Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK OLMADAN SİYASİ BAĞIMSIZLIK OLMAZ 9.8.2020 Pazar-Pendik/ İSTANBUL

PDFYazdıre-Posta

Globalleşen dünyada başkasının peykine takılıp ekonomik ve teknolojik gelişmesini tamamlamayan devletler bugünlerde zor durumlar yaşıyorlar. Suudi Arabistan, BAE, Katar ve benzeri devletlerin ekonomileri iyi ama teknolojik gelişmeleri olmadığı için teknolojisini tamamlamış devletlerin isteklerine boyun eğmek zorunda kalıyorlar. Mesela 2019 yılında amerika başkanı Donald Trump Suudi kralı Selman’ı telefonla arayıp güvenliğini sağladığı için 500 milyon dolar göndermesini

istemişti. Suudi kralı Selman hiç itiraz etmeden hemen 500 milyon doları amerikaya göndermişti.

Bu iş devletlerin çeteleşmesi değil mi? Eğer Suudi Arabistan devletinin idarecileri bunca servete sahipken -HÂŞÂ VE KELLÂ- Peygamberimizin sancağını fahişelerin gövdelerine sararak alem yapacaklarına teknolojik gelişmelerini tamamlasalardı amerika başkanı böyle açıktan telefonla Suudi kralından para isteyebilir miydi acaba?

Eğer Türk vatandaşların 1930’lu, 1940’ ve 1950’li yıllarda giriştikleri teknolojik gelişmeler o zamanki resmi ideoloji tarafından sekteye uğratılmasaydı Türkiye bugün ne 2008’deki ne 20218’daki ne de 2020’deki bu ekonomik krizle tehdit edilip diz çökertilmek istenmezdi. Türk insanı çalışkan atak ve cevvaldir. Mesela 1925 yılında Kayserili Nuri Demirağ diye bir kahraman çıkmış. Kendi imkanlarıyla uçak fabrikası yapmış. Bu fabrikada 200’den fazla uçak üretilmiş. O günkü şartlarda dünyadaki uçakların koltuk sayısı 4 kişi iken Rahmetli Şehid Nuri Demirağ’ın ürettiği uçakların koltuk sayısı 8 imiş.

Şimdi bunları yazınca çoğu çakıldaklılar alay ederek öyle bir şey yok. Bunların hepsi hayal diye dalga geçmeye kalkıyor. Ama devletin dili olan BELGELER BÖYLE SÖYLEMİYOR. BU uçaklardan birisi bizzat Atatürk tarafından İran şahına hediye edildiği kaydı hala mevcuttur. Diğer taraftan daha sonraki yıllardan Koç holding tarafından İstanbul’da sahil kenarına yapılan Deniz müzesinde temel için mevcut bina yıkıldığında RAHMETLİ ŞEHİD NURİ DEMİRAĞ TARAFINDAN YAPILAN İKİ UÇAK O HANGARDA MEVCUT İKEN TEMEL KAZISI SIRASINDA BU UÇAKLAR KEPÇE İLE EZİLEREK SİLİNDİR İLE DÜZELTİLEREK ÜSTÜNE BETON DÖKÜLEREK BİNA YAPILMIŞTIR. Şimdi size soruyorum; Acaba bu uçaklar bir Yunanlının veya başka bir gavurun eline geçseydi böyle yaparlar mıydı?

Eğer bu insanda kırmızı kan olsaydı en azında bu uçakları kepçeyle ezip silindirle düzleyip üstüne beton dökmek yerine onları en azında yapılacak müzede sergilemek için muhafaza etmez miydi? ACABA YERYÜZÜNDE BİZDEN BAŞKA KENDİ GEÇMİŞİNİ İNKâR EDİP DÜŞMANLIK YAPARAK YOK SAYAN BAŞKA BİR MİLLET VARMIDIR MERAK EDİYORUM.

UNUTULAN BİR KAHRAMAN OLAN NURİ KİLLİGİL’DEN BAHSEDEYİM. İşte batının peyki uğruna Nuri Demirağ gibi harcanan başka bir BABAYİĞİT:

Türk savunma sanayisinin temellerini atan, unutulmuş bir kahraman: Nuri Killigil Paşa… 2 Mart 1949… İstanbul, öğleden sonra saat beşi on geçe art arda gelen üç büyük patlamayla sarsıldı. İki gün boyunca devam eden bu şiddetli patlamalarda, Sütlüce sahilindeki bir bina neredeyse tamamen havaya uçmuştu. Havaya uçan bu bina bir silah fabrikasıydı. Sahibi de Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarının en güçlü adamı, Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın öz kardeşi Nuri Killigil idi. Atatürk’ün silah arkadaşı, Kafkas İslam Ordusu Komutanı, Bakü Fatihi Nuri Killigil Paşa…

Nuri Killigil’in bu başarıları, Türkiye’nin milli ve yerli bir savunma sanayisi olmasını istemeyenleri rahatsız etti. Bir süre sonra Killigil, baskılardan dolayı fabrikasında silah üretilmeyeceğini açıkladı. Fakat üretim gizlice devam ediyordu.

