Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ARAP BAHARI!!! 1.9.2019 Pazar-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Osmanlıyı dağıtıp Osmanlı topraklarını cetvelle bölüp onca devlet oluşturan zihniyet 100 sene sonra onları da bölüp parçalamak için hiç hesapta olmayan bir “ARAP BAHARI (!!!)’ nın fitili ateşlendi. Bu fitili kim yaktı? Niçin yaktığını fark etmeden birde baktık ki gerçekten de bu ateş çoğunluğu Arap olan bir coğrafyada yanmaya başladı.

Bu Arap baharı mıydı yoksa Arap Zemherisi miydi? Bu öyle bir ateşti ki sözde katı krallıkla idare edilen devletlerin idaresini

tepetaklak devirmeye başladı. Bu ateş Tunus’ta başladı. Kısa sürede Arap dünyasının hemen hemen tamamını sardı. Mevcut yönetimi devirip yerine kendilerine karşı ılımlı idareler bekleyen amerika ile Avrupalıların karşısına istemedikleri iktidarlar çıktı. Daha önceki mevcut idareciler amerika ve avrupanın gönüllü köleleriyken ihtilaldan sonra seçim olup işbaşına gelenlerin yaptığı ilk iş batının onları sömürmek için hazinelerine taktıkları sömürü hortumlarını kesmek oldu. Böylece Arap Baharı diye ortaya çıkan sömürgeciler yaktıkları ateşin altında kaldı.

Kâfir Müslümanlara karşı savaş açmak için ortada hiçbir şey yokken birde baktık ki 11 Eylül 2001 günü amerikada her biri 125 kat olan “İKİZ KULELERE” uçakla saldırı oldu. Kuleler harap oldu. 11 Eylül 2001 saldırısı sonucu amerika terörle mücadele edeceklerini söylediler. Böylece Müslümanlara uygulayacakları zulmün adı “terörle mücadele” koydular. Görünürde terörle mücadele olan işin aslı terör değildi. İşin aslı İslam dünyasındaki petrol ve Doğalgaz bölüşümünün adıydı. “Terörle mücadele” bu bölüşümün üstünü örtmek için hazırlanmış kılıftı.

Aynı tarihlerde İstanbul Taksim-Gezi parkı da Mısır’daki Rabia meydanına çevirmek istediler. Taksim- Gezi parkında kesilen iki ağacı protesto etmek için meydana gelen olaylar sonucu 500 milyon dolara mal oldu. Eğer Müslümanlar birleşmezse kâfirlerin İslam dünyasındaki zulüm ve barbarlıkları devam edecektir.

Tunus’ta, Fas’ta, Mısır’da, Irak’ta, Yemen’de, Suriye’de yürürlüğe koydukları “Arap Baharı” aldatmacası onların işine yaramadı. Çünkü Anadolu sağlam duruyordu. Anadolu hem İslam’ın hem Ortadoğu’nun, hem Arap yarımadasının, hem Orta Asya’nın hem Uzakdoğu’nun hem de insanlığın BENDİ’DİR. Bu BEND yıkılırsa dünya altüst olur. Onun içindir ki Arap Baharı oyununun yönünü Türkiye’ye çevirdiler.

Kim ne derse desin ya da ne yaparsa yapsın ama dostluktan ve nefretten ileri gitmesin. Sırf AK Parti iktidarını dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda indireceğim diye devleti yıkmaya kalkmasın. Dün itibarıyla AK Partinin kuruluşunun 18. Yılına girdi. Geçen 18 yıl boyunca gerek Türkiye’ye gerekse Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a girişilen suikastları bir başka parti veya lidere yapsalardı şimdi ne o partiden ne de o liderden eser kalmazdı.

3 Kasım 2002 Pazar günü yapılan genel seçimlerle 17 parti arasından sıyrılarak iktidara gelen AK Partinin o günlerini bilenler biraz hatırlasın hani o zaman Ahmet Necdet sezer diye bir cumhurbaşkanı vardı. Cumhurbaşkanlığında verilen resepsiyonlarla ilgi gönderdiği davetiyeler içinde eşi başörtülü olanlar varsa davetiyenin üstünde “BU DAVETİYE TEK KİŞİLİK” yazardı. Cumhurbaşkanı yurtdışı ziyaretlere gittiğinde meclis başkanı onun yerine vekâleten bakardı. İşte ilk ziyaretinin dönüşünde Sayın Bülent Arınç ile eşi onu havalimanında karşılamış ve Bülent Arınç’ın eşi Ahmet Necdet Sezer’i karşılarken eşine çiçek vermişti. Ahmet Necdet Sezer’in kısa zaman sonra görev süresi bitine kadar atanacak bürokratların eşi başörtülüyse onların görevlerini onaylamıyordu. Bu görevlere atanacak bürokratlar vekâleten atanıyordu. Sırf o günkü Meclis başkanı Sayın Bülent Arınç’ın eşi başörtülü olduğu için Çankaya köşküne girmesin ve gezi dönüşü kendisini karşılamasın diye hiç yurtdışı gezisine çıkmadı.

