Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BU KRİZDE “TAYYİP ERDOĞAN’IN İŞİ ALLAH’A KALDI” DİYORLAR 4.4.2020 Cumartesi-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Koronavirüs salgını ortaya çıktığından beri tasması dışarıdaki şeytanî aklın elinde olanlar hemen “Mal bulmuş mağribi” koronavirüsünü bahane ederek AK Parti iktidarına ve de onun şahsında Sayın Reisimiz Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmaya başladılar. Saldırılarını Sosyal medya, televizyon, gazete ve dergilerde yazıp çizdikleri yalan, itfira, tevzirat ve hile yaparak devam ettirdiler. O kadar çok hakaret ettiler ki AK Partiye attıkları iftiraları AK Partili yetkililerden önce karşı muhatapları

haberin yalan olduğunu bizzat açıklama yaparak reddettiler.

En son olarak Twetter, Instagram, Facebook ve WhatSapp vasıtasıyla yazdıklarında “BU KRİZDE TAYYİP ERDOĞANIN İŞİ ALLAHA KALDI” dediler. Bu cümle 40 yaş ve üstündekiler pek yabancı değil. Çünkü Sayın Reisimiz Recep Tayyip Erdoğan Mart 1994 yılında ilk defa İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı seçildiğinde İstanbul’da sular borularda kesik akmıyordu. İşte Sayın Erdoğan seçildikten sonra önce “SAYIN ERDOĞAN’IN BELEDİYE OTOBÜSLERİNDE HAREMLİK-SELAMLIK YAPACAĞI İFTİRASINI ATTILAR. ARKASINDA BELEDİYE SINIRLARI İÇİNDEKİ İÇKİLİ YERLERİ KAPATACAĞI İFTİRASINI ATTILAR. TABİ BUNLARIN HİÇBİRİ TUTMADI. ARKASINDA DA “İSTANBUL’UN SU MESELESİNİ TAYYİP ÇÖZEMEZ. TAYYİBİN İŞİ ALLAH’A KALDI “ DEDİLER.

Hâlbuki biz tedbiri alır Takdiri Allah’a bırakan bir inanca sahip insanlarız. Birbirimizden ayrılırken bile “ALLAH’A EMANET OLUN” Diyerek birbirimizi Allah’a emanet ederiz. Yani tedbiri aldıktan sonra tedbirden öte takdirin Allah’tan olduğunu bilir ona göre hareket ederiz.

Biz bilir ve iman ederiz ki “MÜLK ALLAH’INDIR, MÜLKÜN SAHİBİ O’DUR.” Biz insanlar bu mülkün emanetçileriyiz. Bakın bu konuyu Yunus Emre bir şiirinde; “MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ,/ HANİ BUNUN İLK SAHİBİ,/ MAL DA YALAN MÜLK DE YALAN,/ VAR BİRAZ DA SEN OYALAN” Diyerek çok güzel açıklamıştır.

Gerçekten Mart 1994 yılında yapılan seçim sonucu Sayın Recep Tayyip Erdoğan İstanbulluları yağmur duasına çağırdı. O zamanda tasması dışarıdaki Şeytanî aklın elinde olanlar yine dalga geçmişlerdi. Ama İstanbullular bunları nhakaretlerine aldırmadan Yağmur duasına gitti ve dua yapıldıktan sonra yağmur yağdı. İstanbul’in barajları suyla doldu. Bu seferde daha önce attıkları iftiralardan utanmadan sıkılmadan 1800 çark ederek; “EFENDİM ALLAH DA RECEP TAYYİP ERDOĞANIN YANINDA ONA YARDIM ETTİ” DEDİLER.

