Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ATALARIMIZ “KEPÇE TUTAN BENDE YANA OLDUKTAN SONRA YERİN KAPININ DİBİ OLSUN” SÖZÜNÜ BOŞUNA SÖYLEMEMİŞLERDİR 1.9.2019 Pazar-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Türkiye’den cumhuriyeti kuran irade bellidir. Aynı irade şehirlerin plan ve projesini de yapmıştır. Daha sonraki yıllarda her ne kadar sağcı iktidarlar işbaşına gelmiş olsa bile şehirlerin imar planında herhangi bir değişiklik yapmamışlardır. İşte bu sözde solcu görünüp esasta kapitalizmi savunan ve amerikanın kucağından inmeyen bu zihniyet şehir planlarına göre arsa temin

etmişlerdir. Temin ettikleri arsaları çok düşük bir fiyatla alıp çok yüksek rakamlarla satıp kallavi para kazanmışlardır.

Ortaokul ve lise yıllarında babamın tanık bir emlakçısı vardı. Ben de okuldan gelirken çoğu zaman oraya uğrardım. Tabi görünürde çocuk olduğumuz için o emlakçi bizi hiçe sayarak belediyenin fen işlerindeki sorumlularla görüşür. Yakın zamanda nerelerin imara açılacağını sorar ona göre tertip alıp oralardaki tarlaların metrekaresini 40-50 kuruştan satın alır. Aradan birkaç sene geçtikten sonra m2 ni 40-50 Liradan satışa başlar ve hemen bitirirdi. İşte şimdi de aynı durumla karşı karşıyayız.

Bugün gözü açık geçinerek milleti soyanları gördükçe 10-15 yıl önce televizyonlarda şöyle bir reklam hatırıma geldi. O reklam spotunda şöyle deniliyordu: “Yol değişir, araba değişir ama kaptanın yağı değişmez. 20/50 Shell Rotella” Buna göre demek ki zaman değişse, bilim gelişse bile CHP’nin bu millete ve devlete karşı zulmü değişmiyor. Rahmetli Adnan Menderes’e, Rahmetli Turgut Özal’a, rahmetli Necmettin Erbakan’a atılan iftiraların aynısının daha fazlası Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a atılıyor. Aynı iftira ve kumpaslar değişik versiyonlarla üstüne üstlük küfür eklenerek sıralanıp yürürlüğe sokuluyor.

Eskide “Yalancının mumu yatsıya kadar yanardı.” Şimdi yalancılar yalanı söylerken beraber yalanları hemen ortaya çıkıyor. Şimdiki Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman başbakandı. O günlerin birinde sabah saatlerinde Twitter ’de bir tane sözüm ona eski milletvekili hesabıyla; “Sayın Başbakan’ın çok hasta olup komada olduğu; bugüne ait bütün randevularını iptal ettiği” duyuruldu. Bu habere önce haberi uyduranlar sevinip bayram ettiler(!!!) Haberin duyulmasının arkasında önce Başbakanlık basın merkezinde konuyla ilgili tekzip yazısı yayınlandı. Arkasında Sayın Başbakan 2014 yılının ilk MGK toplantısına katıldı. Toplantının sonunda daha önce belirlenen şehirlerdeki mitinglerine gidip konuşma yapıp akşam tekrar Ankara’ya dönmüştü.

Şimdi birkaç günden beri aynı yalan ve iftira sosyal medyada dolaşıyor. Bu yalan ve iftira ise; “Güya AK Parti iktidarı altın madeni aramak için Kaz dağlarındaki zeytinleri kestiriyormuş. Kaz Dağlarının üstü altından daha iyi değil mi?” Diyerek sözde milleti 2. Taksim-Gezi parkı olaylarına benzer bir ortam oluşturmak istiyorlar. İyi güzel mademki siz ağaca ve yeşile o kadar sahip çıkıyorsunuz neden Sırtını Kaz Dağlarına veren Kaz Kafalılar! CHP’li belediyesi Bodrum’da ağaç katliamı yaparken neredeydiniz? Beykoz Konakları yapılırken nerdeydiniz? Saklıköy villaları yapılırken neredeydiniz? Koç üniversitesi yapılırken neredeydiniz? Tarkan Kaz Dağlarında villa aldı binlerce ağaç kesildi o zaman nerdeydiniz? İttifak yaptıklarınızın sırtını dayadıkları PKK Bursa’da Kaz dağlarındaki ağaçtan beş katı fazla ağaç yaktı neredeydiniz? Ve yere göğe sığdıramadınız İBB başkanı Ekrem İmamoğlu Kazdağlarında 15 parsel alırken niye gıkınız çıkmadı. Herhalde İmamoğlu 15 parseli piknik yapmak için almadı.

Gerek avrupa gerek amerika gerekse buradaki uzantıları olan devşirme, dönme, Jön Türkler ile mayası, sütü ve kanı bozuk piyonlar efendileriyle işbirliği yaparak memleketin imar edilmesini, güçlü bir devlet olmasının önünü kesmek için 65 seneden beri uydurdukları “İRTİCA GELİYOR” hezeyanıyla millet ve memleket sevdalılarını çok kolay bir şekilde egale edip “HAZİNEMİZE SÖMÜRÜ HORTUMLARINI TAKMIŞLARDIR.”

