Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

AİLELER YAPIMIZ ÇATIRDIYOR (2) 26.09.2019 Perşembe-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Türkiye 2002 yılına gelene kadar Maliye Bakanlığı her ay dışarıya ödediği paralarla Ankara’nın Yeni Mahalle ilçesi büyüklüğünde bir şehir yapılabiliyordu. Ve biz bugüne kadar dışarıya ödediğimiz 2,5 katrilyon doları ödedikten sonra 2013 yılında borcumuzu bitirdik. 13 Mayıs 2013 günü borcumuzu bitirmeye sevinemedik. Çünkü 27 Mayıs 2013 Pazartesi günü Taksim-Gezi Parkında sökülen 2 ağaç

bahane edilerek olaylar başlatıldı. 1876’dan 2013 yılına kadar geçen süre zarfında devletin borçlanma faizi ilk defa % 4,60’a inmişti. Eğer o olaylar çıkarılmasaydı devletin borçlanma faizi % 2.25 ile 2,30 Aralığına kadar düşecekti. Şimdi devletin borçlanma faizi % 7,5 yerine % 0,25 ile 0. 50 Aralığında olacaktı. Türkiye her yıl % 3-4 büyüme yerine % 7-8 büyürdü.

Eğer dışarıya ödediğimiz paralarla fabrika yapsaydık, o zaman işsizimiz olmadığı gibi istihdam fazlası olurdu. O zaman şimdi bir asgari ücretli 1300 TL yerine belki de 2600 TL maaşla çalışacaktık. O zamanda bizim geçim diye bir derdimiz olmayacaktı.

Zamanımızda başıboş kadın ve erkeklerin İslam dinine yaptıkları saldırıların batıl olduğu, meselenin derinliğine inildiği zaman hemen görülür ki, günümüzün yalancılarının mücadele konusu olmasının biricik sebebi akılların, kalbin ve hayatın boşluğudur.Erkeğin evin reisi olmasını kabul etmekle İslam sulh zincirinin bir halkasını istikrara kavuşturmak ister.Fakat gerçeklerin tepetaklak edildiği toplumlarda,ne yazık ki insanlar kuruntular ve kabuk meselelerle meşgul edilirler.Şerefli ve ciddi hiçbir meseleyi göze alamazlar.

“Yine O'nun ayetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.” (Rum suresi: 21)

Yine Onun ayetlerindendir ki nefislerinizden zevceler yaratmıştır. Sizin için kendilerinde huzura kavuşacağınız, sükûnete ereceğiniz, doyuma ulaşacağınız sizin nefislerinizden zevceler yaratması Allah’ın ayetlerindendir.

Evet sizi bir tek cins olarak değil, insan olarak birbirine eşit ama farklı fiziksel yapıya, farklı ruhsal özelliklere sahip iki ayrı cins olarak yaratmıştır Allah. Birbirine eş olacak, birbirini tamamlayacak, birbiriyle çok ahenkli bir bütünlük arz edecek erkek ve kadın olarak yaratmıştır sizi. Evet, sizi böyle erkek ve kadın olarak yaratmış ki birbirinize ısınasınız, birbirinize meyledip yakınlık kurasınız, kaynaşasınız diye. Böylece Allah aranızda bir sevgi bir rahmet de ortaya koymuştur. Ne güzel değil mi? Eşler arasında sevgi ve rahmet, merhamet. Eğer Rabbimiz erkek ve kadına birbirlerine karşı büyük bir sevgi, istek ve arzu vermeseydi onlar asla birlikte bir yuva kurma gereği duymayacaklardı.

Evet, Allah hiçbir nefsi yalnız yaratmamıştır. Mutlaka birlikte yaşayacağı bir eş, bir zevc takdir etmiştir ona. Eğer şu anda insanlar Allah’ın bu yasasına karşı çıkarak bir karı koca hayatından kendilerini mahrum bırakıyorlarsa burada suçlu Allah değil kendileridir. Aslında bütün kadınlar ve erkekler birbirlerine muhtaç yaratılmıştır. Kendilerini fıtrat dışı bir hayatın mahkûmu edenler, kadınsız erkekler, erkeksiz kadınlar bu dünyada mutsuz bir hayat yaşamak zorunda kalacaklardır. İşte bunda da düşünen, tefekkür eden, kafa yoran insanlar için ibretler var, ayetler vardır.

Ve O'nun ayetlerindendir. Yukarıdaki haberler gibi şu da Allah'ın ulûhiyetinin delillerinden, eşyanın tabiata mahkûm olmayıp, tabiatlar üzerinde hâkim ve onun için ölümden sonra diriltmeye de kadir bulunduğuna işaret eden alâmetlerdendir. Ki, sizleri bir topraktan yaratmış, yeryüzünde hiç insan yok iken, onu bulunduğu durumda bırakmayıp kuru toprağa hayat vererek ifadesince çamurdan, bir sülâleden (süzülmüş bir çamurdan) siz insan cinsini yaratması ki, eğer o tabiata mahkûm olsaydı, cansız toprağa o değişikliği vermesi mümkün olmazdı.

Önce bir insan hücresi yaratılamayacağı gibi, bugün de bir insan gıdası yapılamazdı. Hâlbuki yaratılmış. Sonra da şimdi siz bir insansınız, yeryüzüne dağılıp duruyorsunuz, derisi çıplak, zarif bir yaratık olarak üreyip, çoğalıp yayılıyorsunuz. Bir kara toprağın bu derece gelişip olgunluğu eriştirilmesi, işte yüce yaratıcının Rab‘liğini ve ölüleri diriltmeye kudretini gösteren delillerindendir.

