Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BENİ DİKKATLE DİNLEMENİZİ İSTİYORUM (1)2.11.2019 Cumartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Şimdi yazıp dile getirmek istediklerimi önce kendime sonra da size söyleyerek bir nebze olsun rahatlamak istiyorum.

O halde aziz ve muhterem kardeşim! Siz ünlülere bakmayın. İsimsiz kahramanlar olmasa, ölmeden önce ölmüşler, hakikate kendini adamış bulunanlar olmasa, ne kumandan Zafere ulaşabilir, ne yazar yazdığını yazabilir.

Bir İlkbahar sabahı, yeni doğmuş bir güneş kapılara ilk ışıklarını vururken kapını çalmak isterim, Ey benim kendini unutmuş aziz

ve muhterem Kardeşim.

Kapını çalmak isterim, taptaze ve yepyeni bir insan olarak güne başlaman gerektiğini sana haber vermek isterim.

Topraktan yükselen yeni rahmet kokusunu sana duyurmak isterim.

Masanın üstünde yıllanmış melankolilerin tortusuyla kaynayan şarap bardağını kırmak isterim.

Seni ve beni, hepimizi kurtaracak bir dirilişin rüyasını olsun görüp görmediğini sormak isterim.

Kalbindeki azabın hiç olmazsa bir miktarını eski zaman yapraklarıyla dindirmek isterim.

Seni düşünmeye, düşündükten sonra kritiğini yapmaya, kritikten inanca, inançtan sevince ve umuda çekmek isteyen biri olduğunu söylemek isterim.

Ben de buralı olduğuma göre, sana söylediğim bütün bunları önce kendime söylediğimi bir de sana söyleyerek teselli bulmak isterim. Bu kısa girişten sonra şimdi beni iyi ve dikkatli bir şekilde yazacaklarıma odaklanmanızı istiyorum.

İngilizlerin, İslâm dünyasını, İslâm dünyasındaki mezhebî ve meşrebî ayrılıkları nasıl kaşıdığına ve kendi emelleri doğrultusunda sinsice yöntemlerle nasıl kullandığına yoğunlaşın. Bu temelleri Abdullah b. Sebe tarafından atılarak bugüne kadar gelen bir bin dört yıllık proje, bu.( Abdullah bin Sebe, Sebeilik mezhebinin kurucusu olan kişi. İslam literatüründe daha çok üçüncü halife Osman'ın Medine'deki evinin kuşatılarak öldürülmesi ve Ali'nin dördüncü halife olmasıyla sonuçlanan ve Müslümanların arasına fitne sokan kimsedir)

Büyük bir ihtimalle ingilizler de dedeleri Abdullah bin Sebe’nin yolunda gittiklerini düşünüyorum. Çünkü İngilizler küresel sistemin beyni, Amerikalılar sopası, örgütler maşası, İran taşeronu, Suudlar ile Körfez ülkeleri de bu işin finansördürler.

Karşımızda şöyle bir dünya var artık: Küresel sistemin beyni İngilizler, sopası Amerikalılar, maşası El-Kaide ve IŞİD gibi kukla örgütler, taşeronu İran, finansörü de Suudlar ve Körfez ülkeleridir.

Hedefse şu: Kısa vadede Erdoğan'ın tasfiyesi, Erdoğan'sız Türkiye Projesi, orta vadede çözüm Türkiye'nin kaosun eşiğine sürüklenmesi, uzun vadede ise İslâm'ın İslâm'la vurulması, yani kitlelerin protastanize edilmiş / sekülerleştirilmiş, dolayısıyla paçavraya çevrilmiş bir İslâm anlayışına hapsedilmesi ve İslâm'ın terörle özdeşleştirilerek yeniden gelişinin önünün kesilmesidir. Mesele budur.

