Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

İHANETİN VE ALÇAKLIĞIN DA BİR SINIRI OLMALI DEĞİL Mİ?10.4.2020 Cuma-Yeşilyurt/ MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Yiğitliğin kahramanlığın cesaretin ve cömertliğin bir sınırı olduğu gibi ihanetin ve alçaklığın da bir sınırı olmalıdır. Bizdeki hain ve alçakların hainliklerini ve alçaklıklarını ölçecek bir alet olmadığı gibi hainliklerini alçaklıklarını benzetecek bir ölçü veya model de yok.

Mesela biz yüksekliğin zirvesi olarak EVEREST TEPESİNİ görürü ona göre uzun ve kısayı değerlendirip uzunlukları metre ile

ölçeriz. Alçaklık olarak MANŞ ÇUKURUNU görür alçaklık derecelerini de ona göre ölçeriz.

Bizdeki hain ve alçaklar ÇOK ÇUKURDA oldukları için everest tepesini GÖRME ŞANSLARI YOK. Görseler bile tasmasını elinde tutanlar bunların oraya bakmasına izin vermezler. Bu hain ve alçaklar ÇOK ÇUKURDA OLDUKLARI İÇİN MANŞ ÇUKURU DA BUNLARA YÜKSEK GELİR. BUNLARIN HAİN VE ALÇAKLIKLARINI ÖLÇÜP YAZACAK NE BİR RAKAM YETER NE DE KÂĞIDA SIĞAR. Çünkü bunların hainliklerini ve ihanetlerini bulmak için bunların rakamlarının 26. Kuvvetiyle çarpmak gerekir ki henüz bu rakamın sığacak bir mak,ine daha icat edildiğini bilmiyorum.

Uzunlukları metre ile ölçtüğümüz gibi ağırlıkları da kilo ile tartarız. Bizdeki hain ve alçakları ölçüp tartacak henüz bir alet icat edilmedi. Bunların alçaklık ve hainliklerini Kur’an-ı Kerim’de Allahu Teâlâ “Andolsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi, hattâ daha da sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir.” (A’raf suresi,179)

Evet, biz insanlardan ve cinlerden pek çoğunu cehennemlik ettik, cehennemlik kıldık diyor Rabbimiz. Gerek cinlerden gerek insanlardan nicelerini cehennem için yarattık diyor. Bu ifade Rabbimizin insanlar ve cinlerden pek çoğunu zorla cehenneme sokacağı anlamına gelmemektedir. Aksine önceki âyetlerde insanlar ve cinleri cennete zorladığını görmüştük. Daha yaratılış öncesi kendilerinden mîsâk alarak, sonra fıtratlarını bu mîsâka zorlayacak biçimde yoğurarak, sonra bu mîsâkı hatırlatıcı yığınlarla görsel ve işitsel âyetler göndererek kullarının cennetinden yana olduğunu anlatmıştı Rabbimiz.

Bunların hallerini yine Allahu Teâlâ;“Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmış keresteler gibidir. Her sayhayı kendi aleyhlerinde zannederler. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar?” (Münafiku suresi,4)

Gerçi sen onları görsen, bunlar pek hoşuna gider. Cisimleri, cüsseleri hoşuna gider. Zira insan ruh ve bedenden oluşmaktadır. Cisim; ceset ve konum demektir. Yani onların boşlukta işgal ettikleri bir yer, konum, makam, statüleri vardır. Onların işte bu konumları dikkat çeker. Âmirdirler, âlimdirler, fazıldırlar, bilgiçtirler, öğretmendirler, müdürdürler, patrondurlar filan ya, işte onların bu durumları senin pek hoşuna gider.