1949 yılına gelindiğinde… O günlerde yeni kurulmuş olan İsrail’le savaş halindeki Mısır’dan beş bin tabanca, Suriye’den de iki bin havan topu siparişi geldi. Siparişleri yetiştirmek için fabrikada gece gündüz çalışılıyordu. Bu sırada BM Güvenlik Konseyi, Suriye ve Mısır’a silah ambargosu koydu. Fakat, Paşa bu karara rağmen ambargoyu delerek sevkiyata devam etti. Bu sevkiyat İsrail’in ve İsrail ile iyi ilişkiler kurmaya çalışan hükümetin, o dönemki menfaatlerine hiç uygun değildi.

2 Mart 1949’da Sütlüce’deki fabrikada fail-i meçhul patlamalar meydana geldi. Nuri Killigil Paşa, mühendis ve işçileriyle, on binlerce top ve havan mermisiyle birlikte bir anda yok edildi. Ceset parçaları fabrikanın her yerine saçılmıştı. Kaç kişinin can verdiği tespit edilemedi ve 27 kişi gibi temsili bir sayı kayda geçildi. Günlerce aranmasına rağmen Nuri Paşa’nın cesedine ait hiçbir şey bulunamadı ve sembolik olarak boş bir tabut defnedildi. 20 gün sonra cesedinin ana gövdesi Haliç’te su üzerine çıkınca bulundu. Ailesi tekrardan cenaze töreni yaparak, cenaze namazının kılınmasını istedi. Fakat dönemin müftüsü tarafından “sadece bir ceset parçası için cenaze namazı kılınmaz” diye fetva verildi. Halk arasındaki iddialara göre; hükümet, İsrail siyaseti gereği Nuri Killigil’in cenazesine de tavır almıştı. 24 Mart 1949 tarihinde cenaze namazı kılınmadan, işçi arkadaşlarının yanına, Nuri Killigil Fabrikası Şehitliği’ne hak etmediği şekilde defnedildi.

Türkiye’de son derece ilginç geçen bu yıllarda, uçak sanayinin ardından savunma sanayimiz de toprağa gömülmüş oldu. Nuri Killigil Silah ve Mühimmat Fabrikası üretimine devam etseydi bugün savunma sanayimiz hangi seviyelerdeydi, Nuri Demirbağ uçak sanayinde destek görse veya önü kesilmeseydi ekonomimiz şu anda ne durumda olurdu diye düşünmeden edemiyoruz.

“YOL DEĞİŞİR KAPTAN DEĞİŞİR AMA KAPTANIN YAĞI DEĞİŞMEZ 20/50 SHELL ROTELLA” DİYE GEÇMİŞTE ŞÖYLE BİR REKLAM VARDI. TAM DA BU REKLAM TÜRKİYE’NİN TEKNOLOJİK GELİŞMESİNE DÜŞMANLIĞINI YANSITIYOR. GEÇMİŞTEKİ DÜŞMANLIK 1960 YILINDA YAPILAN YERLİ “DEVRİM ARABASI” İLE 2000’Lİ YILLARDAKİ İHA KONUSUNDA DA DEVAM ETMİŞ.

BUGÜN BÜTÜN DÜNYA BİZİM YAPTIĞIMIZ YERLİ SİLAHLAR OLAN İHA-SİHA-TİHA-GEMİ-FIRKATEYN-HELİKOPTER-ROKET VE YÜZLERCE SİLAHLARI ÖVÜNEREK ANLATIRKEN HALA O YILLARIN HAİN KALINTILARI BU SİLAHLARI YAPTIRAN SAVUNMA SANAYİ MÜSTEŞARLIĞINI HER FIRSATTA KARALAYIP DURUYORLAR. AMA NAFİLE TÜRKİYE SAVUNBMA SANAYİ KONUSUNDA 2002 YILINDA YERLİLİK PAYI %5 İKEN BUGÜN BU ORAN %70’E ULAŞMIŞTIR. YANİ TÜRKİYE SAVUNMA KONUSUNDA BÖLGENİN EN İYİSİ HALİNE GELDİ

GERİYE EKONOMİK GELİŞME KALDI. EĞER BİZ İSTİKLALİMİZİ SAVUNMA SANAYİ İLE PEKİŞTİRDİĞİMİZ GİBİ EKONOMİMİZİ DE GELİŞTİRMEZSEK KANCIK DÜŞMANLARIMIZ AYARI BOZUK GİBİ İKİDE BİR DÖVİZİN AYARIYLA OYNAYARAK BİZİ TÖKEŞLEŞTİRMEYE ÇALIŞIRLAR. KISA ZAMANDA EKONOMİK OLARAK GÜÇ KAZANMAMIZ İÇİN MİLLET OLARAK BANKALARDAKİ TL, DÖVİZ HESAPLARINI İKTİDARIN EMRİNE VERMELİYİZ. BİR TARAFTAN BUNU YAPARKEN DİĞER TARAFTAN “YASTIK ALTI” DİYE TABİR ETTİĞİMİZ ALTINLARI MERKEZ BANKASINA YATIRARAK EKONOMİYE KAZANDIRMAMIZ GEREKİYOR.AKSİ TAKDİRDE KANCIK DÜŞMANLARIMIZ İKİDE BİR DÖVİZ VE ALTIN FİYATLARIYLA OYNAYARAK ÇIKTIĞIMIZ TARİH YOLCULUĞUNDA YOLUMUZU KESMEYE ÇALIŞIRLAR.

BAŞTA SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN OLMAK ÜZERE BÜTÜN EKİBİNE BU YOLDA BAŞARILI BİR ŞEKİLDE YÜRÜMESİNİ ALLAH NASİP ETSİN. SELAM VE DUA İLE.