Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

YİRMİ BİRİNCİ ASIRDA KARİZMATİK LİDER YERİNE STRATEJİK LİDER LAZIMDIR 26.9.2019 Perşembe-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Ak Parti hareketi 1950 yılından beri gelen süreç içinde muhafazakâr mütedeyyin insanların dışlanması, aşağılanması, diniyle diyanetiyle giyimiyle kuşamıyla alay edilen aşağılanan zulmedilen, tezyif ve zulme uğrayan yaşama hakkı tanınmayan bir milletin çıkış yolu olarak meydana gelmiştir.

Recep Tayyip Erdoğan siyasetin tabanında tepesine kolay gelmedi. Sayın Erdoğan Retorik(1.söz söyleme sanatı.2.söz sanatlarını konu alan bilgi dalı. Eş anlamlısı: söz bilim) bir liderdir. Söyleyeceği

sözü esirgemeden söyleyen bir liderdir. Bir lider etrafını çevirenlerin etkisinde kalıyorsa o lider, lider değildir. Cumhurbaşkanı devlet idaresinde partiler yerli ve yabancı diye ortadan ikiye ayrıldılar. Kumaşı yerli olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Devlet Bahçeli yerli ve milli taraftan yer aldılar. Bunlar bağımsız ve bağlantısız bir devlet yönetimini inşa etmek için bu yolu seçtiler.

CHP, İP, SP ve HDP ise kumaşları yerli üretimden olmadığı için dedeleri gibi amerika mı yoksa ingilterenin mandasını savunur gibi her şeyden dışa bağımlılığı savunmaya başladılar. Açın bakın tarih kitaplarına Osmanlıyı yıktıran zihniyet Osmanlıdan sonra bağımsız devlet olmak yerine amerika ve ingilterenin mandası olmayı savundular. Hatta o kadar ileri gittiler ki amerika mandasına girdikleri takdirde Türkiye’nin başına bir felaket gelirse amerika uzakta olduğu için hemen müdahale edemez. Onun için ingiliz mandalığına geçelim dediler.

Şimdi saflar netleşmişken Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ve daha birkaç tanesi AK partinin politikasını beğenmedikleri için ayrılma kararı almışlar. Aslında onlar ayrılma kararı almadılar. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüyüşüne ayak uyduramadıkları için geri kalmışlardır. Geri kaldıkları için de ayrıldılar. “Kervan yolda düzülür.” Bir işin içine girdikten sonra düzelmesi beklenmelidir. İşin meseleleri işin içinde çözülür. Bu şekilde olması hem bu işe gönül koymuş kişiler tarafından başarıya ulaşılmasını sağlar, hem de meseleleri zamanında ve yerinde tespit edip bitirmeyi sağlar.

Bilmem ki Sayın Recep Tayyip Erdoğan Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ve arkadaşlarını daha hangi zirve hizmetlere atasın. Adamlar Bakan oldu. Başbakan oldu. Cumhurbaşkanı oldu. Türkiye’de en büyük idari makam cumhurbaşkanlığı makamıdır. Yoksa onlar hazır Recep Tayyip Erdoğan başkan iken bir kanun çıkarıp bunları sırasıyla ölene kadar başkan olarak atanmasını saplayacak bir kanun mu istiyorlar? Hiç kimse kusura bakmasın bunlar sansar tihniyetli kişilerdir. Daha önce bunlarla ilgili olarak “SİZİ GİDİ SANSAR TİHNİYETLİ ALÇAKLAR SİZİ” diye bir makale yazmıştım. O makale epey okuyucu tarafından okunmuştu. Bilmeyen ve duymayanlar varsa size kısaca “SANSAR TİHNİYETLİLERİ” nasıl olduklarını açıklamaya çalışayım. İşte sansar tihniyetliler;

Çoğumuz neredeyse artık sansarı bile tanımayız. Sansar denen hayvan tanınmayınca haliyle sansar tihniyetlileri de tanımayız. Sansar kedigiller familyasından kediden biraz büyük bir hayvandır. Tilki yakaladığı tavuk ve horozu hemen parçalayıp yemeye çalışır. Sansar ise yakaladığı kümes hayvanlarının boğazından sıkarak kanını emer bırakır.

Dolayısıyla sansar için kurulan tuzağın üstüne yem konur. Sansar yemi yedikten sonra yemek yediği yere çişini etmeye çalışır. Çişini ederken debelenir. Debelendiğinde tuzak boşalır. Ve sansar tuzağa kuyruğunda ve kıçından takılır. Tuzağı kuran avcı gelir ve sansarı çok kolay bir şekilde öldürür. Dolayısıyla sansar nankörlüğün bedelini hayatıyla öder. Şimdi ne sansar kaldı ne de sansarı avlayan avcı. Eskide sansar postu çok para ederdi. Avcılar öldürür derisini yüzer, satarlardı. Şimdilerde para etmiyor.