Yine O'nun âyetlerinden, ilâhlığının lütuflarını gösteren delillerinden ki sizin için nefislerinizden, yani maymun veya diğer bir hayvandan değil, kendi özlerinizden, aynı insan, beşer cinsinden eşler yaratmış kendilerine ısınasınız, meyledip yakınlık kurasınız diye. Çünkü cinsiyet koklaşmaya, farklılık ürküntüye sebep olur. İnsan eşini başka hayvandan aramak zorunda kalsaydı, ne kötü olurdu! Hem aranıza bir sevgi ve merhamet koymuş; evlenme vasıtasıyla öyle insanî bir seviş ve esirgeyiş ki, hayvanlar gibi kızışma zamanlarına mahsus değil, hatta yalnız karı-koca arasında değil, genel olarak siz insanlar arasında bir sevgi ve merhamet duygusu yapmıştır.

Şüphesiz ki onda, nefislerinizden eşler yaratıp aranıza sevgi ve merhamet bırakmakta, ayetler vardır. Sadece bir ayet değil, birçok ayetler, Allah Teâlâ'nın tabiatları yaratıp, değiştirip, kemale erdiren kudretiyle beraber, rahmetine ve özellikle insanlar hakkındaki Rahman olan Allah'ın yardımına ve Rabbanî hükümlerine de delâlet eden deliller vardır. Düşünecek bir kavim için, yani bu ayet, çok düşünülecek bir âyettir. Hem sadece ferdin düşünmesi yeterli değil, bütün kavim düşünmelidir. Düşünecek bir kavim için insan yaratılışının bu ayetinde öyle hikmetler, delâletler vardır ki, insanlığın nasıl yüksek bir ahlâk ve sevimli bir medeniyete hazır ve ne kadar mutlu bir hayat ve nimete aday olarak yaratıldığını ve bu hayatın bir rüknü olan kadının düşüş ve zilletten korunması için, sevgi ve esirgeme hisleriyle nasıl bir sosyal düzen takip etmek gerektiğini gösterir.

Daha düne kadar evlerimiz huzurun saadetin kaynağıyken bugün ne oldu da evlerimiz neredeyse eşlerin eziyet çektiği hale dönüştü?

Cumhuriyetin ilanından sonra batı türü aile modeli seçildiği için ilk darbe aile yapısına vurulmuştur. Aile temeli sağlam atılmazsa o ailede ne huzur, ne saadet ne de karşılıklı saygı ve sevgi olur. Şairin; “ Bize bir nazar oldu, Cumamız Pazar oldu,/ Bize her ne olduysa,/ Azar azar oldu.” Dediği gibi tarihten coğrafyaya, aileden, kütüphaneye kadar her şeyimizi yavaş yavaş değiştirdiler. Şimdi de utanmadan sıkılmadan geldiğimiz durumda şikâyet edip duruyorlar.

-Toplumda kötü örnekler var. Falan boşandı, falan boşanıyor, falan da boşanacakmış” söylentileri, boşanmayı körüklüyor.

-Televizyondaki filmler, diziler, tele vole programları, hep boşanmayı cazip gösteriyor, akla getiriyor âdeta zorluyor.

-Sen ben kavgası, eşlerin birbirlerini ismi ile çağırması ve saygının olmayışı, nikâhı basitleştiriyor.

 -Kadın olsun erkek olsun gevşek davranıyor, ar haya yok. Bu ve çalışma ortamlarının durumu insanımızı çileden çıkarıyor.

  -Köyünde evleniyor. Şehre iniyor, değişiveriliyor... Beğenmeme başlıyor.

-Bir büyüğümüz sana bir öğüt vereyim, hayat boyu rahat edersin dedi ve : “Bazen kör, bazen sağır, bazen de dilsiz ol” demişti.

BOŞANMAK KİMSEYİ MUTLU ETMEZ

-Bugün gözünü dünyaya dikip, işe dalarak; aileyi eşini, çocuklarını unutanın yuvası yıkılır.

-Boşanmak da inat eden, barışma ortamı bulup da barışmayan mesul olur. -Boşanan erkeğin dünyası yıkılır, işi, düzeni bozulur. Eski hayatını arar, ama bulamaz.

-Korunmaya muhtaç olan kadın açıkta kalır, kötülerle, kötülüklerle karşılaşır. “Dul” diye ona iyi gözle bakmazlar. Yaklaşan, başka niyetle yaklaşır. Bazı kadınlar ya kötü yola düşürülür veya çeşitli nedenlerle kendiliğinden kötülüğe bulaşır.

-Çocuklara gelince; çocuklar her yönden maddi ve manevi bir anaya ve bir babaya muhtaçtır. Adı, “dulkarı” çocuğuna çıkar. Art niyetli insanlar peşlerine düşer. Ben bir eğitimci olarak yıkılmış ailelerin çocuklarının başarılı olduğunu görmedim. Birçoklarının kötü arkadaş, kötü çevre nedeniyle istenmeyen işler yaptığını gördüm. Acımasız ve saygısız büyüdüler, kötü alışkanlıklara sürüklendiler.

Kim razı olur buna... Geçimsizlik, çocuğa zarar vermemelidir.

Ayrıca boşanan aileler arasındaki cinayetlere, intiharlara haber bültenlerine sık sık rastlıyoruz.(DEVAMI VAR)