Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

SURİYELİLERİN BURADA NE İŞİ VAR? (!!!) 2.7.2019 Salı-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Suriyelilerin burada ne işi var? Bizim Suriye’de ne işimiz var? Bizim askerlerimiz Suriyeliler için savaşıp Şehid olurken Suriyeli gençler kulağına küpe takarak park ve bahçelerimizden fink atıyorlar. AB bize Suriyelilere harcamamız için 6 milyar Euro para verecekmiş. Biz bugüne kadar toplamda 37 milyar dolar harcamışız. Biz onlara verelim de Suriyeliler AB ülkelerine gönderelim. Gibi cümleler ya cahillikten ya da kasten söylenmiş cümlelerdir. Yoksa globalleşen dünyada bu tür sözleri ancak ahmak ve cahiller söyleyip durur.

Ne yani Suriyelilerin Nemrutun torununun önünde kaçıp gidecek başka yerleri vardı da mı oraya gidip

bize gelmediler? Allah göstermesin bizim başımıza böyle bir olay gelse biz Suriyeliler gibi kaçmayız. Hemen karşı kor ya Şehid ya da Gazi oluruz. Bu doğru biz aynen öyle yaparız. Nitekim daha 35 ay önce Fetö silahlı terör örgütü dünyanın süper güçlerini de arkasına alarak bize kendi topumuz ve tüfeğimizle saldırdı. Ama biz sadece bayrağımızı ve gömleğimizi alarak dışarı çıkıp karşı koyduk ve 5 saat sonra darbecileri derdest edip adalete teslim ettik.

Suriye’nin bütün toprakları daha dün denecek kadar yakın bir zamana kadar bizim topraklarımızdı. Sadece Adana değil tüm Çukurova’nın nüfus kayıtlarıyla tapu kayıtları Halep’te tutuluyordu. 500 bini Iraklı ve Afganistanlı olmak üzere toplamda 4 milyon mülteci var. Bu ne demek bilir misiniz? Bu Türkiye için iyi bir DİASPORA demektir.

Diaspora, Çok uzun bir zamandan beri bir kavim, ulus veya inanç mensuplarının ana yurtlarından koparılarak başka uzak yerlerde yaşamalarıdır. Sözcü k hem kopma eylemini hem de kopup azınlık olarak yaşayan kimseleri ifade eder.

Cumhuriyetin ilanından sonra inkılapları yerleştirmek için o günkü iktidarda bir nevi diaspora uygulayıp Doğu ve Güneydoğuda yaşayan Kürtleri başka illerde ikamete zorlamıştır. 1926 gerçekleşen diasporaların ardından, aradan geçen 10 yıllık süreçten sonra Kürt bölgelerinde 1936'da ikinci bir diaspora yaşanmaktaydı. TC resmi düşüncesi, Kürt bölgelerini tamamen hâkimiyeti altına alma ve Kürt Halkı'nı asimile ederek Türkleştirme politikaları doğrultusunda 'ulusal kimlik' şiarıyla 1936'da Kürt bölgelerinde yeni diasporalar gerçekleştirmekte idi.

1936'da Birinci Umum Müfettişi olan Abidin Özmen tarafından, resmi zihniyetin 'ulusal kimlik' politikası çerçevesinde başta Amed olmak üzere Kürt bölgelerinde yaşayan birçok aile; Karadeniz, Ege ve Trakya bölgelerine sürgün edilmiş ve buralarda zorunlu iskâna tabî tutulmuşlardır.

T.C. tarafından 1932 yılında yürürlüğe konulan yeni sürgün kanununa karşı çıkmak ve halkı bu konuda direnişe kaldırmak için Xoybun Örgütü tarafından 16 Haziran 1932 bir bildiri yayınlanır. Bu bildirinin içeriğinde; "T.C. tarafından uygulanan kuşatılmaya, istilaya, imhaya ve haksızlıklara karşı mücadele edilmesi gerektiği" ağırlıklı olarak vurgulanmaktadır. Bilerek veya bilmeyerek PKK’nın temelleri ta o zamandan beri atılmıştır.

