Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

AT SÜVARİSİNE TÜFEK NİÇANCIYA GÖRE HEDEFİ VURURMUŞ 30.4.2020 Perşembe-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

“At üstündeki süvariye göre adım atarmış. Atın gitmeyeni tüfeğin vurmayanı olmazmış. Yeterki nişancısı ve binicisi sağlam olsun. BU SABAH ŞÖYLE HAYAL DÜNYAMA DALDIMDA BİZ KISA SÜREDE NEREDEN NEREYE GELDİĞİMİZ GÖRDÜM. İşte yakın zaman diliminde hayal dünyamda gördüklerimi sizimle paylaşmak istedim. İşte yakın zamanda gördüklerimden bazıları;

20 sene önce bir kişi hasta olunca üç kişi beraber hastaneye giderdi. Birisi muayene olmak için gece saat: 4’te sıraya girer.

Öbürü ilaç kuyruğuna gider. Birisi de hastanın yanında kalırdı. Hele Çukurovada bir devlet hastanesi vardı ki bu hastanede hamam böcekleri cirit atıp dururdu. Hastayı ameliyat edecek doktor devletin ameliyat etmesi için gönderdiği ameliyat bıçaklarında “BIÇAK PARASI” Diye yüklü bir para alırdı. Hatta ben arkadaşımın birisini özel doktorda bademcik ameliyetını o zaman 800 Liraya yaptırmıştım. Teyzemin oğlu imam-hatiplik yapıyordu. O da aynı şekilde Malatya devlet hastanesine bademcik ameliyetı için 1200 TL bıçak parası almışlardı.

Hele hepinizin rahmetli SAVAŞ AY abimizin hastanelerin durumuyla ilgili yaptığı televizyon progoramını hepiniz bilirsiniz. Bilmeyen varsa lütfen indirip izlesin.

26 sene önce eşimin kadın hastalıklarından dolayı ameliyat olması gerekiyordu. Bir türlü muayene olup ameliyat için hastaneye yatırmadılar. Bir tane tanıdık doktor bulup durumu sordum. O da bana git muayenehanesinde muayene ol. Ücretini verdikten sonra eşini hemen hastaneye yatırıp gerekli ameliyatı yaparlar” Dedi. Aynen dediği gibi yaptım ve eşim muayene olup ameliyat oldu.

Bundan 22 sene önce eşim rahatsızlanmıştı. Üniversite hastanesine randevü alıp götürmüştüm. Randevü sırasını beklerken hastanenin veznesinin yanında “Profesörlerden özel muayene için fiş verilir” levhasını gördüm. Ben de eşime duurmu haber verdim. Ve profesörden özel muayene olmak için vezneden fiş istedim. Veznedar bana kim muayene olacak? Dedi. Ben de; “- Eşim” diye cevap verince veznedar parayı vermeden önce gidip profesörle görüşün” dedi. Ben; “- Neden? Diye sorunca başörtülüleri muayene etmeye bilir. Siz parayı vermeden önce gidip görüşün yoksa ben parayı aldıktan sonra tekrar ödeyemem dedi. Ben de gidip adı geçen profesörle görüştüm ve bana; “Ben başörtülü muayene etmem. Başını açar gelirsen ancak o zaman muayene ederim” dedi. Biz bir defa daha üvey evlat olduğumuzu öğrenerek gidip normal sıramızı bekledik.

Aradan geçen kısa sürede hasta evinde otururken 182’yi arıyor. Muayene olacak doktorunda randevusunu alıyor. Hastaneye gidip muayenesini olup bir kuruş vermeden ilaçlarını da alıp evine dönüyor. 20 sene önce bıçak parası almadan ameliyat yapmayan doktorlardan şimdi yemeğini hastasına yediren doktorları gördük. Sırf hastası çabuk iyileşsin diye evine bile gitmeyen hastasını ailesine tercih eden doktorlar görüyoruz.

