Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

AZİZ MİLLETİM VE MUHTEREM OKUYUCULARIM CHP SIRADAN BİR PARTİ DEĞİL 26.9.2019 Perşembe-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Şöyle olup bitenlere dikkatlice bakınca kimin ne olduğu; ne ile iştigal ettiği zaten görülüyor.Ben yine de bazılarımızın dikkatinden bazı olayların dikkatten kaçtığını düşünerek size kısaca açıklamaya çalıştım. İşte bugün Geldiğimiz noktada HDP’nin PKK ile bağlantıları resmi belge, bilgi ve kanun hükümleriyle ispat edilmesine rağmen CHP’nin hala HDP’lilerle kol kola girmesini görüp aklını başına

ne zaman alacaklar? Yoksa akıllarını başlarına almaları için daha ne gibi olayların olmasını bekliyorlar. Bu milletin dişinden tırnağından artırarak ödediği vergileri Kandil’deki PKK’lılara gönderen belediye başkanları kanun gereği görevlerini suiistimal ettikleri için görevden alınmaları üzerine HDP’lilerle beraber feryadı figan ediyorlar. İşi parti pırtı olarak değil Allah rızasını gözeterek söyleyin.

Bu PKK terör örgütü değil miydi polis asker ve sivil olmak üzere 50 bin kişiyi katleden? Şimdi HDP’li başkanlar göreve gelir gelmez sanki yapacak başka işleri yokmuş gibi PKK’lı teröristlerin katlettiği kimselerin belediyede çalışan yakınlarının işine son verdiler. HDP’den duymadım ama hem CHP genel başkanı hem de birçok belediye başkanı seçilmeleri halinde hiç kimseyi işten atmayacaklarına dair “NAMUS SÖZÜ” vermişlerdi. O gün ben “KEŞKE NAMUSU ORTAYA ATMASALARDI” Demiştim. Kurt huyunu terk etmedi ki CHP sözünde dursun. CHP’nin sözünde durması için kurdun hiçbir canlıyı yakalayıp yemesi gerekir.

HDP’nin Kandil’deki PKK terör örgütüyle ilişkili olduğu mahkeme kararlarıyla sabit olduğu gibi HDP’nin Fetö silahlı terör örgütüyle iç içe olduğu; beraber hareket ettikleri de mahkeme kararlarıyla belirlendi. Şimdi bu CHP hem PKK’nın uzantısı HDP ile beraber hareket etmesi aynı zamanda PKK ile Fetö silahlı terör örgütüyle de beraber hareket etmiş olmuyor mu? “Essebebükelfâil= sebep olan yapan gibidir.” Kaidesine göre CHP PKK ve Fetö silahlı terör örgütüne yardım ettiği için onlar gibi değil mi?

Ben her zaman dediğim gibi CHP sıradan bir parti değil. CHP bir misyonu yerine getirmek için kurulmuş bir partidir. CHP İttihad ve Terakki’nin tabelasının ters çevrilip üstüne Cumhuriyet Halk fırkası yazılarak oluşturulmuş bir partidir. CHP’nin bağımsızlık, özgürlük, Hak, adalet ve barış dediğine bakmayın ve bu dediklerine inanmayın. Çünkü CHP için bunların hiçbirisinin önemi yoktur. CHP zihniyetinin tek gayesi var oda bu ülkede yaşayan insanların kalbindeki imanı söküp yerini batılı değerlerle doldurmaktan ibarettir. CHP her zaman batıcı ve batılı değerleri savunur. Batı Roma’ya dayanır. Roma’nın dayandığı normlar içinde Hak, adalet, mutluluk yoktur. Roma’nın dayandığı tek güç kuvvettir. Gücü elde tutmak için de zulüm ve işkence yapar.

Roma eski Yunan’a dayanır. Eski Yunan medeniyeti Mısır’a dayanır. Batılılar Medeniyetin yazı ile başladığını ve yazının da 4000 sene önce Asurlular tarafından bulunduğunu savunurlar. Biz Müslümanlar ise Yazının Hz. Âdem ile başladığını ve medeniyetinde o zamanda başladığına inanırız. Çünkü biz biliriz ki Allah Hz. Âdem (as)’a ON SUHUF (Sahife) gönderdi. Suhufun aynı zamanda kitapçık anlamına da gelir. Kitap yazı ile oluşturulduğuna göre biz Müslümanlara göre medeniyet Hz. Âdem ile başladığına inanırız. Ve Medeniyet yazı ile başladığına göre doğrusu da budur.

