Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

DERSAADET TARİHLE BAŞLAR 9.7.2019 Salı-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

İstanbul’un Osmanlılar zamanındaki adı “DERSAADET= HUZUR ŞEHRİ” idi. Şimdi birisi Türkiye’ye sığınmak isterse ingiliz, fransız, alman ve diğer ülkelerin insanları Suriyeli albayın satışını göstererek;-Siz bilirsiniz? Böyle bir sonuç sizin de başınıza gelir. Biz karışmayız. Karar sizin, diye cevap verirler. Hâlbuki biz Türkler Anadolu’ya geldiğimizden beri bizden eman isteyenlere Eman vermişizdir. Hatta bu konu ile ilgili olarak;”aman dileyen kılıç kalkmaz” diye bir atasözümüz bile var.

Yahya Kemal istikbalin köklerde ve dünde olduğunu şu mısralarla dile getirmiştir: ““Ne harabiyim, ne

harabatiyim,/Kökü mazide olan atiyim.” Dediği gibi işte biz böyle davranmalıyız. Bizim davamız HİRA DA BAŞLADI. Orada devam ediyor. Bizim gibi düşünmeyenlerin davası OLİPS DAĞININ davasıdır. Onların davası orada başladı orada devam ediyor. Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in “SAKARYA TÜRKÜSÜ” adlı şiirinin bir yerinde şöyle yazmıştır: “…Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;/Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir./Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;/Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!”

Şair Nesimi ise şiirinin bir yerinde bu durumu şöyle ifade eder; “Har içinde biten gonca güle minnet eylemem/Harabi, Farisi’yi bilmem, dile minnet eylemem/ Sırat-ı Müstakim üzere gözetirim Rahimi/ İblisin talim ettiği yola minnet eyleme.”

Geçmişe baktığımızda yeryüzünde Çin, Arnavutluk ve Türkiye gibi ülkelerde kültür yasaklanıp atılmıştır. Virüs giren bilgisayarın virüsten temizlenmesi için atılan format gibi bu ülkelerde yaşayan insanların geçmişle arası kesilerek âdete beyinleri resetlenmiştir. Çin ve Arnavutlukta komünist idare geldiği için bu işi onlar yapmıştır. Çin lider Mao’nun ölümünden sonra eşi bu işte suçlu bulunarak tutuklanıp ceza evine atılmış yargılanıp ceza almıştır. Ve Çin tekrar önceki alfabesini kullanmaya başlamıştır.

Arnavutlukta da Enver Hoca devrim yapıp başa geldiği için aynı şeyi yapmıştır. Enver Hoca’nın ölmesinden sonra idareye gelen hükümet bu saçmalığa son vererek tekrar eski alfabesine dönmüştür.

Üçüncü ülke Türkiye’de böyle bir idare gelmediği halde harf inkılâbı adı altında 1000 yıl kullandığımız alfabe kaldırılarak yerine bugünkü alfabe getirilmiştir. Böylece milletin geçmişle irtibatı bir çırpıdan kesilmiştir. 90 küsur yıl geçmesine rağmen biz bir türlü önceki alfabemize dönemedik. Harf inkılâbı yapılırken Arap alfabesini öğrenmenin zor olduğu ileri sürülerek yapılmıştır. Hâlbuki ben Kur’an kursunda Arap alfabesini 15 günde öğrenirken Latin alfabesini 3 ay da zor öğrendim.

Harf inkılâbının yapılmasında ileri sürülen Arap alfabesinin zorluğu ileri sürülerek yapıldığını; bu işin aslının böyle olmadığını cumhuriyetin 2 numaralı adamı Mustafa İsmet İnönü hatıratında şöyle dile getirmiştir;

İşte İsmet İnönü'nün ağzından, harf devriminin asıl amacı:

"Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Okur-yazar oranının düşük oluşunun yegâne sebebi alfabenin öğrenilmesinin zor olduğu değildi.

Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı.

(...) Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. (...) Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı."(KAYNAK: İnönü, Hatıralar C.II sayfa:223)

Yakın tarihte bu milletin karşı karşıya kaldığı daha çok KETENPERELER var. Eminim ki siz ne demek isteğimi anladınız. Alfabenin zorluğu ilim öğrenmeye mani değildir. En zor alfabe Japon ve Çin alfabesi olduğu söyleniyor ama bugün oralarda gelen turistlere rehberlik yapmak için ülkemizdeki gençler hızlı bir şekilde Japonca ve Çince öğreniyorlar.

İslam dininde ilim tahsil eden öğretmen ve öğrenciler savaşta muaf tutulmuşlardır. Eğer savaş esnasında cepheye adam gerekiyorsa ve kimse kalmamışsa bu eksikliği ilim tahsiliyle uğraşanlarla takviye etmek yerine kadınlardan yardım alınma esası getirilmiştir. Çanakkale savaşı sırasında bilerek veya bilinmeyerek okullardaki öğretmenler ile öğrenciler cepheye sürüldüğü için ilim tahsili sekteye uğratılmıştır.

Mazisini bilmeyen mazisiyle irtibatı olmayan, tarihini bilmeyen bir nesil nasıl yeni tarih yazacak? Şimdi eğitim sisteminde yapılan bazı değişikliklerden söz edilirken Tarih dersinin seçmeli olacağı Matematik dersinin kaldırıldığına dair haberler dolaşmaktadır. Milli Eğitimde köklü reform yapma işinin zor olduğunu düşünüyorum. “Eğer tarih dersi seçmeli hale getirilir Matematik dersi de kaldırılırsa birileri beklemeden bu eğitim sisteminin cenaze namazını kıldırsın” derim.

Eğitim sistemini kökten değiştirmedikten sonra okullaşma oranını yükseltme, okullar eğitime açılırken açıldığı gün ders kitaplarının bedava öğrencilere verilmesi, okulları fiziki donanımlarla donatma, konforlu okul ve sınıflar açmanın eğitim kalitesinin yükseltmesine sağladığı katkı pek sadra şifa vermez.

Eğitim sisteminin millileştirilmesi isteniyorsa önce öğretmenler millileşecek. Sonra başta tarih dersi olmak üzere Türkçe, Edebiyat, Felsefe, Mantık Sosyoloji vb gibi derslerdeki ilim adı altında yerleştirilen safsataların temizlenmesi gerekir. 80-90 seneden beri okullarda okutulan ve hiçbir gerçekliğe dayanmayan tarih kitaplarının derhal değiştirilerek gerçek tarihin yazılarak okullarda okutulması lazımdır.

TARİH VE EDEBİYAT BİLİNMEDEN DERSAADET OLMAZ. ALLAH BU MİLLETİ ESİRGESİN. ÂMİN. SELAM VE DUA İLE.