AMA HALA GÖZLERİ VAR AMA GÖRMEYEN KULAKLARI VAR AMA DUYMAYAN EBLEHLER (ALÇAKLAR) VAR. ONLAR İSE SIRF AK PARTİ BU KORONAVİRÜS SALGININDA BAŞARISIZ OLUP İKTİDARDA DÜŞSÜN DİYE UĞRAŞIP DURUYORLAR. BRE AHMAK VE GAFİLER! HAKİKATI BAYILTIP IRZINA GEÇEN SEFİLLER! SİZ BU MİLLETE DÜŞMANLIK YAPACAĞINIZA MİLLETİN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKSANIZ BU MİLLET SIZI DE İKTİDARA GETİRİR.

Daha 35-40 sene önce okullardaki sınıfların mevcudu 90 ile 100 kişi arasındaydı. Ben 93 kişilik sınıfta 10 seneden fazla öğretmenlik yaptım. Okullarda SABAÇI VE ÖĞLECİ DİYE İKİLİ EĞİTİM VARDI. HATTA BİRÇOK İLİMİZDE ÜÇLÜ EĞİTİM DE VARDI.

1989 1994 YILLARI ARASINDA CHP’NİN YAVRUSU SHP’Lİ BELEDİYELERİN YÖNETİMDE OLDUĞU ŞEHİRLERİN SOKAKLARINDA ÇÖP DAĞLARI OLUŞMUŞTU. HATTA “İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE İSKİ-GATE, HEKİMBAŞI ÇÖPLÜĞÜNÜN PATLAMASI SONUCU 39 VATANDAŞIN ÖLMESİ GİBİ DAHA YÜZLERCE RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARIN VARLIĞI MAHKEME KARARLARIYLA BELGELENDİ. MİLLETİMİZ ANAP’A DERS VERECEKKEN KENDİSİ DERSİNİ ALDI. YANİ AVA GİDERKEN AVLANDI.

Hele SHP, ANAP, DOĞRUL koalisyon hükümeti vardı. O zaman Temmuz ayında çalışanlara zam yapılacaktı. Koalisyon ortakları o günkü parayla 217 000 TL kararlaştırmıştılar. Bugünkü parayla (21,7 Lira) ediyordu. Türkiye büyük bir krize girmiş herşeye % 100 zaman yapılmıştı. Hatta o senenin yıllık enflasyonu % 161 oranında gerçekleşmişti Sözde sosyal demokrat SHP bu artışı kabul etmemişti. Üç ay sonra koalisyon hükümeti ancak 219 000 TL zaman yapacağını ileri sürmüş SHP’de kabul edip imzalamıştı. Yani üç ayın sonunda bugünkü parayla 2 Kuruş zam almıştık.

2000 yılında 1990 model bir şahin marka taksi almıştım. Arabayı aldığım zaman LPG’nin litresi 217 Liraydı. O itidar her hafta Cumartesi gece yarısnda zaman yaparak kısa sürede LPG’nin litresi 1117000 (Bir milyon yüz onyedi bin) Liraya çıkardılar.

Ve 1999 MARMARA depremi olmuştu da hem içeride hem de dışarıda bize yardım edilmişti. O günkü maliye bakanı bir konuşmasında; “EĞER DEPREM PARALARI OLMASAYDI MEMURA MAAŞINI ÖDEYEMEZDİK” Demişti.

Arkasında çok geçmeden 2001 yılında o günkü cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer o günkü başbakana anaysa kitapçığı fırlattı diye 18 Şubat mali krizi oldu. 17 Şubat 2001 yılında BİR dolar 38.000 Lirayken 18 Şubatta 99.000 Liraya çıkmıştı. O gün maliyeden sorumlu devlet bakanı ve sözde ekonomist olan Ufuk Söylemez gece saat 23.30’dan sonra başta Ziraat olmak üzere devlet bankalarının kasalarını açtırarak zenginlere 38.000 Liradan dolar sattırmıştı.