Bir an diyelim ki medeniyet batılıların iddia ettiği gibi 4000 sene önce Mısır’da yazının bulunmasıyla başladı. 4000 sene önceye baktığımızda orada Musa (as) adında bir peygamberin yaşadığını görüyoruz. Demek ki gene medeniyetin sahibi biz Müslümanlarız. Mısır güçlü ve kuvvetli olup zirvedeyken haktan ayrılıp dalalete sapınca Allah İbrahim (as)’ı gönderdi. Güç ve kuvvetin temsilcileri firavunların tahtına son verdi.

Mısır’da yıkılan güç ve kuvvet yerine İbrahim (as) bugün Şanlıurfa olarak anılan yerleşim yerinde hakkı hakim kıldı. İbrahim (as)’ın vefatından sonra oluşan zaman diliminde Hak ve adaletin zirvede olduğu bir zamanda bunlar hak ve adaletin yerine zulüm ve haksızlığı egemen kıldılar. Zulüm ve haksızlıkların 2000 sene sonra gelen İsa (as) tarafından son verilip yeniden hak ve adaletin tesis edildiğini görüyoruz. Anadolu’da Hak ve adaletin yayıldığını gören Yunanlılar da gelip Hz. İsa’ya iman ettiklerini söyleyip Hıristiyan olmuşlardı. Hıristiyan olduktan kısa süre sonra dünya üzerinde egemen olmuşlardı. Yunanlıların bu durumunu gören Romalılar da gelip Hıristiyan olduklarını söylemişler. Onlarda hak ve adaletten zirveye ulaşınca Hıristiyanlığın içini boşaltarak yerine akıl ile hareket etmeyi yerleştirmişlerdir. Böylece Romanın yıkılışı da Peygamberimizin gelişinden kısa süre sonra yıkılmıştır.

Peygamberimizin gelişiyle beraber Müslümanlar Hak ve adaletle hareket ettikleri için kısa sürede dünyanın büyük bir bölümüne hakim olmuşlardır. İslam’ın gelişiyle kendilerine yaşama hakkı kalmayacağını düşünen Yahudi ve Hıristiyanlar önce Müslümanlara savaş açmışlar. Savaşla bitiremeyeceğini anlayan Yahudi ve Hıristiyanlar bizim içimize fitne ve fesadı yerleştirip bizi bölüp parçaladılar. Biz hak ve adaletin zirvesindeyken birbirimize düşerek onların maskarası olduk. Ve son 200 seneden beri Viyana kapılarına akın yapan Akıncı askerleri yok. “İSLAM DÜNYASI” param parça olmuş. Her bir İslam toprağı batı uşaklarının kuklası yönetimlerin eline geçmiş despotlarla idare edilmektedir. Dolayısıyla dünyada“İSLAM DÜNYASI diye bir yer yok.

Şimdi CHP’nin niye batıyı savunduğunu daha iyi anladınız mı? Çünkü Batı güç ve kuvvetten yanadır. Batıya göre güçlü olan haklıdır. İslam’a göre ise Haklı olan güçlüdür.Hukuk devleti deyince aklımıza Asr-ı saadet geliyor. Hz. Peygamber vefat ettikten sonra yerine Hz. Ebubekir halife seçildiği yerde: “Sizin en güçsünüz haklı olduğu müddetçe benim yanımda en kuvvetlinizdir. En güçlünüz haksız olduğu müddetçe benim yanımda en zayıfınızdır.” diyerek hukuk devletinin ilk defa tarifini yapmıştır.

Türkiye hukuk devleti olsaydı; ihtilal yapanlar, muhtıra verenler, Postmodern darbe yapanlar e-muhtıra verenler, hukuku eğip bükerek kendi menfaatlerine göre olmayan hüküm ihdas edenler; ihtilal için andız çalışması yapanlar alkışlanmaz. Onlar hemen derdest edilip hapse atılır. Ve en ağır cezai müeyyide uygulanırdı ki bir daha kimse böyle bir hukuksuzluğa yeltenmeye kalkmasın. 2002 yılından bugüne kadar sayısı bellisiz mafya ve çete yakalandı. Bu mafya ve çetelerin yakalanması için yapılan operasyonlara isim veriliyordu. O kadar çok çete ve mafya yakalandı ki artık sözlükte onlara verilecek isim kalmamış olacak k,geçenlerde emniyette yapılan bir açıklamada bundan sonra yapılacak operasyonlara isim verilmeyeceği bildirildi. Eğer CHP her fırsatta adalet ve özgürlükten bahsediyorsa peki bunlar ne?

Sırf cumhuriyetin ilanından sonra sözde inkılâpları savunacağım diye çoğunu mahkeme etmeden idam ettiği 500 bin kişinin hesabını CHP nasıl izah edecek?