Herzl'in Bulduğu "Harika Yöntem"

Yirminci yüzyıl başlarında bir Yahudi devleti kurmak isteyen Siyonist önderlerin karşısındaki en önemli engel, Diaspora Yahudilerinin büyük bölümünün, Filistin topraklarına göç etmeye ikna edilememesi idi. Bu nedenle iyi bir "ikna" programı hazırlandı. "Siyonizm’in Babası" Theodor Herzl çok iyi bilmekteydi ki, Yahudileri bulundukları ülkelerden kaçarak İsrail'e göç etmeye zorlamak için Siyonizm’in "Yahudi düşmanlığı" kavramına ihtiyacı vardı. Bu nedenle, ikna planı bu temel üzerine kurulmalıydı. Herzl bu planı şöyle dile getiriyordu: "Antisemitizm, bizim isteklerimize şahane bir yardımcı olacaktır." Greece, Turkey and Zionizm adlı kitapta bu düşünceler şöyle anlatılıyordu:

Herzl, "bütün antisemitler bizim en yakın dostlarımızdır" diyordu. Böylelikle göç kolaylaşacaktı. Herzl 9 Haziran 1895'te günlüğüne ise şöyle not düşüyordu: "Ülkesindeki Yahudilerin orayı terk etmesi için, önce Çar'la görüşeceğim, sonra Alman Kayzeri'yle, sonra Avusturyalılarla sonra da Fas'taki Yahudiler için Fransızlarla". (Milliyet, "Yahudi soykırımı din haline getirildi", 31 Ekim 2000)

Avrupalının Acısını Filistinliden Çıkarmak

Siyonizm ideolojisinin ortaya çıkmasında en önemli etkenlerin Yahudilerin Avrupa'da gettolara sıkıştırılmaları, diaspora ve anti-semitizm olduğunu yukarıda zikrettik. Ancak şunu belirtelim ki İslam alemindeki Yahudiler hiçbir zaman getto hayatına mahkum edilmedikleri gibi Müslümanlar arasında da bir anti-semitizm hareketi asla görülmemiştir. Zaten bu kelimenin Batı kaynaklı olduğu bunun karşılığı olan "Yahudi Düşmanlığı”nı bir kavram olarak Müslüman toplumların dillerinde görülmediği ve akım olarak da hiçbir zaman ortaya çıkmadığı tarihi bir gerçektir.

Ancak Siyonistler Yahudilerin birtakım dini değerlerini istismar etmek amacıyla seçtikleri Filistin topraklarına yerleşebilmek için Avrupalının acısını Filistinliden çıkarmışlardır. Siyonizm’in insafsızlığı ve vahşiliği de ilk etapta burada kendini göstermektedir.

Eğer Theodor Herzl ile Hitler Yahudilere böyle baskı yapmasalardı Yahudiler katiyen yurtlarını terk edip gelip Filistin’e yerleşmezlerdi. Bugün Yahudiler başta amerika olmak üzere bütün avrupa ülkelerinde etkiliyse bu diasporaları sayesinde oluyordur.

İşte Dün veya bugün yurtlarından zorla çıkarılan Afganistanlılar, Iraklılar ve Suriyeliler dünyanın dört tarafında dağılmış vaziyetteler. Dünyada Yahudilerden sonra en çok DİASPORA SURİYELİLERDEN OLUŞUYOR. Eğer Türkiye dünya devleti olmak istiyorsa mültecilere misafir muamelesi yapmak zorundadır. Muhacirlere misafir muamelesi yapmak aynı zamanda dini bir görevdir. Bugün ülkemizde 125 bin yabancı öğrenci okumaktadır. Bunların her biri 10-15 sene sonra Türkiye’nin birer NİRENGİ DİREĞİ GÖREVİ GÖRECEKLER. AYNI ZAMANDA BU 4 MİLYON MUHACİRİN İÇİNDE DE TÜRKİYE’NİN NİRENGİ DİREĞİ OLARAK GÖREV YAPAN BİNLERCE KİŞİ OLACAKTIR.

ONUN İÇİN BİR DAHA SURİYELİLERİN BURADA NE İŞİ VAR? GİBİ AHMAKÇA SORULAN SORULARI DUYMAK İSTEMİYORUM. SELAM VE DUA İLE.