Hani bir mıh bir nalı, bir nal atı, bir at bir komutanı, bir komutan da savaşı kazanırmış” diye bir söz var. Bu sözün bir de tersi var. YANİ BİR MIH BİR NALI DÜŞÜRÜR. BİR NAL BİR ATI DÜŞÜRÜR BİR AT DA KOMUTANI DÜŞÜRÜP MAĞLUP EDER. İşte 1996 yılında REFAHYOL KOALİSYONUNA KARŞI GİRİŞİLEN 28 ŞUBAT POSTMODERN DARBESİYLE YIKILAN KOALİSYON İKTİDARINDAN SONRA KURULAN ANASOL-M KOALİSYONUYLE DEVAM EDEN SÜREÇTE GEÇEN 5 YILIN SONUNDA 26 BANKANIN İÇİ BOŞALTILMIŞTIR. DAHA SONRA BİZZAT MECLİS ARAŞTIRMASIYLA BU OPERASYONLARIN RESMİ RAKALMLARLA MİLLETE MALİYETİ 382 MİLYAR DOLAR OLDUĞU BİZZAT BELGELENMİŞTİ.

2001 krizi sırasındaki gafiller sözde ülkesini kalkındırmak için IMF’de borç para alırlar. IMF önce fazla borç para verir. Öyle fazla para verir ki adı geçen ülke o paranın taksit ve faizini ödemek için tekrar IMF’de borç para ister. IMF’li yetkililer bu sefer; “Bize para gökten yağmıyor. Ülkenize ne kadar para lazım? Diye sorarlar. Nitekim aynı soruyu 2001 krizinden sonra bize de sormuşlardı. O zamanki idarecilerimiz “10 milyar dolar olsa yeter” demişlerdi. Onlar da hemen o günkü idarecilerin eline 15 kanunda değişiklik yapılması karşılığında borç para vereceklerini söylemişlerdi. O günkü ANASOL-M koalisyonu 10 günde 15 kanunda değişikliği yaptı. Sadece değişiklik yapmakla kalmayıp kendi paralarını tahsil etmek için Kemal Derviş’i gönderdi. Sözde amerikaya karşı olan o günkü başbakan Bülent Ecevit hiç itiraz etmeden Kemal Derviş’i ekonominin başına bakan yaptı.

Arkasında 10 milyarı dolar çok yüksek faizle bize verdiler. Bizim o günkü Başbakan Bülent Ecevit ile Başbakan yardımcıları Mesut Yılmaz ile Devlet Bahçeli imzasını taşıyan bir teşekkür belgesini IMF’li heyete gönderdiler.

Birde bugünü düşünün ki insanlar ve devletler 1. Ve 2. Dünya savaşından daha büyük bir krizle karşı karşıyadırlar. 81 ülke IMF’den borç istemiş. 88 ülkede Türkiye’den yardım istemiş. Türkiye başta Filistin olmak üzere amerikaya bile KORONAVİRÜS İLE MÜCADELE İÇİN KARGO GEMİLERİYLE HER TÜRLÜ TİBBİ MALZEME GÖNDERMİŞ. AMERİKA İSE TÜRKİYEYİ BÖLÜP PARÇALAMAK İÇİN 30 BİN TIR SVAŞ MALZEMESİ GÖNDERMİŞ. İŞİN DAHA GÜZEL YANIYSE 29 NİSAN 2020 TARİHİNDE AMERİKANIN NİVYORK EYALET VALİSİNİN DOĞRUDAN DOĞRUYA TÜRKİYEDEN YARDIM İSTEMESİYDİ.

