Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ESEN YILDEN UÇAN KUŞTAN HİLE SEZMELİYİZ 5.8.2019 Pazartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Ben bir Müslüman ve son Osmanlı bakayasına mensubu olarak etrafımdan olup bitenlerden çevrilmek istenen dolaplardan haberdar olmam gerekir. Etrafımda olup biten ve döndürülmek istenen dolaplardan haberdar olmam için de benim feraset sahibi olmam gerekir. Peygamberimiz (SAV) bu konuda; “Müminin bakışından korkunuz. Zira onlar Allah’ın nuruyla bakarlar.” Buyurmuştur.

Demek ki Mümin işlere Allah’ın nuruyla bakacak, hayatını Allah’ın emirlerine göre düzenleyecek demektir. Eğer meselelere

Allah’ın nuruyla bakmazsa etrafından olup bitenlerden haberi olmaz.

Bir başka Hadis-i Şerifte Peygamberimiz (SAV) “İnsan bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediklerini öğretir” (Keşf’ül Hafâ) Buyurmuştur. Sahabe Peygamber Efendimizin yanına gelir bir konuda soru sorar. Cevabını aldıktan sonra 2. Soruyu sormadan oradan ayrılır evine gider. Peygamberimizin öğüdüne göre hayatını düzenler. O öğüdü kendisine mal ettikten sonra gelip 2. Soruyu sorardı.

Şimdi geldiğimiz noktada bunca kitap varken onları okuyup öğrenmek yerine sağdan soldan duyduklarımız ile sosyal medyada paylaşılan metinlerle yetinip duruyoruz. Bu da bize hem dini öğrenmemizi hem de öğrensek bile eksik ve yanlış öğrenmemize sebep oluyor. Bundan 70-80 sene kitap yoktu ki insanlar okusun. Bugün kitap var ama okuyan yok. Bizi kitap okumaktan alıkonulması tesadüfî ve rastgele yapılmış bir iş değildir. Tamamen bizi bizden koparıp kendilerine yamak yapmak için ortaya konmuş projenin parçasıdır.

Bugün din için can verilecekse başkasını beklemeden bizim öne çıkmamız gerekir. Bugün din için mal verilecekse başkasını beklemeden bizim malımızı feda etmemiz gerekiyor. Bugün din için eşten, çocuktan ve akrabadan ayrılıp gurbete gidilecekse başkasını beklemeden bizim öne geçmemiz gerekiyor. Bizler fedakârlığın önünde nimetten faydalanmanın arkasında yer alırsak anca o zaman Yüce davamızı yüceltmiş oluruz.

Bakın Hz. Ali, Hayber kalesinin fethinde, kalenin kapısını koparıp, kalkan olarak kullanmıştır. Bu savaşta Hz. Ali'nin gözleri ağrıyordu. Resûlullah efendimiz onu çağırtarak gözlerine üfledi ve şifa bulması için Allahu Teâlâ’yadua etti. Hz. Ali'nin gözlerinde bir ağrı sızı kalmadı.

Bu savaşta, Yahudilerin meşhur pehlivan Merhab:

-Hayber halkı iyi bilir ki: ben, gelip çatan harplerin tutuştuğu, kızıştığı zamanlarda, tepeden tırnağa kadar silâhlanmış, cesaret ve kahramanlığı denenmiş Merhab'ımdır. Ben, kükreyerek geldikleri zaman aslanları bile kâh mızrakla, kâh kılıçla vurup yere sermişimdir, diyerek Müslümanlardan er diledi. Bunun üzerine Hz. Ali:

-Ben oyum ki: anam bana Haydar, Arslan adını takmıştır! Ben, ormanların heybetli görünüşlü arslanı gibiyimdir. Sizi, geniş ölçüde ve çarçabuk tepeleyici bir er kişiyimdir, diye şiir söyleyerek Merhab'ın karşısına dikildi.