Şimdi size CHP’nin nasıl bedavadan toprak verdiği ile ilgili devlet arşivindeki belgelere göre verdiği diğer toprakları açıklayacağım. İşte CHP’nin zafer diye bize lanse ettiği Lozan anlaşması ve sonrası BİLABEDEL (BEDELSİZ) verdiği topraklardan bazıları şunlardır:

Lozan anlaşması öncesi adalar bize verildi. İsmet Önünü bizim deniz kuvvetlerimiz olmadığı için biz adaları koruyamayız. Adaları korumak bize pahalıya mal olur diye adaları gönüllü olarak Yunanistan’a bırakmıştır. Aynı şekilde Antalya’nın karşısındaki Mais adaları unutulduğu için kaybetmişizdir.

CHP sadece Diyarbakır’da 3000 bin Sahabe kabrini yıkarak yok etmiştir. Bu itirafı zamanın CHP milletvekili Fahrettin Altay söylemiştir.

Rusya’da rejim değişip Sovyetler Birliğine dönüşünce Rusya Türkiye’de işgal ettiği toprakları bırakıp geri çekilmişti. O yıllarda yapılan bir anlaşma ile Batum, Kars ve Ardahan bize bırakılmıştı. Rusya’nın dağılmasıyla zor durama düşen Sovyetler Birliği Kars ve Ardahan’la beraber Batum’u da bize vereceğini söylemişlerdir. Bu anlaşma sırasında görevli heyet içindeki Yusuf Ziya Terkeşli olayın devamını şöyle anlatmıştır; Bizim heyettekiler diyor ki: “Biz sizden toprak istemiyoruz. Bize para lazım. Siz bize 100 milyon Rus Rublesi verin. Biz Batum’u size verelim” Diyorlar. Rus delegasyonu diyor ki; “Biz yeni savaştan çıktık. Biz size 100 milyon Ruble’yi peşin veremeyiz. Biz şimdi size 11 milyon Ruble verelim diğerlerini size taksitle veririz” Diyorlar. Bizimkiler kabul ediyor.

Şimdiki eski tüfek solcularla CHP’liler Kurtuluş savaşı sırasında Rusya’nın bize yardım ettiğini söyleyip dururlar. Hâlbuki Rusya’nın bize yardım ettiği falan yoktu. Rusya parayla sattığımız Batum’un taksitini bize ödemiştir. Bu olayı Rıza Nur da hatıratından anlatmıştır. Merak eden olursa TSK arşivi, TBMM arşivi ve Rıza Nur’un hatıratından okuyabilir.

Aynı şekilde İsmet İnönü’nün Batı Trakya’yı Yunanlılardan alıp Bulgaristan’a verdiğini de söylemiştir. Ege denizinde bize verilen dört adadan Limni adasının anlaşmaya yazmadığımız için Yunanlılara bırakmışız. Lozan barış (!!!) anlaşmasında unutulan yerlerle ilgili olarak anlaşmanın sonuna “ Anlaşma imzalandıktan sonra Türkiye anlaşmada yer almayan veya unutulan toprak parçalarıyla ilgili olarak herhangi bir talepte bulunmayacağını” da eklenip imzalanmıştır. Limni adasının anlaşma metninde unutularak yazılmaması üzerine anlaşama imzalandıktan sonra ingiliz delegasyonu Lord Curzon bizimle dalga geçerek: “Biz Türkiye’ye dört ada bırakmıştık. Ama Türkiye’nin üç adaya ihtiyacı varmış” Demiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra Osmanlıya ait her ne varsa inkâr edip vaaz geçtiğimiz halde her nedense Osmanlının borçlarından vaaz geçememişiz. Ya da bizi vaaz geçirmemişler. Yani bu borç işi Nasrettin hocanın kazan hikâyesine dönmüş. Türkiye cumhuriyeti kurulmadan önce Sultan 2. Abdülhamid Han Hazretlerinin padişahlığı zamanında 5 milyon KM2 toprağımız varken Cumhuriyetin ilanından sonra elimizde 782 bin KM2 kalmış. Geriye 5 milyon KM2 toprağın 4.218.000 kalan KM2 buhar olup uçmuş. Ve bize yıllarca bu zafer diye anlatılmış bizde hiç düşünmeden taşınmadan bunları dinlemişiz.

ONUN İÇİN BEN CHP’NİN BUGÜNE KADAR BU MİLLETE YAPTIĞI ZULÜMDEN DOLAYI ALLAH’A HAVALE EDİYORUM. VE “YA RABBİ SEN “VALLAHU AZİZÜN ZÜNTİKAM” SAHİBİSİN. SEN BU MİLLETİN İNTİKAMINI BU CHP’DE AL. ÂMİN.