Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ALLAH’IM VARSIN BİRSİN VALLAHİ NURSUN 25.4.2019 Perşembe-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Çok sevgili okurlarım! Benim basıma hazır onlarca kitabım var. Maddi imkânsızlıklardan dolayı onları yayınlayamıyorum. Birkaç yayınevi sahibiyle görüştüm. Onlarda 1. Baskıda bana ücret vermeden yayınlayıp satacaklarını; 2. Ve 3. Baskılardan telif hakkı vereceklerini söylediler. Ben de kabul etmedim. Yayına hazır kitaplarım arasında “ALLAH VARDIR, ALLAH’I İNKÂR MÜMKÜN DEĞİL, İNANÇ OLMADAN ASLA!” kitaplarım var. Bir gün Allah nasip ederde bir tane yayıneviyle anlaşırsak onları yayınlayıp milletimin istifadesine sunarım.

Bu kısa bilgiden sonra gün geçtikçe toplumda Ateistlik ve Deistlik hızla yayıldığını gördüm. Onun için

ALLAH’IN VARLIĞI, BİRLİĞİ, EŞİ VE BENZERİ OLMADIĞI KONUSUNDA BİR YAZI HAZIRLAMAYA BAŞLADIM. Basit örneklerden hareketle yazımıza devam edelim. İşte yazı:

Mesela birçoğumuzun kullandığı gözlük var. Şimdi bunu kim yaptı diye sorsak kimisi ustası kimisi de gözlükçü yaptı diye cevap verir. Bu durum bize gözlükçüyü gösteriyor. Gözlük gözlükçüyü gösterdiğine göre PEKİ BU GÖZLER KİMİ GÖSTERİYOR? ELBETTE Kİ BİZİ YARATAN RABBİMİZİ GÖSTERİYOR. Materyalist eğitim sistemiyle yetişen insanımız göçlükçüyü kabul ediyor ama gözü yaratan Allah’ı kabul etmiyor.

Mesele üniversite kitaplarının hiç birinde Allah’tan bahsedilmediğini hiç düşündünüz mü? Veya üniversite de okurken bunun farkına vardınız mı? Söze gelince üniversiteler ilim ve irfan yuvalarıdır. Buralarda pozitif bilim kuralları geçerlidir.” Diye saçma sapan görüşler ortaya atılarak esas ilim ve irfanın önün kesilir. Bugüne kadar bu hep böyle gelmiş ve daha böyle gideceğe de benziyor. Harf devriminden sonra bu milletin hafızası silindi. İstanbul’daki Dâr-ül Fünun 1933 yılında kapatıldı. DÂRÜL-Fûnün yerine kurulan İstanbul üniversitesiyle Ankara üniversitesinin kurucuları Hitler almanyasında kaçan Yahudi profesörler ve bilim adamlarına verilmişti. Eski Dâr-ül Fünun’un profesörlerin işlerine son verilmişti. Yerine Yahudi bilim adamları geçmişti. Türkiye üniversitelerinin anası olacak İstanbul ve Ankara üniversiteleri almanya mülteci Yahudi bilim adamları tarafından kuruldu. Bu iki üniversitede bu kadar yabancı profesör ve bilim adamının görev alması ülkenin kültür bakımından değişimine büyük etki yapacaktı. Sabataycıların üniversitede hazırladığı müfredat doğrultusunda eğitim-öğretim yapıldığı için üniversitelerimiz 1950 yılından itibaren ilim irfan yuvası olmak yerine terör örgütlerinin yuvası haline gelmiştir.

Birilerinin Mustafa Kemal’den sonra 2. Adam olarak bu millete lanse edilen ve esas adı Mustafa İsmet İnönü olduğu halde Mustafa ismini hiç kullanmayan zatın meşhur sözü; Ankara garından bekler, İstanbul’dan gelen trenden inen her kravatlıyı yakalar, Dışişlerinde memur yapardık” demiştir. Değerli okuyucular durum bu kadar vahimdi. Dönmelerin Dışişleri Bakanlığına hakim olmaları bundan kaynaklanacaktı. Sabataistler aynı zamanda birçok dili biliyordu ve bu da etkili olacaktı. Daha sonra İçişleri, Milli Eğitim, Maliye Bakanlığı, Emniyet ve üniversitelerde en üst yerlerde olacaklardı. Sivil hayatta da medya ve ticaret elerline geçekti. Kısa zamanda Türkiye’nin yönetimini belirleyecek seviyeye gelmişlerdi. Yakın geçmişte birçok Sabataycı ülkemizde parti genel başkanı ve bakan olmuştur.