Bu tasması Şeytanî aklın elinde olanlar bütün meselelerin bilim ve teknikle çözüleceğini savunurlar. Çünkü tasmasını elinde bulunduranlar onlara bu emri verirler. Bunların büyük düşmanlığı İslam’a ve Müslümanlaradır. 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra direk İslam’a saldırmak yerine İslamî termonojilere saldırıyorlar. İşte bu koronavirüs sebebiyle DUA ile alay ederek AK Parti ve Sayın Erdoğan’a saldırıyorlar. Bu beyinsizler “Kur’an-ı Kerimdeki dua ile ilgili yüzlerce ayetten sadece şu ayeti bilseler belki saldırmazlar. “Allahu Teâla Kur’an-ı Kerimde duanın önemini şu şekilde bize açıklamıştır; “Üd’unî estecib leküm= Bana dua edin size icabet edeyim” “Mü’min suresi:60)

Peygamberimiz (SAV) yüzlerce hadisinde duanın önemini belirtmektedir. İşte bu hadislerden ikisi şöyle; “Dua ibadetin özüdür,(Tirmizî, Daavat:1) “Duaibadettir” (Riyazü’s-Salihin Hadis no:1438)

Bu tasmalı gurubun en büyük mahareti dine ve dindara hakaret edip aşağılamaktır. Halbu örnek aldıkları amerikada bile temsilciler geçenlerde meclisi Kur’an tivatiyle açıldı. Papalık kendisine bağlı papazları üstü açık arabalara doldurup mikrofonla yüksek sesle avrupa sokalarında dua ettiriyor. 500 seneden beri Ezan okumanın yasak olduğu İspanya Grana’da koronavirüs çıktıktan sonra her yerde yüksek sesle Ezan okundu. Avrupanın birçok şehrinde minarelerde ezan okumak yasak iken koronavirüsten sonra serbest oldu. Hatta önce Müslümanlar cemaatle namaz kılarken avrupalılar cemaatin arkasına saf tutarak onların namaz kıldığı gibi namaz kıldılar. Hatta dünyanın İslam’a ve Müslümanlara karşı acımasız düşmanlık yapan israil parlamentosundan bile geçenlerde bir milletvekili EZAN okudu.

Koronavirüsü çıkmadan önce devletler birbirini uzun menzilli silah, atom bombası ve nükleer silahlarla korkuturken şimdi gözle görünmeyen ancak mikroskopla görülen bir koronavirüsü karşısında nasıl çaresiz kaldıklarını gördük. BE HEY BİZDEKİ TASMALILAR! SÖYLEYİN BANA BU VİRÜSÜ YENMENİN DUADAN BAŞKA ÇARESİ VAR MI?

Ben bu tasmalılar için “ETÜHLİKÜNA BİMA SÜFAHAÜ MİNNÂ=Aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin?” (Araf suresi, 155. Ayet)” diyorum. Bu ve benzerlerine “Kuş beyinli” diyeceğim ama kuşlara hakaret olur diyemiyorum. Dolayısıyla ben bunlara “Boş kafalı” veya “Taş kafalı” diyorum. Bu ve benzerlerinin şerrinde Allah’a sığınırım. NEÛZÜBİLLAH.

Bakın 3 ay önce birisi bize; “Çok yakında kapındaki arabana binemeyecek, Cebindeki paranı harcamayacak, Gayri menkuluünü satamayacaksın. Gayri menkülünü kiraya verdiğin halde kirasını alamayacaksın, Dükkânın dadolu mal olsa satamayacaksın” Deseydi biz bunu söyleyen adamın kafayı yediğini deli olduğunu düşünürdük. Bak üç ay geçmeden kapıdaki arabamıza binemiyoruz. Cebimizdeki paranı harcayamıyoruz. Gayrimenkulümüz var satamıyoruz. Kiraya verdiğimiz gayri menkülün kirasını alamıyoruz. Dükkâlar malla dolu satamıyoruz. Neden çünkü “MÜLK ALLAH’INDIR, MÜLKÜN SAHİBİ O’DUR. Şimdi anladın mı niye satıp alamadığını? Çünkü Mülk allah’ındır” O istemezse sahip olduğumuz şeylere elini bile süremeyiz.

Bak bir ay öncesine kadar vefat edenlerin cenaze namazlarına istemeyerek insanlar gönülsüz gidiyordu. Hatta cenaze namazını kılacağı kişiden önce musallaya gelen ölünün bile cenaze namazını kılmıyordu. Ama bak şimdi cenaze naamzaı kılmak istesen bile kılamıyorsun. Neden çünkü Koronavirüs virüsü bulaşmasın diye. Rabbim hiçbir Müslümana Cenaze namazının kılınmadığı bir ölüm nasip etmesin! ÂMİN.