Dikkat ederseniz burada "Ecsâmuhum" deniyor. Yani onların mânâları, akılları, bakışları, görüşleri, basiretleri değil, cisimleri hoşuna gider diyor Rabbimiz. Bu adamların cisimleri Rasûlullah’ın hoşuna gidiyormuş. Onların cisimlerini, kalıplarını, konumlarını görünce, Allah’ın Resûlü “keşke şu adamlar Müslüman olsaydı” diyormuş. Niye böyle diyordu Allah’ın Resûlü? Çünkü Rasûlullah’ın yanına geldiklerinde büyük büyük, iddialı iddialı laflar ediyorlardı.

Rabbimiz diyor ki, “konuştukları zaman neredeyse onları dinlemek istersiniz.” Fasih konuşurlar, düzgün konuşurlar onları dinleyen birileri fesahat ve belâgatlarından ötürü sözlerine kulak verip dinlemek ister. Şimdi de görüyoruz işte, adamlar milletin karşısına çıkıyorlar, ekonomi diye başlıyor, ülke idaresi filan diyor, ciddi ciddi konuşuyorlar. Onları dinleyince bayağı bayağı düşünen birisi filan zannediyorsunuz, ama adamların ciğeri beş para etmiyor. Allah diyor ki, “onlar sanki duvara dayanmış keresteler gibidirler.”

Bu adamlar Rasûlullah’ın meclislerine gelir, gâyet ciddi, ağırbaşlı bir şekilde Allah’ın Resûlü’nü dinler görünürlerdi. Söze kulak verir, sözü almaya ve anlamaya çalıştıkları tavrını sergilerlerdi. Ama bu tavırlarının tamamen aksine kulaklarına asla söz gitmiyor, kalplerine inmiyordu. Sanki söz duvara çarpıyor ve söyleyene geri dönüyordu. Allah buyurur ki, “sanki onlar duvara yaslanmış kütükler, keresteler gibiydi.” Kalplerinde hiçbir şey yoktur, onların kafaları bomboştur. Kalbinde iman olmayan bir kimsede bilgi, izzet, şeref de yoktur. Dökülen elbiseler içinde de olsa, evi, barkı, parası, pulu olmasa da, konuşması insanların alkışlayacağı bir şekilde olmasa da, Allah için hayatını feda eden bir Müslüman üstündür. Ama beri tarafta boylu, poslu, malı, mülkü, kavmi, kabilesi, güzel konuşma yeteneği olan, ama kalbinde Allah’a iman ve teslimiyetin olmadığı kimse Allah katında beş para etmez.

Âyetteki kereste, kütük benzetmesinden anlıyoruz ki, bu adamlar ruhu olmayan cesetler gibidirler. Yani Rasûlullah’ın karşısında, ağaca bir insan elbisesi giydirilmiş gibi oturuyorlardı. Ruhu olmayan, aklı olmayan, idraki olmayan, zerre kadar düşünceleri olmayan cisimlerdir bunlar.

Şimdi hepinizin bildiği gibi Çinin Wuhan şehrinde bir KORONAVİRÜSÜ çıktı. Bu virüs geçen zaman içinde kendisini 126 ülkede gösterdi. En çok da gelişmiş ve medeni olduğu söylenen ülkeri kırıp geçirdi. Koronavirüse en çok yakalanıp ölümler amerika da meydana geliyor. Daha sonra sırasıyla italya, ispanya ve İran’da meydana geldi.

