi günü İzmir ilimizde 6,6 şiddetinden bir deprem oldu. Kızılay yetkililerinin bildidiğine göre depreme gelen yardımları koymak için KIZILAY’ın 12 bin metre kare alan varmış. Ama milletimizden o kadar çok bağış ve yardım gelmş ki gelen bağış ve yardımlar 12 bin metre kare alana sığmamış. Mevcudun üstüne 4 bin metre kare eklemişler. Dün itibarıyla orası da dolmuş.

KIZILAY görevlileri gelen yardımları kolilemek için kutuları açtıklarında içinde çıkan mesajların kendilerini duygulandırdığını; mesajları okurken çalışmaktan zorlandıklarını açıkladılar. Hele yurdun çeşitli yerlerinde gönderilen kolilerin açılması esnasında anaokulu öğrencilerin hiç kullanmadıkları oyuncakalrı depremde zarar gören oyuncakalrı kaybulan kardeşlerine verilmesini istemeleri o minik yavruların yüreğinde nasıl bir merhamet ve şefkat duygudunun olduğu görünce insa ndaha da duygulanırç. Ve böyle bir milletin ferdi olmaktan dolayı gurur duyuyor.

Haber bültenlerinde Türkiye’nin dört bir yanında gönderilen koliler açılıp içindeki mesajlar oununca daha da mutlu ve bahtiyar oluyorum. Gazete ve sosyal medya da KIZILAY’A YARDIM YAĞIYOR, GELEN MESAJLAR DUYGULANDIRIYOR” Diye verilince daha da bahtiyar oluyorum. Hel yüzlerce mesajın içinde Eskişehir’de “ÖNCELİKLE HEPİNİZE GEÇMİŞ OLSUN. Elimizden geldiğince sizlerle bu koliyi PAYLAŞTIK. NAZENDE BEBEK, KARDEŞLERİYLE battaniye, oyuncak ve kıyafetlerini paylaştı.” kardeşleri ısındıkça o daha mutlu olacak, duaarımız sizinle.”

EDİRNE TIP FAKÜLTESİNDEN SEVGİ HEMŞİRE; “ŞUANDA ORADA OLMAYI, ENKAZ ALTINDA KALAN CANLARA CAN OLMAYI, YARDIM ETMEYİ, O MESLEKTAŞLARIM GİBİ ENKAZ ALTINDAKİ YAVRULARIN ELİNİ SIKMAYI O KADAR ÇOK İSTERDİM Kİ CANLA BAŞLA ÇALIŞAN KİŞİLERİ GÖRÜNCE TELEVİZYONUN KARŞISINDA HER SEFERİNDE AĞLIYORUM” DEMİŞ.

İşte ben de bütün bunları izledikten sonra BÖYLE BİR MİLLETİN BÜYÜKLERİN ELLERİNDEN KÜÇÜKLERİN GÖZLERİNDE Öpmekten başka bir şey bulamıyorum. AZİZ MİLLETİM BÜYÜKTÜN BİR DEFA DAHA BÜYÜKLÜĞÜNÜ GÖSTERDİN. ALLAH RAZI OLSUN. KALIN SAĞLICAKLA. ÂMİN. SELAM VE DUA İLE.