Zaten ta baştan beri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önü kesilmiş ve o günkü gazete, dergi ve televizyon ekranlarında Sayın Erdoğan için “MUHTAR BİLE OLAMAZ” başlığı attırmışlardı. Gerçekten de 3 Kasım 2002 yılında yapılan genel seçimlerde YSK Sayın Erdoğan’ın milletvekili adayı olmasını reddetmişti.

Sayın Erdoğan mecburen kabine dışında kalmıştı O zaman avrupanın ve amerikanın baskıları sonucu Sayın Erdoğan’ın milletvekilliğinin önün kapatan anayasa ve kanunlarda değişiklik yapılarak milletvekili olmuştu. Milletvekili olduktan sonra başbakan olmuştu. AK Parti iktidarı 2008 yılına kadar devlet sırlarına vakıf olamadı. İşleri el yordamıyla idare etti.

Hemen arkasında amerikalı bir bankanın müşterilerine verdiği mortgage (morgıç) kredileri sebebiyle 400 milyar doları batırdı. Bütün dünya bu krizle çalkalandı. AK Parti bu krizle uğraşırken kendisine kapatma davası açıldı. O zaman anayasa mahkemesinin 11 üyesi vardı. Bu üyelerin AK Partinin kapatılması için 5 EVET, 6 HAYIR çıkmıştı. Yani AK Parti BİR OYLA KURTULMUŞTU. AK Partinin kapatma davası sırasında o zaman devletten kümleşen Fetöcüler belge ve bilgi akışı sağlamışlardı. AK Parti kapatılmadığı için Fetöcüler devleti beraber idare etmek istediler. Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu teklifi kabul etmeyince O zaman ki adı Cemaat olan Fetöcüler de AK Partinin karşısına geçtiler.

Gerek o zaman gerekse Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan lider olarak ortaya çıkana kadar Türkiye cumhuriyeti biz Müslümanları çağırıp bize devleti teslim edip; “Buyurun Şeriatçılara “alın size memleket!” deseler -birlik olup kabine kurmayı, ülke yönetmeyi geç- sevinçle çalacak 4-5 marşları bile yoktur ama ne hikmetse ilk tehdit her zaman ‘İslamcılık, Şeriatçılık’ olur... İşte PKK’nın Şans bu işte...

Neyse, yıllar geçer, Erdoğan gelir...Erdoğan ülkedeki oyunu ve küresel kuklacıları bilmektedir...Ülkenin sömürülme taktiği, zor değildir:

Türk-Kürt ve Alevi-Sünni şeklinde iki büyük fay hattı vardır. Bunlar global odaklarca ‘Lüzum Görüldüğü Zaman’ gıdıklanıp çatışma ortamı doğurtulur ve bu sayede bazen ekonomik parselizasyon yapılır bazen seçilmiş iktidarlara hiza verilip muktedir olması engellenir bazen de komple hükümet düşürülür.

Erdoğan bu mizanseni daha rahmetli Erbakan hocasının yanında ezberlediği için, işin gereğine koyulur.

“Yaradılanı sev Yaradan’dan ötürü” diyen Yunus Emre’yle çıktığı yolda “Şiilik Sünnilik diye bir dinim yok, Müslüman’ım ben” deyip mezhepsel gerginliği ve “Türk Kürt kardeştir, Kürt Sorunu’nu bitiriyoruz!” diyerek etnik gerginliği bitirmeye azmeder.

...Ki o da ne! Sen misin Aleviler’e sıcak davranan deyip tarikatlardaki ‘Sakallı Çakallar’ harekete geçirilir...Dergahlara sızan şebekeler, kıdemli fitnecilerle elele ‘Erdoğan İrancı’ hezeyanını yaymaya çalışırlar. Tutmaz tabi zira milletin sağduyusu bunların deyyusluğuna galebe çalar ama olsun, fitne denendikçe denenir. Bu küçük fitnedir, büyüğü Oslo’dan sonra kopar.

“Kasımpaşalıysan akıllı olacaksın! Arkandaki millete güvenmeyeceksin! Kuru kalabalıklar seni kurtaramaz! Sen kimsin ki 1923’te Lozan’da kurulan Anadolu Valiliği’mizi elimizden almaya kalkıyorsun! Sen kimsin ki belki 200 senelik Türk-Kürt gerilimini, 30 senelik PKK terörünü, 50 senelik beşinci kol faaliyetimiz olan paralel yapılanmayı bitirip ülkenin önünü açıyor, yönünü bulduruyorsun! Haddini bileceksin!”

Bunu alenen diyemeyen Emperyalizm ’in, Hakan Fidan-Öcalan görüşmesinden sadece 2 ay sonra kurduğu Paralel PKK’nın adıdır YDG-H!

Bunu alenen diyemeyen Emperyalizm ‘in, Hakan Fidan-Öcalan görüşmesinden sadece 5 ay sonra kurduğu sokak darbesinin adıdır Gezi!

Bunu alenen diyemeyen Emperyalizm ‘in, Hakan Fidan-Öcalan görüşmesinden sadece 12 ay sonra kurduğu darbe tezgahının adıdır 17-25 Aralık!