Geçmişte işini sağlama bağlamayanlar şimdi memleketin büyük kısmı CHP’li belediyelerin eline geçince sızlanmaya başladılar. Beyler korkunun ecele faydası yoktur. CHP’nin genlerinde bu millete hizmet etme diye bir DNA yoktur. Bu CHP yıkmak ve talan etmek için vardır. CHP denince aklınıza kuyruk, yokluk, rüşvet, yolsuzluk ve çamur gelmelidir. CHP bu millete hizmet etmek için değil de sanki zulüm yapmak için gelmiş gibi görünüyor.

PKK ile ilgili yaptığı araştırmalarla birçok bilgiye ulaşan ve 24 Ocak 1993'te suikaste kurban giden gazeteci Uğur Mumcu'nun avukat olan ağabeyi Ceyhan Mumcu, bu konuda çarpıcı bir iddia ortaya attı. Uğur ölmeden önce Yaşar Kaya'ya " Kimlerle işbirliği yaptığınızı açıklayacağım." diyor.

Yine TRT'de birlikte programa çıkacağı, Erdal İnönü ve Ahmet Türk'e bir dosya getireceğini söylüyor. Program Salı günü yapılacaktı, Pazar günü Uğur öldürüldü. Bu dosyayı verecek ve Ahmet Türk'ü "PKK, istihbarat güçlerinin güdümünde diye" uyaracaktı. HADEP diye bir olay vardı o zaman Erdal İnönü'yü de uyaracaktı, "Barış marış sağlayamazsın bunlarla diye"

Aynı Erdal İnönü SHP genel başkanıyken seçim çalışmaları için Diyarbakır’a mitinge gidiyor. Kendisi konuşurken yaşlı bir kadın kürsüye doğru geliyor. Güvenlik güçleri kadını engellemeye çalıştıkları sırada Erdal İnönü gevenlik güçlerine; “-Kadını bırakın gelsin” Diye talimat veriyor. Erdal İnönü’nün bulunduğu kürsünün önüne gelen kadın; “-Kıtlık kuşu neredeydiniz. Gene geldiniz mi?” Diyor.

Dürüstlük ve vatanperverliği özellikle sol aydınlar tarafın dan her fırsatta gözümüze sokulan şair Tevfik Fikret, Yıldız suikastının hedefine ulaşamayışma fena halde içerlemiş ve yazdığı "Bir lahza-i teahhur" (Bir anlık gecikme) adlı şiirinde suikastçı Jorris'i "şanlı avcı", kendi yöneticisini ise alçak (denî) ve zalim olarak göstermiştir. Şiirden birkaç beyit, edebiyatçımızın Abdülhamid'e olan kini yüzünden Ermeni Taşnak örgütünün yanında yer alacak kadar nasıl alçaldığını göstermek için yeterlidir (dam, tuzak demektir):

Ey şanlı avcı, damını beyhude kurmadın;

Attın... fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın!...

Kanlarla bir cinayete benzeyen bu iş

Bir hayr olurdu, misli asırlarca geçmemiş.

İşte aynı Tevfik Fikret'in, 1891 yılında Mirsad dergisinin açtığı yarışmada Abdülhamid'e övgüler düzen şiiriyle birinciliği kazandığını, Malumat dergisinde ise 1894'de yine Sultan Abdülhamid'i öven bir şiirinin yayınlandığını biliyor muydunuz? Yani yaklaşık 10 yıl önce Fikret, Ermeniler tarafından vurulmadığına dövündüğü aynı padişahı yere göğe sığdıramıyordu.

16 Kas 2008, 21:59

Nerdesin şevketlim, sultan hamid han?

Feryâdım varır mı bârigâhına?

Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,

Şu nankör milletin bak günâhına.

Târihler ismini andığı zaman,

Sana hak verecek, ey koca sultan;

Bizdik utanmadan iftira atan,

Asrın en siyâsî padişâhına.

Pâdişah hem zâlim, hem deli dedik,

İhtilâle kıyam etmeli dedik;

Şeytan ne dediyse, biz 'beli' dedik;

Çalıştık fitnenin intibahına.

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,

Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.

Sade deli değil, edepsizmişiz.

Tükürdük atalar kıblegâhına.

Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,

Bir sürü türedi, girdi meydana.

Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?

Yuh olsun bunların ham ervâhına!

Bunlar halkı didik didik ettiler,

Katliama kadar sürüp gittiler.

Saçak öpmeyenler, secde ettiler.

Tükürün onların pis külahına.

Haddi yok, açlıkla derde girenin,

Sehpâ-yı kazâya boyun verenin.

Lânetle anılan cebâbirenin

Bu, rahmet okuttu en küstâhına.

Çok kişiye şimdi vatan mezardır,

Herkesin belâdan nasîbi vardır,

Selâmetle eren pek bahtiyardır,

Harab büldânın şen sabahına.

Milliyet dâvâsı fıska büründü,

Ridâ-yı diyânet yerde süründü,

Türk'ün ruhu zorla âsi göründü,

Hem peygamberine, hem allâh'ına.

Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin

Ahiretten bile himmet eylersin,

Çok çekti şu millet murada ersin

Şefâat kıl şâhım mededhâhına. SELAM VE DUA İLE.