Aslında Sabataycıların sayıları az olmasına rağmen ağırlıkları çok fazlaydı. Bunlar Medya, eğitim kurumları, ekonomi, ticarette güç birliği yapmışlardı. Ama kimliklerinde Müslüman adı yazılı olduğu için bunlar fark edilmiyordu.1920 ile 1930’lu yıllarda Sabataistlerle ilgili birçok yazı yazılmış olmasına rağmen 1930 yılına gelindiğinde o günkü iktidar bu tür yazıların yazılmasını yasaklamıştır. Bunlar en başta medyayı ele geçirdikleri için milli ve manevi atılımları yapan herkesi karalama görevi üstlenmişlerdi. Medyada başarılı olduktan sonra işi politikaya döktüler. Millet seçse bile bunların istediği kimseler bu ülkede politika yapamıyordu.

Gerek üniversitelerimizde gerekse ortaöğretimde okutulan Fizik, Kimya,Biyoloji, Astronomi, Türkçe, Sosyal bilgiler,Edebiyat vb dersler okutulurken hiç birinde Allah’tan bahsedilmez. Sizce bütün bunlar tesadüfen meydana gelmiş müfredatlar mı? Fizik dersi okutulurken dünyanın dönmesini, dönüş hızını, gezegenlerin büyüklüğünü anlatılır ama gözü, kulağı, eli, ayağı olmayan dünyanın nasıl döndüğünü; kimin bunlara komut ettiğini söylemez. Bunları anlatırken bütün bu işlerin Allah tarafından idare edildiğini söylese bu milletin evlatları niye Ateist veya Deist olsun?

Gençler dünyamız biri kendi ekseninde diğeri de güneşin ekseninde olmak üzere iki türlü dönüş yapar. Kendi ekseni etrafında dönerken gece gündüz oluşur. Güneşin etrafında dönerken de mevsimler oluşur. Ama kitaplarda bize; “Dense ki bu dünya nasıl dönüyor? Bu dünyanın gözü, kulağı, ayağı, aklı yok, pilotu yok. Sürücüsü yok. Makinisti yok. Bu dünya hiçbir yere çarpmadan kendi kendine nasıl bu kadar düzgün dönüyor? Soruları sorulduktan sonra altına; “-İŞTE ÇOCUKLAR BUNU DÖNDÜREN SONSUZ İRADE, KUDRET VE KUVVET SAHİBİ ALLAH DÜNYAMIZI DÖNDÜRÜYOR” yazılsa GENÇLERİMİZ BYLE OLUR MUYDU? Bu cümleleri okuyan kimse kendi kendine; “-Mademki dünya dönüyor o zaman bizim başımız niye dönmüyor, biz niye yolda giderken düşmüyoruz? Evlerimiz niye yıkılmıyor? Denizlerimiz dökülmüyor? Vb. sorular soracak. Ve arkasında da; Biz rahatsız olmadığımıza göre bizi 18 bin âlemi yaratan Allah’ın varlığına daha sağlam bir şekilde inanıp iman edecektir. BÖYLECE GENÇLERİMİZ HEM DÜNYAYI HEM DE DÜNYAYI DÖNDÜREN ALLAH’I TANIMIŞ OLACAKTIR.

Ülkemizde cemaat okulları, üniversiteleri, hayır kurumları bulunmaktadır. Meselâ: Robert College Amerikan Evangelist misyonerlerinin okuludur.İstanbul'daki Notre Dame de Sion Fransız Katolik okuludur.

Sabataycı cemaatin veya lobinin de okulları ve üniversiteleri vardır. Bunu inkâr etmek "Biz Atatürk okulları ve üniversiteleriyiz" demek gerçeği değiştirmez ki...

Heybeliada'daki Rum Ortodoks Ruhban Okulu'nda da başköşede Atatürk resmi vardı. Atatürk resmî var diye o okul Atatürkçü mü olur?