Şimdiye kadar dört ayaklı sansarın yaptıklarını kısaca anlatmaya çalıştım. Şimdi de size Türkiye’deki İKİ AYAKLI SANSARLARI ANLATAYIM. İKİ AYAKLI SANSARLAR ise başkanlık sistemine geçtiğimiz şu günlerde yeni sistemi güçlendirmek için önceki partilerinin iktidarını desteklemek yerine muhalefetin avrupanın ve amerikanın isteklerini gerçekleştirmek için sahneye çıkan kimselerdir. Bunlar tilki kadar sinsi akrep kadar hain kurt kadar nankör kimselerdir. Vallahi onların ağzına küreğin tersiyle vurup nevirlerini değiştirmek gerekir ama terbiyem müsaade etmiyor. Şimdi size bu iki ayaklı sansarları size kısaca anlatmak istiyorum ama zaten siz onların kim olduğunu biliyorsunuz. Ama yine de merak ediyorsanız işte size sansar tihniyetliler;

Sayın Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ve benzerlerine haddinden fazla değer verirseniz bunlar kendini bir şey sanar. Ve “ağım (toprak) diyeceği yerde böyle b..um” der. Bu ve benzerleri hayatları boyunca bedavadan yaşamış başkasının sırtında makam, mevki ve servet sahibi olmuşlardır. Bunlar sarmaşık otu veya kabak teveği gibidirler. Sarmaşık ve kabak teveği hayatlarını devam ettirmek için hep başka ağaçlara sarılarak yükselirler. Ve bu yükselme sonucu sarmaşık çiçek açar. Kabak meyve verir. Ama en ufak bir soğukta bunlar buruşup kururlar.

Mantar tohumları rutubetli uygun ortam gördüklerinden çimlenir. Büyüdükleri gibi bunlarda uygun ortam gördüklerinde politika arenasında sırtına binecekleri kitleyi gördüklerinden itibaren hemen meydana çıkarlar. Bunlar bir taraftan hain, bir taraftan korkak bir taraftan da akrep gibi insanı ve davasını sırtından bıçaklamaktan çekinmezler.

Ya da “Kürdün kervanı gide gide düzelir” Zaman kısıtlıysa, bir işin yapılması için eksikliklerin giderilmesini bekleyip zaman kaybetmek akıllıca değildir. İmkânlar ölçüsünde işe başlamak, tespit edilen eksiklikleri adım adım gidermek daha akıllıca ve yerinde olur. Kişiye tecrübe kazandırır, işi daha çabuk kavramasını sağlar.

Said Nursi’ye Mustafa Kemal, İsmet İnönü sizin arkadaşınızdı. Siz onlardan niye ayrıldınız? Diye sorduklarında Said Nursi onlara; “Ben yerimde duruyorum. Onlar benden ayrıldı” Diye cevap vermiştir.

İşte Sayın Erdoğan yerinde duruyor. Ve meselelere vakıf olduğu için sırayla hallediyor. Onun için İstişare ediyor. Cesaretiyle doğru karar veriyor.

AK Partinin bence en büyük eksiği yaptıklarını anlatamamasıdır. Bir de 35 yaş altındakileri ihmal edildi. Siyaseti idare edenler toplumun tabanına inemiyorlar. Liderler ve partileri Milli ve gayri milli diye ikiye ayrılır. Mesela Macaristan cumhurbaşkanı; İnsanlar ya kadın ya da erkek olarak doğarlar bunları eşitlenmesi söz konusu değildir. Diyerek İstanbul sözleşmesini imzalamadı. Çeşitli avrupa ülkeleri bu sözleşmeyi imzalamadılar. Türkiye’ye ne oldu da İstanbul sözleşmesini imzaladı. İstanbul sözleşmesi uygulanırsa Türk aile yapısı diye bir yapı kalmaz.

Ne AK Partiymiş arkadaş. Kira öder gibi ev sahibi yaptığı fakire yaranamadı. Böreğini satsa çıkamayacağı hastanede bir kuruş muayene ücreti ödemeden çıkan hastaya yaranamadı. Anasına bakana maaş, engelli çocuğu olana maaş, torununa bakan nineye maaş verdi yaranamadı. Tek şerit yollara mahkûm her gün kazalarda ölen şoföre yaranamadı. Düne kadar harç parasını yatıramadığında okuyamayan üniversiteliye yaranamadı. Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olmadan önce bir hiç olan Abdullah Gül’e yaranamadı. Başbakan yaptığı bizim semtin öğretmeni Ahmet Davutoğlu’na yaranamadı. Daha 2001 yılında acında ölen; “ABD gelsin bayrağı diksin bu memleket bitmiştir” diyen halk görünümlü mandacılara yaranamadı. Velhasılı bütün bunlara karşı bir VEFA göstermediler. Velhasılı bunların yanında “VEFA” İstanbul’da bir semtin ismi olarak kalmış. SELAM VE DUA İLE.