Bu şiir Merhab'a o gece gördüğü rüyayı hatırlattı. Rüyasında kendisini bir arslanın parçaladığını görmüştü. Hz. Ali, Merhab'la karşı karşıya geldiğinde, Merhab'ın tepesine öyle bir kılıç indirdi ki, kılıç, Merhab'ın siperlendiği kalkanını ve demirden miğferini kesti. Başını, ikiye ayırdı. Merhab'ın başına inen kılıncın çıkardığı ses o kadar fazla idi ki, Hayber karargâhında bulunan Ümmü Seleme:

-Merhab'ın dişlerine kadar inen kılıcın sesini ben de işittim, demiştir. Hz. Ali, o gün Yahudilerin en namlı kişilerinden sekizini öldürmüştür.

Bizde inşallahu Rahman Hz. Ali (ra) Hazretlerinin Merhaba yaptığı gibi İslam düşmanlarına aynısını yapmadan ölmeyiz. Daha sonra Köroğlu’nun: bir şiirinde “ Ben Köroğlu’yum dağda gezerim,/Esen rüzgârdan yağan kardan hile sezerim”

Onun içindir ki Müslüman ülkenin en ücra köşesinde yola döşenen kaldırım taşlarının masraflarından bir kısmının Telaviv’e akıp akmadığını bilmesi gerekir. Eğer Kapitalist sistem ülkemize sömürü hortumlarını takmış ve bizi sömürüyorsa o zaman onlara göre işler tıkırında gidiyor demektir. Yıllarca birileri MB faizleri indirmesini engelliyordu. Bunu da ekonominin gereği olarak yapıyordu. Yazık bunca sene             “EKONOMİNİN GEREĞİ BUDUR” Diyerek bu millet sömürüldü.

Hâlbuki ekonominin gereği faizi sıfırlamaktır. Suçluları tesbit etmekten zorluk çekiyorsanız PARANIN ROTASINI TAKİ PEDİN. SUÇLUYU VE SUÇLULARI BULURSUNUZ. BUNUN İÇİN EN BAŞTA YAKIN TARİHİMİZİ İYİCE OKUYUP ÖĞRENMEMİZ LAZIM. BİZLER TRAKYA TOPRAKLARINI KAYBETTİKTEN SONRA YAPILAN MÜBADELEDEN 600 BİN KİŞİ DIŞARIYA GÖNDERİRKEN NEDEN BİR MİLYON İKİ YÜZ BİN KİŞİYİ KABUL ETTİK. BU ALDIĞIMIZ 600 BİN KİŞİNİN İÇİNDE OLANLARIN BÜYÜK BİR KISMINA TOPRAK VERİP ZENGİN ETMEMİZİN SEBEBİ NEYDİ ACABA? TOPRAK VEREREK ZENGİN ETTİĞİMİZ KİŞİLER YOKSA HEPSİ BİRER KRİPTO YAHUDİ SEBAİST MİYDİ? YA DA BİZ GERÇEKTEN KURTULUŞ SAVAŞI SIRASINDA İNGİLİZLERLE HİÇ Mİ SAVAŞMADIK(!!!)

BÜTÜN BU OLUP BİTENLERİ KISA YOLDAN ÖĞRENMEK İSTERSENİZ TAHA AKYOL’UN YAZDIĞI JAK KAMHİ’NİN İTİRAFLARINDAN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ. Şimdi tekrar konumuza kaldığımız yerden devam edelim.

Hâlbuki her zaman söylediğim gibi şimdi yeniden söylüyorum; “Faiz Yahudi’nin Müslümanlarda aldığı kelle vergisidir. Eğer kendini bilmez ekran ekonomistlerinin dediği gibi süper güç olmak için para yetseydi amerika bugün itibarıyla 28 Trilyon dolarlık servetiyle dünyanın bir numaralı ülkesidir. Süper güç olmak için tek başına para yetseydi amerika bu krizi yaşamayacaktı.

Faiz ya %0 olmalı ya da %0,50 ile 1,5 Aralığında seyretmelidir. Faiz zengini daha zengin ettiği gibi fakiri daha fakir ediyor. Çünkü faiz yıllık enflasyon için verilmiş taban fiyattır. Aynı zamanda faiz Yahudi’nin Müslümanlara reva gördüğü kelle vergisidir. Bakın faiz %17-18 arasında seyrederken enflasyonda o seviyelerde seyrediyor. Hatta o seviyenin üstünde bile seyrediyor. 2005 ile 2009 yılları arasında gerçekten enflasyon DİE açıkladığı verilere yakın gerçekleşiyordu. Çünkü o yıllarda herkes enflasyonun düşeceğine inanıyor ona göre hareket ediyordu.

