Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ZALİME ZALİM TERÖRİSTE TERÖRİST DERSENİZ BARIŞ OLUR (1) 22.10.2019 Salı-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Sayın Recep Tayyip Erdoğan son konuşmasında “Biz hiç ayırım yapmadan zalime zalim teröriste terörist zulüm yapana zalim haksızlık yapana haksız demeye devam edeceğiz.” Diyerek yine batılılarla meydan okudu.

Batılılar son yıllarda bizzat savaş meydanına çıkıp savaşmayı bıraktılar.Kendi adına savaşacak Irak’ta KESNİZANİ= “Kimse

bilmez” Türkiye’de Fetö, Pakistan’da Kadiyani gibi oluşumları kurdurarak savaşacağı ülkede kendine hizmet edecek piyonları bulup eğitir. Lazım oldukça onları sahaya sürerek kendi adına savaştırır. Hilafetin zayıflamasının arkasında Hindistan’da Fetö Terör örgütüne benzer bir tarikat olarak Kadiyanilik diye din kisvesine bürünerek bir tarikat ortaya çıkmış. Tarikat Fetö Silahlı terör örgütü gibi işe anaokulu açarak başlamış üniversite açmaya kadar devam etmiş. Bir bakıyorsunuz ki Kadiyaniliğin arkasında ingilizler var amerikalılar var.. Kadiyaniliğin kurucusu da tıpkı Fetö gibi gaipten haberler vermeye başlamış.(!!!) Dinler arası diyaloğu başlatan Ahmet Kadiyan’i’dir. Neyse ki o zaman Ebu’l-Âla El-Mevdudî ve Muhammed İkbal gibi dirayetli ve bilgili âlimlerin durumu erkenden fark ederek mücadele etmeleri sonucu Kadiyani’lik o zaman muvaffak olamamıştır.

Kapitalist sistem yaban kedisi gibidir. Yaban kedisi önce yavrularını doğrur, büyütür. Sonra aç kalınca da onları karşısına bir fare gibi diker. Geriye çekilir. Üzerine saldırır. Yakalayıp yer. Sonrada oturup yavrusu için feryadı figan eder oturup ağlar. Batı da aynen yaban kedisi gibi önce kriz çıkarır, sonra tamire çalışır. Tamir esnasında çoğu zaman “kaş yapayım derken gözü çıkarır.” Sonrada dedeleri gibi arkasına bakmadan kaçıp giderler.

21 Ekim 2019 tarihinde haberleri izlerken Suriye'nin kuzeyini terk eden amerikalı askerlerin PKK ve PYD 'li teröristler tarafından yuhalanarak taşlandığı görüntüleri yayınlandı. Çok değil daha 2017 yılında amerikalı askerler buraya giriş yaptığında PKK ve PYD'li teröristler şarkı ve türkülerlerle karşılamışlardı.

İşte “elin atına binen tez iner.” Çalışmalarımızın başarısında araç ve gereçlerin bizim olmasının büyük önemi vardır. Başkasının araç ve gereçleri ile iş yapanlar gereç ve araçların sahipleri tarafından geri istenmesi ile yarı yolda kalırlar. Başkalarının yetkisini kullanarak yapılan iş yarım kalır. Elin atına binmek elin şalvarıyla güreşmeye benzemez. Elin şalvarıyla güreşirken şalvar yırtılırsa güreşene bir zarar gelmez. Ama elin atına binen sahibi tarafından beklenmedik bir zamanda atta indirilirse durumu Kuzey Suriye’de olduğu gibi PKK ile PYG yaya kalır. İşte yıllarca amerika ve avrupanın atına binen PKK ve YPG’lilerle ilgili olarak amerika başkanı Trump “biz sizi 400 sene boyunca korutacağımıza garanti vermedik” diyerek anında PPK ve PYD' lileri sattı.