Şimdi yukarıda ancak ifadesini Kur’an-ı Kerimin A’raf suresiyle Münafikun suresinde “…ONLARIN KALPLERİ VARDIR AMA ANLAMAZLAR; GÖZLERİ VARDIR AMA GÖRMEZLER; KULAKLARI VARDIR AMA İŞİTMEZLER. İŞTE BUNLAR HAYVANLAR GİBİ, HATTÂ DAHA DA SAPIKTIRLAR.” ile “…DAYANMIŞ KERESTELER…” olarak ifade edilen bizdeki hain ve çukurlar ise Türkiye’nin koronavirüs sebebiyle yeteri kadar tedbir almadığı için Türkiye’yi amerikaya şikâyet ettiğine dair Twet atıyor. Bir diğer “…HAYVANDAN AŞAĞI VE DAYANMIŞ KERESTE…” attığı Twetterde; “Mademki maskeyi mecbur ettin O halde onu bedava dağıtacaksın. Hem de bizzat eczaneler eliyle dağıtacaksın” Diyor. Bunu diyen üstüne üstlük sağlık profesörü. Bunlar aynı zamandan beri koconavirüs Türkiyeden görüldüğü andan itibaren sokağa çıkma yasağı ilan edilmesini söyleyip savunanlar. Şimdi hem sokağa çıkma yasağının ilan edilmesini söyleyip savunacaksın hem de maskelerin eczanelerde dağıtılmasını söyleyeceksin. Peki, vatandaş maskeyi almak için dışarı çıkarsa ne olur? Çünkü siz başt an beri sokağa çıkma yasağının ilan edilmesini istiyordunuz.

“BE HEY ALLAH’TAN KORKMAZ KULDAN UTANMAZ!!!” DİYECEĞİM AMA BUNLAR ALLAH’A İNANMIYOR Kİ KORKSUNLAR. BUNLARDAN UTANACAK YÜZ YOK Kİ KIZARSIN. BUNLARIN Kİ YÜZ DEĞİL ADETA SAHTİYAN. (Sahtiyan genellikle camız ve öküz derisinde tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış derilere denirdi. Eskiden berber dükkânlarında berberlerin usturalarını bilerken kullandıkları deri (büyükbaş hayvan derisi-kösele)

Berberler ustura bıçaklarını keskinleştirmek için o derinin üzerine tükürür ve bıçaklarını deri masatla biler ve parlatırlardı. Bu sahtiyanlar aynı zamanda oyma bıçaklarının keskinliklerini arttırmak veya korumak için sık sık bilenme yapılırdı. Ancak sık sık bilemek hem basit olmalı hemde ağız formunu bozmamalıdır. Birde ustura keskinliği elde etmek istiyorsak o zaman mutlaka sahtiyan kullanırlardı.

BUNLARIN TÜKÜRSEM TÜKÜRÜĞE YAZIK. BUNLARDA “AR NAMUS TERTEMİZ.” BUNLAR BU MELEKETİ VE İNSANLARINI HİÇ SEVMEDİLER.

“KARGA”YI SEVDİLER, “İNSAN”I SEVEMEDİLER! Onlar, “sağmal inek” gibi gördüler bu ülkeyi!.. “Süt”ünden yararlandıkları, “yoğurt” ve “kaymak” üreten bir varlık olarak gördüler bu ülkeyi!..

“İneğin gübresi”ni sevdiler!.. “Yalı”larının, “villa”larının, “malikaneleri”nin bahçelerindeki “çim”leri beslediği için!..

“Deri”sini sevdiler bu ülkenin... “Saray yavrusu ev”lerindeki “şömineleri”nin önüne “pösteki” olarak serip, üzerinde “romantizm” yaşamak için!..

ONLAR “CAMİ”LERİ DE HİÇ SEVMEDİLER! Onlar, bu ülkeyi hiç sevmediler ki... “Kilise”leri, “havra”ları sevdiler de, “cami”leri hiç sevmediler ki!..Melek” görmüş “şeytan” gibi düşmandırlar “maneviyat”a!..

ONLAR “SAHİP”TİR, İNSANLAR “KÖLE!” Onlar bu ülkenin “hırsız”ını, “hortumcu”sunu, “vurguncu”sunu, “dinsiz”ini ve “donsuz”unu sevdiler de, “başörtülü”sünü, “şalvar”lısını, “sakallı” ve “takkeli”sini hiç sevmediler!..

İstediler ki, bu ülkenin “dindar” insanı hep “köle” kalsın!.. İstediler ki; kendilerinin “sahip”likleri, “hükümran”lıkları, “saltanat”ları ve “buyurganlık”ları hep devam etsin!..