BİZ MİLLET OLARAK FAİZLERİ AŞAĞI İNDİRİP SIFIRLANMASINI BEKLERKEN İKTİDARLAR HA BİRE FAİZ ORANLARINI YÜKSELTİP DURUYOR. FAİZ ENFLASYONA VERİLEN TABAN FİYATTIR. AYNI ZAMANDA FAİZ YAHUDİNİN YAHUDİ OLMAYANLARDAN ALDIĞI KELLE VERGİSİDİR.

ALLAHU TEÂLÂ KUR’AN-I KERİM’DE FAİZLİ MUAMELELERE SAVAŞ AÇMIŞKEN PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV) FAİZİ LANETLEMİŞKEN HANGİ AKIL, FİKİR VE İZANLA FAİZLERİ KALDIRMAK YERİNE YÜKSELTERTEK ÜLKEDE REFAH SAĞLANMAYA ÇALIŞILIYOR. ŞİMDİ MB YILLIK FAİZ ORANLARINI % 24’TEN SABİTLEYECEK. ARKASINDA DA 2019 YILININ ENFLASYON ORANINI % 14,6, 2020 %8,2 2021 YILINDA İSE % 5 OLARAK GERÇEKLEŞMESİ BEKLENDİĞİNİ BİZZAT MB BAŞKANI AÇIKLADI. SAYIN BAŞKAN ÇOK GENÇSİN SANA BİRŞEY DEMEK İSTEMİYORUM AMA YILLIK ENFLASYONUN % 5 OLARAK GERÇEKLEŞMESİ İÇİN YILLIK FAİZ ORANIN % 1-2 ARALIĞINDA OLMASI GEREKİR. ÇÜNKÜ HİÇBİR MÜTEŞEBBİS YILLIK % 24 FAİZLE KREDİ ÇEKİP YATIRIM YAPMAZ. HEM BU ADI GEÇEN YATIRIMLAR ÖYLE BİR İKİ SENEDEN BİTECEK YATIRIMLAR DA DEĞİL. MÜTEŞEBBİSLERİMİZİN KAZANÇLARININ % 82’İ ZATAN FAİZ GELİRLERİNDEN OLUŞUYOR. GERİ KALAN % 18 İSE MALİYE BAKANLIĞIMIZIN KARŞILIKSIZ VERDİĞİ TEŞVİKLERDEN KAYNAKLANIYOR.

HELE Kİ MB BAŞKANI DEĞİŞTİDE İLK PARA KURULU TOPANTIISNDA FAİZLERDE 425 BAZ PUAN İNDİRİLEREK YILLIK % 24’TEN % 19,75’E ÇEKİLDİ. BÖYLECE PİYASABİRAZ NEFES ALDI. BU YETERLİ Mİ? TABİİ Kİ EKONOMİNİN İŞLEMESİ İÇİN YETERLİ DEĞİL.

YAHUDİNİN YAHUDİYE VEYA HIRİSTİYANIN HIRİSTİYANA FAİZLE PARA VERMESİ ONLARIN BATIL DİNLERİNE GÖRE HARAM İKEN BİZİM DİNİMİZ İSLAM’DA FAİZ KESİN OLARAK HARAM KILINMIŞKEN SİZ NE DİYE HALA FAİZ VE FAİZLİ MUAMELELERLE BU MİLLETİ KALKINDIRMAK İSTİYORSUNUZ?

Köroğlu’nun başka bir şiirinde ise hak dava uğruna gerekirse tek başına da çalışmak gerektiğini şöyle dile getirmiştir: “Ok gıcırtısında kalkan sesinde dağlar seda verip seslenmelidir” dediği gibi bizim de bugün zulüm altında inleyen tecavüze uğrayan kadın ve kızlarımız da tıpkı Ümmü Seleme annemizin Hz. Ali (ra) hazretlerinin kılıcının sesini duyduğu gibi duyarlar.

EY ABDÜLHAMİD HAN’IN TORUNU MÜSLÜMAN GENÇLİK,    

Dini Mizacını; SÜLEYMAN ÇELEBİ’DE…

Derinlik ve olgunluğunu; ÖMER MUHTAR’DA...

