Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BENİ DİKKATLE DİNLEMENİZİ İSTİYORUM (2)31.1.2020 Cuma-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

IŞİD'e yönelik düzenlenen Musul ve Cerablus operasyonlarıyla ilgili olarak "Önce şunu iyi bilmek gerekiyor: DAEŞ diye bir “şey” yok. İngiltere diye sinsi bir güç var sadece. Batılılar, özellikle de İngilizler, DAEŞ'le filan savaşmıyorlar. Eğer öyle olsaydı, ortada DAEŞ'ten eser kalmazdı! Dünyayı aptallaştırıyorlar. DAEŞ'i kullanarak İslâm'la savaşıyorlar. DAEŞ, adım adım Irak'a ve Suriye'ye yerleştirildi. Ama Irak'a ve Suriye'ye yerleşen aktör, DAEŞ değil, gerçekte, İngiltere'dir. Önceki gün de yazdığım gibi

Irak kabinesinden 18 bakan İngiliz vatandaşı olması bunun küçük ama önemli bir göstergesi" dedi.

Yine çok sevdiğim ve hürmet ettiğim kardeşim Yusuf Kaplan'ın "DAEŞ’i boş verin; İngilizlerin yüzyıllık büyük “dans”ına bakın!" başlığıyla yayımlanan (24 Ekim 2016) yazısı şöyle:

Önce şunu iyi bilmek gerekiyor: DAEŞ diye bir “şey” yok. İngiltere diye sinsi bir güç var sadece.

Batılılar, özellikle de İngilizler, DAEŞ'le filan savaşmıyorlar. Eğer öyle olsaydı, ortada DEŞ'ten eser kalmazdı! Dünyayı aptallaştırıyorlar. DAEŞ'i kullanarak İslâm'la savaşıyorlar.

DAEŞ, adım adım Irak'a ve Suriye'ye yerleştirildi. Ama Irak'a ve Suriye'ye yerleşen aktör, DAEŞ değil, gerçekte, İngiltere'dir. Önceki gün de yazdığım gibi Irak kabinesinden 18 bakan İngiliz vatandaşı olması bunun küçük ama önemli bir göstergesi.

İngilizler, kuklalarla haritaları yeniden çiziyor

DAEŞ, PKK-PYD gibi örgütler maşa'dır; İngilizlerin kuklasıdır.

Bu şu anlama gelir: İngilizler, iki yüzyıl önce Vehhabiler üzerinden sahneledikleri oyunu, bu kez DAEŞ gibi örgütlerle İran'ın önünün açarak ve tastamam selefsizlik demek olan peygamber kabirlerini bile bombalamaktan çekinmeyen bu sözümona Selefî hareketler üzerinden sahneye koyuyorlar.

İngilizler, küresel sistemi yeniden dizayn etmek istiyorlar ve bunu da ancak İslâm dünyasındaki “tarihî derinlik”lerini yeniden harekete geçirerek yapabileceklerini çok iyi biliyorlar.

Demokrasi çağı değil, dromokrasi çağı

İçinde yaşadığımız çağı anlayamadığımız sürece, dünyada yaşananları kavrayamayacağımızı göremiyoruz hâlâ.

İçinde yaşadığımız çağ, demokrasi çağı değil, dromokrasi çağı.

Modernliğin çocuğu demokrasi, çoktan tarihin çöplüğünü boyladı. BazıMüslümanların, hâlâ demokrasi mücadelesinden bahsetmeleri, sığlıklarının ve çağı kavrayamadıklarının göstergesidir.

'Pornografi'den Dromokrasi'ye, Simülasyon'dan Asimilasyon'a"

Oysa Müslümanların sorunu demokrasi sorunu değil, en geniş anlamıyla bağımsızlık sorunudur.

Zihnî bağımsızlıklarına kavuşamayanların, siyasî bağımsızlık mücadelesi vermeleri, havaya kurşun sıkmaktan başka bir anlam ifade etmez.

İçinde yaşadığımız çağı kavrayamadığımız sürece, zihnî bağımsızlığımıza kavuşamayacağımızı bilmiyoruz bile.

İçinde yaşadığımız çağ, “pornografi”nin hükümranlığını ilan ettiği ve dromokrasi şeklinde ortaya çıkan bir ağ'dır sadece.

“Pornografi çağı”, algı kapılarının kapanması demek. Bir yerde algı kapıları kapanmışsa, bilin ki, orada, Müslüman zihnini ve idrakini vareden dil, Müslüman dünyasını gösteren yer, ve Müslümanın istikametini ifade eden yön yitirilmiş demektir.

“Pornografi”nin hükümranlığını ilan ettiği yer, hızın ve hazın, ayrıntının ve ayartının hükmünü, dromokrasi'nin ise zaferini ilan ettiği yerdir.

“Pornografi çağı”nda dromokrasi, medya üzerinden işler: Medya, kitleleri simülasyonlara (ayrıntı ve ayartıya) boğar ve simülasyonlarsa asimilasyonlarla (yabancılaştırma ve duyarsızlaştırma biçimleriyle) gerçeklerden uzaklaştırır.