“Dindar” insanlar, “mütedeyyin” insanlar hiç “hak ve özgürlük” istemesin!.. İstediler ki, bu ülkenin insanı hep; “vur kafasına tokmağı, al elinden lokmayı” olarak kalsın!..

SEVMEDİLER, HEP KULLANDILAR! Onlar, bu “ülke”yi hiç sevmediler!.. Bu ülkenin insanı, “çarığını” ıslatıp suyunu emerek “açlığını yatıştırmaya” uğraşırken!.. Bu ülkenin insanı, “İstiklâl Savaşı”nda “at veya katırın dışkısı”ndan çıkan “arpa” ve “buğday”ları temizleyip kavurarak karnını doyururken!.. Bu ülkenin insanı, “açlık ve sefalet” içinde savaşıp “düşman işgali”ne son vermeye çalışırken, onların dedeleri “boğaz sırtları”ndaki arazilere çöreklenip “yalı” yaptılar, “villa” yaptılar, “malikâne” yaptılar!..

Bu ülkenin insanına, “kan” kaldı, “gözyaşı” kaldı, “ıstırap” kaldı!.. “Saltanat” onların oldu, “fakirlik” ülkem insanına kaldı!.. “Saray yavrusu ev”lere onlar kuruldu, “gecekondu”lar ülkem insanına kaldı!..

“Halk plajları doldurdu, vatandaş denize giremiyor!” diye böğürüp, Türkiye'yi ta o zaman kamplara böldüler!.. Halk “köle” idi gözlerinde!.. Vatandaş ise “kendileri”ydi!.. Yani onlar “beyaz efendi”lerdi, onlar “sahip”lerdi!..Onlar bu ülkeyi hiç sevmediler ki!..

Sevdilerse de, “ürün”lerini sevdiler!.. Sevdilerse de, ağaçlarını katledip içine “villa” diktikleri için, “orman”larını sevdiler!.. “Kayak” kaydıkları için dağları, “ski”ye bindikleri, yüzdükleri, “kotra”larıyla hava attıkları için “deniz”leri sevdiler!.. “Rakı”larına meze yaptıkları “balık”ları, balık yetişen “göl”leri, “şarap”larının yanındaki “peynir”leri sevdiler!.. Ama, bu “nimet”leri bahşeden Allah'ı hiç sevmediler!.. Hiç şükretmediler Allah'a!.. “Allah'ın bahşettiklerini” sevdiler de, Bahşeden”i hiç sevmediler!..

Onlar, “kır”ları sevdiler, ama “tarla”ları ve tarlalarda çalışanları hiç sevmediler!.. Onlar, “köpeğini kaşıyan adam”ları sevdiler de, “göbeğini kaşıyan adam”ları hiç sevmediler!..

Hasılı kelâm... “Ülkenin nimetleri”ni sevdiler, ama “külfet”lerini hiç sevmediler!.. “Kabuklu”ları sevdiler, ama “sünnetli”leri hiç sevmediler!..

“Yabancı”ları sevdiler, ama “yerli”leri hiç sevmediler!.. Onlar, “bu ülkeyi” hiç sevmediler!..Sadece nimetlerini “kullandılar!”Ülkeyi değil, “getirdiği rantı” sevdiler!..Onlar, “bu ülkenin insanı”nı da hiç sevmediler!.. Sadece bir “köle” gibi çalıştırdılar, “inek” gibi sağdılar insanları!..

Şu andaki “Pako”lukları, şu andaki “havlama”ları; sadece ve sadece “sahip”likleri, “saltanat”ları ve “buyurganlık”ları elden gidiyor diye!..Evet, onlar “bu ülke”yi sevmedi!..

“BU ÜLKENİN İNSANLARI”NI İSE HİÇ SEVMEDİLER!..ONLARI SEVENLERİN AKLINA TÜKÜREYİM!..SELAM VE DUA İLE.