Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ERBİL SALDIREISININ ARKASINDA NE VAR? 23.7.2019 Salı-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

DEĞERLİ OKUYUCULAR! Hepinizin bildiği gibi 2 gün önce Türkiye’nin Erbil konsolosluğu yakınında bir bombalı saldırı oldu. Saldırıda bir Türk 2’i Iraklı olmak üzere 3 kişi Şehid oldu. Bu saldırı öyle göründüğü gibi basit bir terör saldırısı değil. Zaten bu saldırı teröristlerin yapacağı bir saldırı değil. Bu saldırı çok bilinmeyenli bir denklem saldırısıdır.

Türkiye’nin FATİH, BARBAROS VE ORUÇ REİS gemileri AK Denizdeki başarıları başta israil olmak üzere

amerika ve avrupayı korkutmuştur. İHA’lar ve SİHA’lar sayesinde artık Kuzey Irak’ta 2-3 terörist yan yana gelip gezemiyor bile. İHA’lar bu görüntüleri tespit edip merkeze bildiriyor. Merkezde ya savaş uçağı ya da SİHA’lar hemen kalkarak anında saldırıp hedefleri yok ediyor.

27 Mayıstan itibaren TSK Kuzey Irak topraklarında başlayan “PENÇE” hareketinin arkasında “PENÇE 2” hareketi başlatıldı. Bu hareketler bugün itibarıyla 52 gündür başarılı bir şekilde devam ediyor. Türkiye’nin adını gemilere verdiği BARBAROS KARDEŞLER kral iken krallığı bırakarak gelip Osmanlı ordusuna dahil olmuş ve kaptan-ı Derya rütbesine kadar yükselerek AK Denizi bir Osmanlı gölü haline getirmişlerdir. Siz batılıların bunları “Deniz Korsanı”(!!!) tarif etmelerine inanmayın. Bu tamamen batılıların Barbaros kardeşlere attığı bir iftiradır.

Siyaset Meseleleri önceliklerine göre sıralayıp çözmektir. İşte Türkiye de 2003 yılından itibaren meseleleri sıraya koymuş ve işe Savunma sanayini geliştirmekle başlamış. Arkasında PKK terörünü bitirmek için “ÇÖZÜM SÜRECİNİ” başlatmış. Bakmış ki karşı taraf bundan anlamıyor. Arkasında 27 Mayıs 2019 tarihinden itibaren Kuzey Irak’a PENÇE HAREKETİ BAŞLATMIŞ ve artık son terörist etkisiz hale getirilene kadar oradaki hareket edem edecektir İnşallah.

Libya’da Halife Hafter’in kaçırdığı 6 Türk, Arkasında Endonezya açıklarındaki gemiye yapılan baskın sonucu rehin alınan 8 Türk ile Erbil ‘de konsolosluk çalışanlarına düzenlenen bombalı saldırı tesadüfen yapılmış iler değildir. Bunları basit birer terör olayı olarak görmek dünyadaki Türkiye’nin ağırlığını görmemekten gelmektir. Bu saldırının arkasında CIA’nin olduğunu düşünüyorum.

Amerikanın geldiği durum yayla yerinde kalmış “SİMOVUN İTİNE BENZİYOR.” Hani eskide insanlar yaylara göç eder orada belli bir zaman kaldıktan sonra gerisin geri evine dönerdi. Ama yaşlı köpek gelemez orada kalır. Yaylada kaldığı sürece orada gelip geçenlere havlarmış. İşte amerika da artık Türkiye’ye karşı tavrı yayla yerine geçenlere havlayan Simovun köpeğinden farksızdır. Ve artık Türkiye amerikaya 1970’lı yıllardaki “GO HOME YANKEE= AMERİKALI EVİNE GİT” diyor. Artık amerika sadece kuru gürültü vererek işi götürmek istiyor. Bundan sonra hiçbir amerikalı asker başka ülkelere gidip savaşıp ölmek istemiyor.

Türkiye’nin savunmasını güçlendirmek için bütün engellere rağmen Rusya’da S-400 savunma bataryalarını alması Türkiye’nin bölgedeki varlığını güçlendirmiş ve bu durum karşısında başta israil olmak üzere Yunanistan ve diğer devletleri korku sarmıştır. Türkiye’nin S-400 savunma sistemini alması amerikanın umurunda değil. S-400 savunma füzelerini amerikadan almadığı için amerikalı silah tüccarlarının büyük para kaybetmelerine sebep olduğu için onlar amerika başkanını başkan da bizi üstü örtülü tehdit ederek savunma füzelerini Rusya yerine amerikadan alınmasına çalışmıştır. Ama olmadı.

Türkiye’nin Rusya’da S-400 savunma füzelerini alması Türkiye’yi başta Doğu Ak Denizde olmak üzere küresel dengeleri lehine değiştirmiştir. Türkiye ne zaman bir araya gelip güçlü olmaya çalıştığı zaman uluslar arası akıl hemen devreye girerek bu birleşmeyi dağıtmak için planlar yapmış ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuşlardır.

3 Mart 2003 tarihini hatırlayın. O zaman TBMM bir tezkere gelmişti. O tezkereye göre 60-70 bin amerikalı asker gelip bizim Güney Doğumuzdaki topraklara yerleşerek sözde bizi Irak’a karşı savunacaktı. Tezkere mecliste oylandı. Her ne kadar mevcut milletvekillerinin oylarının 265 tanesinin “EVET” vermesine rağmen o zaman meclisteki milletvekili sayısı 550 olduğu için tezkerenin kabul edilmesi için milletvekili sayısından yarıdan bir fazla “EVET” oyu olması gerektiği için reddedilmişti.

Bu oylamanın üstünde bir ay geçtikten sonra Sedat Sertoğlu 2 Nisan 2003 tarihinde Sabah gazetesinde bu olayla ilgili bir makale yazdı ve makalesinde Abdullah Gül ile amerika Dış İşleri Bakanı Colin Powell amerika askerlerinin Türk topraklarına girmesi için bir görüşme yaptığını; Colin Powell ile 2 sahifeden oluşan 9 maddelik bir anlaşma yaptığını yazmıştı.

Şimdilerde AK Partiyi bölme faaliyetinin temelinin ta ne zamanlardan atıldığını öğrenmek için bunlara bakmak yeterlidir. Kâfir dedeleri Firavun ve Nemrut gibi “böl, parçala yut” mantığıyla hareket ederek kendine tehlike oluşturacak durumları önceden hesap ederek ona göre politika belirler. Ali Babacan’a AK Partili arkadaşları bile ona şaka yollu “Ali Memecan” ismini takmışlardı. ALLAH BU ÜMMETİ BÖLMEK İÇİN KİMSEYE FIRSAT VERMESİN. ÂMİN. SELAM VE DUA İLE.