Bu Emperyalizm ‘in kucağındaki HDP, Bu Emperyalizm ‘in dağındaki PKK, Bu Emperyalizm ‘in tasmasındaki FETÖ ile el ele olmuşsa, Bir terör örgütü için bundan büyük şans mı olur!

Düşünsenize, Kandil’deki savaş baronları, Çözüm Süreci’nde PKK’ya sızan tüm MİT elemanlarının isimlerini FETÖ’ye bağlı bir genel yayın yönetmeninin elinden alıyorlarsa, bunun adı büyük şans değil de nedir!

"Çözümde PKK eleman kazandı, AK Parti seyretti ve suçlu" iftirasını atanlara; Eleman görünümünde PKK'ya sızan Devlet’in istihbarat mensuplarının tam listesini Gülten Kışanak'a veren hain kim? diye sorulmuyorsa, PKK için bundan büyük şans olur mu!

Düşünsenize, Çözüm Süreci’nde PKK silah yığarken AK Parti ve Devlet seyretti diyenler var! Bu PKK için ne kadar büyük bir şanstır! Oysa seyretme yok, her şey kontrol altında ve ispatı da çok kolay!

Bunu diyen FETÖ medyasına, mensuplarına ve CHP-MHP’deki işbirlikçilerine sorar mısınız, "PKK silah yığarken AK Parti izledi ve bir şey yapmadı" diyorsanız, MİT mensuplarına silahla döverek MİT Tırlarını açan siz, Neden PKK'lıları silahla yatırıp PKK Tırlarını açmadınız?

İşte doğru soru budur ve medyada bu sorulmak yerine Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri cımbızlandığı için PKK şanslıdır!

‘Kürt Milliyetçiliği’ maskesi altında 1915’te katledilen dedelerinin intikamını Türker’den ve Kürtler ’den alan Ermeniler ’in ASALA’ DAN sonraki örgütünün adıdır PKK ve PKK, işte bu gerçeği göremeyen bazı Kürtleri kandırabildiği için şanslıdır!

Ak Parti ne zaman yola çıkıp vites yükseltmeye çalıştığı zaman önüne irili ufaklı 59 defa suikast yapıldı. Hepsinin de üstesinde geldi. Baktılar ki bu şekilde Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve AK Partiden bu şekilde kurtulamıyorlar. Bu sefer 50 sene boyunca planlı bir şekilde yetiştirdikleri Fetö silahlı terör örgütünü 15 Temmuz 2016 Cuma günü sahneye sürdüler.50 sene boyunca özenle hazırladıkları bu silahlı terör örgütünü milletimiz çıplak eliyle 5 saat gibi kısa bir sürede toplayıp tarihin çöp sepetine koydular.

Fetö silahlı terör örgütüyle diğer Türkiye düşmanları örgütlerin idarecileri en son olarak 11 Ağustos 2018 tarihinde kur savaşıyla ANADOLU BENDİNİ yıkmak için harekete geçtiler. Bu operasyonda doların hani ve hızlı bir şekilde yükselmesi sonucu fiyatların üzerinde kısa sürede etkisini gösterdi.

PARASINI ÖN PLANA ÇIKARANLAR SOĞANI, PATETESİ, ISPANAKIN VE MARULUN FİYATININ YÜKSELMESİNİ BAHANE EDEREK, BAĞIMSIZLIĞINI, İSTİKBALİNİ VE İSTİKBALİNDEN DAHA FAZLA PARASINI DÜŞÜNENLER AK PARTİYİ İKTİDARDA DÜŞÜRMEK İÇİN YİNE KUCAĞINA OTURDUKLARI AĞABABALARIYLA İŞBİRLİĞİNE GİRİŞTİLER.

HEMEN AKABİNDE 31 MART 2019 PAZAR GÜNÜ YAPILAN MAHALLİ SEÇİMLERDE AK PARTİ OY KAYBETMEDİ AMA ANKARA VE İSTANBUL GİBİ BÜYÜKŞEHİRLERİN BELEDİYE BAŞKANLIKLARINI KAYBETTİ. BU DA İSTER İSTEMEZ CHP’NİN, HDP’NİN, SP’NİN VE İP’İN SÖZ SÖYLEMESİNE MEYDAN VERDİ. ANADOLU ŞEHİRLERARASI YOLUN ANA ANTERİ OLDUĞU GİBİ 2 MİLYAR MÜSLÜMANIN ANA ANTERİDİR. ONUN İÇİN BİZ MÜSLÜMANLAR PATERSİ, SOĞANI, ISPANAKI VE MARULU NASIL UCUZ ALACAĞIMIZI DÜŞÜNMEK YERİNE ANADOLU’YU NASIL KORURUZ PLANINI YAPMAMIZ LAZIM. ANADOLU KÂFİRLERE KARŞI BARAJIN ANA BENDİDİR. BARAJIN ANA BENDİ YIKILDIĞI ZAMAN NE BARAJDA SU KALIR NE DE BARAJ SUYUN AKTIĞI YERDE NE EV KALIR NE BARK KALIR. SELAM VE DUA İLE.