Böylelikle, insanlar, bir hâdiseyi, bütünlüğü içinde kavrama yetilerini yitirirler. Ayrıntıların yok edici dehlizlerinde kendilerini kaybederler ve yaşananların gerçek yüzünü, arkaplanını ve yaşanan hâdiselerin arkasındaki sinsi aktörleri ve gerçekleri sindirici faktörleri göremezler.

DAEŞ'i boşverin, İngilizlerin yüzyıllık 'dans'ına bakın

Bu nedenle, DAEŞ'i boşverin, DAEŞ, kukla çünkü. DAEŞ'in arkasındaki asıl güce, İngilizlere bakın, diyorum.

İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill'in Türk düşmanlığını gözler önüne seren sözleri...

Star Gazetesi yazarı Aziz Üstel, İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill'in tarihi kayıtlara geçen sözlerini köşesine taşıdı.

Winston Churchill'in lafıdır bu. Hani 1953 yılında hem Nobel Barış hem de Nobel Edebiyat Ödüllerine aday gösterilen, İngiltere eski Başbakanı, adı bir buçuk karış boyunda, Afyon sucuğu eninde bir puroya verilen, 1915 yılında, Deniz Kuvvetleri Birinci Lordu'yken Anzakları, İngiliz'in tüysüz oğlanlarıyla Hindistan'la Burma'dan gelen delikanlıları Osmanlı siperlerine saldırtan, temiz bir sopa yedikten sonra da geri çekilme emri veren, kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırıp geri dönen, görevinden kovulan zat-ı muhterem!

Allah'tan 1953'de Nobel Barış Ödülü'nü alamadı ama Edebiyat ödülünü aldı. Batı dünyasının en ulu kahramanları arasındadır Churchill. Hoş Doğu dünyasıyla, Kuzey ve Güney'de yaşayanlar da onu pek bir sever. Amma 1915 yılında Çanakkale'yi ve Boğazları ele geçirip Osmanlı'yı un ufak etmek isterken dayak yemeye başlayınca, bu barış sever devlet adamı Avam Kamarasında ayağa kalkar ve ne der biliyor musun?

"Savaş hukukuna göre zehirli gaz kullanmak yasaktır; biliyorum. Amma zehirli gazı insanlara karşı kullanmak yasaktır! Türkler Müslüman'dır. Dolayısıyla da insan sayılmaz hiçbiri! Yani, Türklere karşı rahatça zehirli gaz kullanabiliriz!"

Hadi bu söz, tek başına, Batılı emperyalist devletlerin hukuk anlayışına bir örnek oluşturmaz diyorsan, başka örnekler de arz etmek mümkündür: Türkiye Cumhuriyeti bugün de yürürlükte olan 1959 Londra ve Zürih anlaşmaları ve bu anlaşmalara dayanan, Kıbrıs'ın genel yasal durumunu belirleyen 1960 Lefkoşa Antlaşmasından kaynaklanan haklarına dayanarak 1974'te binlerce Türk'ün adada EOKA ve diktatör bozuntusu Samson tarafından katledilmesini önlemek amacıyla çıkarma yapınca birdenbire işgalci ve de barbar ilan edilir. Halbuki dönemin Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit, İngiltere'ye gitmiş, söz konusu anlaşmaların altında imzası bulunan İngiltere'ye "gelin birlikte çıkalım adaya" demiş ama İngiltere yan çizmişti. Yetmez mi dedin? Peki. Bugün Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si Ermeni işgali altındadır değil mi? Ne bu işgale ne de işgal sırasında Ermenilerin Gence ve Hocalı'da yaptıkları katliamlara Batı gıkını çıkarmamıştır! Ne var ki, aynı Batı, kanıtlanamayan bir Ermeni soykırım iddiasıyla Türkiye'yi uluslararası arenalarda sıkıştırmakta, oy avcılığına soyunan Sarkozy gibi zibidiler, yasa çıkarıp Türkiye'yi ipe çekmeye kalkışmaktadır.

Son bir örnek daha mı istiyorsun! Peki. George W. Bush! ABD tarihinin herhalde en cahil Başkanı'nın Irak petrollerini mideye indirmek için ezeli ve ebedi tilki İngiltere'yle düzenlediği, uluslararası hiçbir hukuka dayanmayan Irak işgali! Hani insan hakları? Hani Evrensel Hukuk kavramları? Nerede bunlar? Batının çöp tenekesinde. Onun için ülkeni Batı ölçülerine göre yargılama hiçbir zaman! Sokaklarda "Hepimiz Ermeni'yiz" falan diye de bağıracaksan, önce "hepimiz Azeriyiz!" diye bağırmayı dene Gence ve Hocalı'yı gözünün önüne getirerek!! O zaman inandırıcı olabilirsin belki.(ŞİMDİLİK BİTTİ)