Mavera Hummasını; YUNUS EMRE’DE…

Kahramanlık Hayalini; BATTAL GAZİ’DE…

Yiğitlik ve meydan okumayı; SELAHATTİNİ EYYÜBİ’DE…

Allah resulüne itaatini; HZ: EBUBEKİR’DE…

İslam Adaletini; ÖMER BİN HATTAB’TA…

Tepki ve İsyan Ruhunu; KÖROĞLU’NDA…

Nükte ve Hicvini; NASRETTİN HOCA’DA…

Halk Duygu Kumaşını; KARACAOĞLAN’DA…

Sosyal Adalet ve Yardımlaşmayı ; AHİ ERVAN’DE..

Hassasiyet cevherini; FUZULİ’DE…

Eda ve Estetik Ruhunu; BAKİ’DE…

Kuru Mantık ve Aklını; NABİ’DE…

Belagat ve Hırçınlığını; NEFİ’DE…

Şiir ve Zarafatini; NEDİM’DE…

İrfan ve İnceliğini; ŞEYH GALİP’TE…

Usul ve Sistemini; KÂTİP ÇELEBİ’DE…

Tarih Ölçüsünü; NAİMA’DA…

Nas ve Kalıp Bilgisini; EBU SUUD EFENDİ’DE…

Görgü ve Merakını; EVLİYA ÇELEBİ’DE…

İlmi Tahayyülatını; ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI’DA…

Dekor ve Zevkini; YESARİ ASIM’DA…

Plastik Fikrini; MİMAR SİNAN’DA…

Fonetik Fikrini; DEDE EFENDİ’DE…

Çanakkale Ruhunu; MEHMET AKİF’TE…

Yaşama Zevkini; YAHYA KEMAL’DE…

Allah Uğruna Cihadını; NECİP FAZIL’DA…

Dik Duruşu ve Asaleti; OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ’DE…

Osmanlılık Şuurunu; YAVUZ SULTAN SELİM’DE…

Pes Etmeden Cihadı; FAHRETTİN PAŞA’DE…

Allah Uğrunda Ölmeyi; ÜRDÜNLÜ HATTAB’DA

Allah Düşmanıyla Çarpışmayı; ÇEÇEN ŞAMİL BASAYEV’DE…

Bulduktan ve bu hususiyetleri gönül bahçesinde yeşerttikten sonra, Ayasofya Camii Şerifinde Cuma namazını kılıp okunan hatm-i şerifler eşliğinde Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koyup bir gün İslam Bayrağını yeniden şahlandıracaktır.

Surda Bir Gedik Açtık Mukaddes mi Mukaddes…

Ey Kahbe Rüzgâr, Artık Ne Yandan Esersen Es…

Hani geçmişte Köroğlu yazdığı şiirde “Benden selâm olsun Bolu Beyi’ne/Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır,/At kişnemesinden, kalkan sesinden,/Dağlar seda verip seslenmelidir,/ Düşman geldi tabur tabur dizildi,/Alnımıza kara yazı yazıldı Tüfek icat oldu mertlik bozuldu,/ Eğri kılıç kında paslanmalıdır.” Demiş.

(Köroğlu 17. yüzyılda Bolu havalisinde yaşamış, sonradan ünü bütün Anadolu’ya yayılmıştır. Babası da Bolu Beyi tarafından gözlerine mil çektirilerek cezalandırıldığı için Köroğlu diye tanınmıştır. Zulme karşı ayaklanarak halkın hakkını koruması, onu destansı bir kahraman haline getirir.)

Şimdi de telefon, cep telefonu ve Twitter icat oldu mertlik bozuldu. Şimdiki inanlar yüzü yüze söyleyemediklerini telefon, cep telefonu ve Twitter ile söylüyorlar. Bu da insanlar arasındaki kırgınlığı küskünlüğü ve düşmanlığı artırıyor. Hakikate giden yol istişareden geçer. İstişare yüz yüze olmalıdır. Atalarımız “öküz öküzün boynuzunda çamur görmezse durmaz” sözünü boşuna söylememişlerdir. SELAM VE DUA İLE DERKEN, ZOKASIZ GÜNLER GEÇİRMEMİZ İÇİN ALLAH’A DUA EDİYORUM.