Gerek amerika gerekse avrupanın durumu bundan 40-50 sene önce avcılar keklik avlamak için başlangıcı geniş çevrilmiş ve gide gide daralacak şekilde çalılarla örerlerdi. Çalıların bitiminde kekliklerin yemesi için buğday dökerlerdi. Döktükleri buğdayın bir tanesini sicimle güzelce bağlarlardı. Buğdayı seven keklikler buğdayı öyle çabuk yerler ki buğdayın iple bağlı olduğunun farkına varamadan o buğdayı da yerler. İp bağlı buğday sonra üstüne yedikleri buğdayın altında kalırdı. Keklik buğdayı bitirip gidecekken ip bağlı buğdayın ipi yakında bir yere bağlı olduğu için kurtulup gidemez. Uzakta bu manzarayı seyreden avcı kolay bir şekilde kekliğin yanına varıp yakalar ve keserdi.

Rahmetli şehid Usame bin Ladin ülkesini işgal eden Sovyetler birliğine karşı savaşırken mücahiddi. Sovyetler birliğini dağıttıktan sonra adam ve ekibi birden bire terörist oldu. Hâlbuki Usame Bin Ladin ve Afganistan’daki Mücahidleri Sovyetler birliğine karşı destekleyen amerika idi. Üsame Bin Ladin ve arkadaşları beyaz sarayda bile zamanın başkanı tarafından kabul edilip görüşmeler bile yapılmıştı. Merak edenler bugün bile internete yazdıklarında o fotoğrafları görebilirler.

Şimdi geldiğimiz noktada batılıların canına ot tıkayan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı kendilerine göre bir tuzak hazırlayarak –ALLAH GÖSTERMESİN-Yakın geçmişte ülkesinin bağımsızlığı için çalışan Saddam Hüseyin ile Muammer Kaddafi’nin amerika ve avrupa tarafından başına getirdiklerinin aynısını Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başına getirmek için plan yapmaya başladılar. Ama onların bu planı yaparken Allah’ın da bir planı olduğunu ve Allah’ın planında mutlak galip sahibi olduğunu bilmiyorlar.

Onlar iletişim araçları bu kadar gelişmemişken işleri kapalı kapılar arkasında yürütüyorlardı. Geçmişteki yöneticilerimiz amerika tak diye emrederken bunlar şak diye yerine getiriyorlardı. Ama şimdi kaz’ın ayağı böyle değil.

Ben 1985 yılında Adana’ya geldikten 2 sene sonra insanlar toplu taşıma araçlarına binerken “cepçi” diye tabir edilen hırsızlar arabaların basamağında durup binenlerin ceplerini boşalttıktan sonra ileriki durakta inerlerdi. Ben şimdiki Merkez camisinin durağında Halk otobüsüne binerken yine onlardan birisi merdivenin basamağında duruyor. Çıkan inenlerin ceplerini kontrol ediyordu. Ben arabaya yaklaşınca bana; “Gel amca! Gel Hacı dayı! Diyerek sözde beni çağırıyordu. Ben de kendisine; “Merdivende çekil ki ben bineyim” dedim. O arabaya binmem için ısrar ederken ben de reddediyordum. Derken kenara çekildi. Ben arabaya bindim. Benim arkamda arabaya binen şahsın cebini herkesin önünde yoklamaya başlarken ben; Arkadaşım cebine dikkat et. Cebini boşaltıyorlar” derken durak geldi ve cepçi adam indi O indikten sonra arabanın şoför bana; “amca sen eceline mi susadın? Sen niye karışıyorsun? Bunlar bir ekip sana zarar vermezler mi?” Deyince ben; “serçeden korkan darı ekmesin. Ben onlardan korkmam. Çünkü onlar hain. Peygamberimiz (SAV) “Elhainü Haifün= Hain korkak olur” Hadisini hatırlattım. Arkasında “Şeyh Sadi Sirazi’nin “Keskin dişli kurtlara merhamet etmek koyunlara eziyet olur” sözünü söyledim.