Hani bu Fosseptikçiler her fırsatta Osmanlıya saldırıp dururlar ya. Düşünsene Osmanlı devletinin sonlarına doğru devletin hazinesi uzun savaşlar sebebiyle bozulmuş olmasına rağmen ingilterenin sömürgesi Portekiz da kıtlık olduğu için Osmanlı devleti ingiltereden borç alarak Portekiz’e yardım etmiştir. Portekizliler o zaman patates yetiştiriciliğiyle geçiniyorlarmış. Kıtlık olduğu için tohum için bıraktıkları patatesleri yemişler. Haliyle patates ekememişler. Patates ekemeyince aç kalmakla karşı karşıya gelmişler. Osmanlı devletinin amansız düşmanı olmalarına rağmen Osmanlı Portekizlilerin açlıkta ölmesine gönlü razı olmamış. Padişahın emirleriyle Portekiz’e buğday gönderilmiş. Limanlar ingilterenin kontrolünde olduğu için büyük gemilerin limana yanaşmasına İngiltere izin vermemiş. Osmanlı devletinin gönderdiği gemi iyice Portekiz kıyısına yaklaşıp demirlemiş. Portekizliler küçük teknelerle buğdayı çekerek taşıyıp götürüp yemişler. Böyle bir milletle aramızda kapsam alanı olmaz mı?

O zaman Portekiz devletinin Osmanlı devletine gönderdiği teşekkür mektubu hala Osmanlı arşivlerinden mevcuttur.

Eğer bugün birileri Bosna-Hersek devletinin bir şehrinde vefat etmeden önce “cenazemi bir Türk kıldırsın” diye vasiyet ediyorsa bu bizim kapsama alanımızın ne kadar sağlam ve geniş olduğunu göstermesi açısında yeterli değil mi?

Ulan Fosseptikçiler daha yakın bir zamanda ANASOL-M koalisyonu zamanında amerika borçlarını tahsil etmek için Kemal Derviş’i göndermedi mi?

ANASOL-M koalisyonu zamanında amerika ordusu Kuzey Irak’a operasyon yapmak için dönemin hükümetinde izin isteyeceği haberler yayılmaya başlamıştı. Gazeteciler başbakan Bülent Ecevit’e amerikanın Kuzey Irak’a operasyon için izin isterse izin verilecek mi? Diye sorduklarında Bülent Ecevit: “Bizde böyle bir izin istemediler. İsteseler de zaten izin vermeyiz” diye cevap vermişti. Bir gün sonra Türkiye’nin Kuzey Irak’a operasyon için izin verip vermediği sorulduğunda amerika genelkurmay başkanı Türk genelkurmay başkanına izin verdiği için teşekkür etmişti. Ama bugün artık öyle bir şey yok.

TÜRK OLMAK ZOR OLDUĞU GİBİ TÜRK OLMAMAK DAHA DA ZOR. türkiyeli olmaK çok zor. çünkü bütün bir dünya ile savaşmak zorundasınız. ama türkiyeli olmamak daha zor. çünkü türk milleti diye bir milletle savaşmak zorunda KALIYOSUNUZ. TÜRK OLMAYANLARIN SON MODEL SAVAŞ ALETİ OLARAK İCAT ETTİĞİ TANKI GÖMLEĞİNİ YIRTARAK EKZOZUNU KAPATINCA DURDURUYOR. VE GÜNÜN BOMBASI Rusya radara yakalanmayan SU-24 savaş uçağını yapıp sefere koymuştu. Amerika SU-24 savaş uçağının özelliklerini ele geçirmek için uğraşırken Türkiye İdlib’te Türk hava kuvvetleri tarafından fırlatılan “Ölümcül füze” adı verilen AIM-9X Sidewinder füzesiyle düşürüldü. Bu beklenmedik hareket hem Rus hem de amerika liderlerini ve üst akıllarını perişan ettti. Dikkat ederseniz daha önce biz Rus uçağını düşürdüğümüzde Rus lider Putin kendilerinin arkadan vurulduğunu söylemişti. 34 askerimizin İdlib’de şehid edilmesinden sonra Rusya bizi arkadan vurmuştu. Başlangıçta anlaşmaya yanaşmayan Rusya SU-24 savaş uçağının tarafımızdan düşürülmesinden sonra tıpış tıpış barışa yanaştı. SELAM VE DUA İLE.