Avrupa ile amerikanın terörü desteklemeleri geçmişte ülkemizde yaşanmış bir ayakkabı hırsızlık hikâyesini bana hatırlattı. Hikâye kısaca şöyle; Geçmişte köyün birinde cemaat camide namaz kıldıktan sonra dışarı çıkınca ayakkabılarının çalındığını görmüş. Köylüler ayakkabılarını beklemek için bir bekçi tutmaya karar vermişler. Köyün ihtiyar heyetindeki birisi bu iş için filan gencin bekçi olarak tutulmasını öğütler. İhtiyar heyeti; “-Amcacığım, biz zaten ayakkabıların onun çalabileceğinde şüpheleniyoruz. Şimdi onu nasıl bu işte görevlendireceğiz.” Diye itiraz etmelerine rağmen ihtiyar tavsiyesinden diretince o genç ayakkabıları beklemesi için görevlendiriliyor. Genç zaten işsizmiş. İş bulduğu için sevinmiş ve bunu hanımına da söylemiş. Genç görevine başlamış, ayakkabılar çalınmamış. Birkaç ay böyle devam edince bir gün genç işe gitmemiş. Hanımı: “-Herif ezan okundu sen hala buradasın. Ayakkabılar çalınırsa köylüye ne diyeceksiz?” Genç; “-Hanım korkma! Kimse ayakkabıları çalmaz. Çünkü daha önce camide köylünün ayakkabıları ben çalıyordum.” Demiş. İşte bütün meselenin özeti bu. Çünkü İngilizler küresel sistemin beyni.

Geçen hafta hemşerim Turgay Güler geçenlerde şöyle bir Twitter paylaşmış;"PKK saldırıyor, Avrupa seyrediyor" PKK’yı kuran Türkiye’nin ve Müslüman ülkelerin başına bela eden amerika ile avrupa değil mi?

Yine Ağabeyim Ahmet Merhum Şehid Muhsin Yazıcıoğlu, bazen kürsüde bazen dost sohbetlerinde “Eyvahhh dememek için evettt!” Diye söze başladığını dile getirmiş. Allah razı olsun.

Aslında DAEŞ diye bir şey yok, İngiltere diye sinsi bir güç var "DAEŞ’i boş verin; İngilizlerin yüzyıllık büyük “dans”ına bakın!" IŞİD ne oldu da birden bire mutasyona uğrayarak DAEŞ oldu. Bunlar paranın iki yüzü gibi bir durma getirildiler. Hatırlayın ilk defa IŞİD diye ortaya çıkan bu terör örgütü sözde insanları yargılayarak katlediyordu. Hâlbuki aslında böyle bir katliam yoktu. Bu sahnelerin hepsi film stüdyolarında çekilmiş mükemmel bir piar çalışmasıydı. Ama bize essahta böyle yapılıyormuş izlenimi uyandırıp inandırmaya çalıştılar.

Siz batının her platformda haktan adaletten özgürlükten demokrasiden bahsettiğine inanmayın. Onların menfaati ve çıkarı söz konusu olunca bu söylediklerinin hiçbir kıymeti harbiyesi olmaz. Bugüne kadar 18 defa öldürülen Ebubekir Bağdadi’nin kaç canı var ki adam öldürüldükten sonra tekrar diriliyor. Adam 9 canlı mı yoksa 29 canlı mı? Hem adam öldürüldüyse çocuklarının veya ailesinin diğer fertlerinin öldürülmesi neyle izah ediliyor?

Ebubekir Bağdadi denilen bu zat önceleri amerika cezaevinde tutuklu değil miydi? Ne oldu da olaylar nasıl gelişti de adam birden bire IŞİD terör örgütünün başına geçti ve kendisini halife ilan edip işe başladı.

4 Ekim 2011'de ABD Dışişleri Bakanlığı el-Bağdadi'yi küresel terörist ilan etti ve yakalanması ya da öldürülmesi için 10 milyon dolar ödül koydu. 5 Kasım 2014'te Forbes'in "Dünyanın En Güçlü İnsanları" listesine girdi. Kimin eli kimin cebinde belli mi? Bize göre belli değil ama ingiltereye göre bellidir. Eğer ingilizler 1909 yılında sultan Abdülhamid Han Hazretlerini tahttan indirmeselerdi Koca Padişah ingiltereyi bölmek için o örgüte yardım etmiştir. SELAM VE DUA İLE (DEVAM EDECEK)