2. Gün valiliğe gittim. Ve Güvenlikle hangi vali yardımcısı sorumluysa onunla görüşeceğim” dedim. Valilik kalem müdürü bana; “Buyurun! Ben size yardımcı olayım” dedi. Ben durumu anlatınca hemen güvenlikten sorumlu vali yardımcısının odasına beni götürdü. Ve Hocamın size anlatacağı çok önemli şeyler var” Dedi. Vali yardımcısı bana; “Hoş geldiniz. Buyurun bu önemli şeyler nelermiş. Anlatın dedi. Ben de anlattım. Bana Hocam; “Siz şimdi vakit kaybetmeden Küçük saat meydanına gidin. 5 dakika sonra orada olacakları seyredin” diyerek beni oraya yönlendirdi. Hemen telsizi eline alarak gerekli talimatları emniyet müdürüne verdi. Ben 5 dakika sonra oraya gittiğimde o cepçiler eskisi gibi hareket ederken hepsi polis tarafından enselenerek karakola götürüldüler. Ondan sonra Adana’da böyle bir şey olmadı.

Kudretinizin güçlü çıkar gruplarına hizmet etmekle sınırlı olduğunu görmek için Amerika Birleşik Devletler başkanı olarak seçilmek nasıl bir şeydir Hâkim sınıflar adına iyi iş çıkardığında kazançlı kurumsal makam edinebilir, fahiş konuşma ücretleri ve kârlı kitap sözleşmeleri imzalayabilir. Şayet bu başkan Clinton ve Obama gibi genç ise hayat şaaşalı bir dinlence olacaktır. Birilerinin özel çıkarlarına karşı gelmek bir şey kazandırmıyor ve başarılı olamıyor. Özel çıkarın kamusal çıkar üzerindeki üstünlüğü 30 Nisan´da bir kez daha ispatlandı. Demokratların 1.7 milyon ipotek icrasını durdurmak ve ev sahiplerinin ipotekleri yeniden görüşmelerine izin vermek suretiyle 300 milyar dolarlık net değeri (homeequity) korumak için hazırladıkları yasa tasarısı, Demokratların 60 oyuna rağmen Senato´da reddedildi. Bankesterler 51´e 45 mağlup ettiler.

Doymak bilmez açgözlülükleri ve su katılmamış sorumsuzlukları yüzünden Amerikalıların emeklilik tasarruflarının yarısını süpürenler, ekonomiyi çökertenler ve ABD dolarının rezerv para statüsünü tehdit edenler yine bu aynı finans çetesi. Daha beter bir şöhrete sahip çıkar grubu tahayyül etmesi pek güçtür. Ancak "halkın temsilcilerinin" çoğunluğu, iki paralık bankesterlerin talimatına göre oy kullandı.

Kamunun yüzlerce milyar doları bankesterleri kurtarmak için harcandı fakat bazı Demokratlar ev sahiplerini bir miktar parayla kurtarmaya çalıştıklarında ABD Senatosu bankalardan yana tavır aldı. Senato´nun mottosu şu: "Yüz milyarlarca dolar bankesterlere, ev sahiplerine 10 cent bile yok."

Demokrat Senatör DickDurbin, seçmenlerin bankesterler tarafından mağlup edildiğini kabul etti. "Samimi söylemek gerekirse bu yer, bankaların malı" dedi.

Nedenini anlaması zor değil. Ev sahipleri için hazırlanan tasarıyı boşa çıkaran Senatörler şunlar: JonTester, MaxBaucus, Blanche Lincoln, Ben Nelson, ManyLandrieu, Tim Johnson ve Arlan Specter. Haberlere göre bankesterler Tester´in kampanya fonuna yarım milyon dolar akıttılar. Baucus 3.5 milyon; Nelson 1.4 milyon; Landrieu 2 milyon; Johnson 2.5 milyon; Specter ise 4.5 milyon dolarlık yardım almıştı.(DEVAMI VAR)