Atatürk resmi olmayan bir tek İmam-Hatip Okulu, İlahiyat fakültesi gösterebilir misiniz?

Evet, ülkemizde Sabatay (Avdetî, Selanik dönmesi) okulları vardır. Bunların pîri Selanikli Şemsi efendidir. Şemsi efendinin asıl adı Şimon Zvi'dir. Ve kendisi gizli Sabataycı hahamıdır.

Sabataycı okulları ve üniversiteleri Atatürkçülüğe hizmet perdesi altında ne yaparlar? Sabataycılığa hizmet ederler. Kendi çocuklarını "iyi" yetiştirirler, Müslüman çocuklarını da kendilerine benzetmeye çalışırlar.

Sabataycıların Sabataycılığa hizmet etmeleri normaldir. Katolik Katolikliğe, Evangelist Protestanlığa, Bahaî Bahaîliğe, Yahudi Yahudiliğe hizmet eder.

Müslümanlar İslâm'a hizmet ederler mi? Maalesef hepsi hizmet etmez. Yahudiliğe, Nasranîliğe, misyonerliğe, Sabataycılığa hizmet eden nice Müslüman biliyoruz.

Türkiye'de Sabatay cemaatinin okul ve üniversiteleri vardır. Bu gerçeği kimse inkâra yeltenmesin. İnkâr etseler bile faydasız. Çünkü bazı örnekleri yukarıya çıkardım.

Bir harf kâtibi, bir iz yürüyeni, bir şiir şairi, baklava baklavacıyı gösterir. İki kere iki dört eder. İster çarp isterse topla netice değişmez. Bu ilmi bir konudur bunun aksini kimse düşünemez. Eline bir ELMA al. Dikkatlice bak. Rengi gözüne kokusu burnuna, tadı damağına hoş gelecektir. Unutma o elmanın bağlanıp beslenip büyüdüğü bir ağaç sapı. Bak Allah bize; “Eğer beni tanır bana iman dersen sana bunun gibi daha sayamayacağın kadar başka nimetlerde veririm. Biz elma diyoruz. Bir başkası Tüffah der. Bir diğeri başka bir isim söyler. Ama netice de hepsi elmaya işaret eder. Bu elmanın manay-i ismi ve manay-ı harfi olmak üzere iki manası var. Manay-ı İsmi Cenab-ı Hakkın bana gönderdiği hediyedir. Manay-ı harfi ise Allah’ın oduna bağlı olarak bana gönderdiği meyvedir. Eğer biz Allah’ı tanımazsak işte birer odun oluruz. Odunun sobada yandığı gibi biz de –HAFAZAN ALLAH= ALLAH KORUSUN CEHENNEMDEN YANARIZ. Allah elmayı oduna takıp bize gönderiyor ve sanki bize; “-KULUM DİKKAT ET SANA ODUNLA ELMA GÖNDERİYORUM. ODUNLA PORTAKAL GÖNDERİYORUM. ODUNLA MUZ GÖNDERİYORUM. ODUNLA SAYISIZ BAŞKA NİMETLER GÖNDERİYORUM. BUNLARI GÖNDERİRKEN SEN RAHAT YİYESİN DİYE DİLİMLİYORUM. DİKKAT ET KAFANI ÇALIŞTIR. KAFANI ÇALIŞTIRMAZSAN AHİRETTE ÇOK MAHCUP OLURSUN.

Eğer Allahu Teâlâ ahirette bize; “Ey kulum hiç vicdanın sızlamadı mı? Ben sana sayamayacağın kadar sana nimet verdiğim halde sen niye beni tanımadın. Sen dünyadayken hep sebeplere yapışıp kaldın. MÜSEBBİBÜL ESBABIN BEN OLDUĞUMU NİYE DÜŞÜNÜP BANA KULLUK ETMEDİN? EĞER SANA DÜNYADA SAYISIZ NİMETLERİ ODUNLA GÖNDERDİĞİM HALDE SEN ODUNUN ARKASINDA BENİ GÖRMEDEN BANA TEŞEKKÜR ETMEDİYSEN SENİN DÜNYADAKİ ODUNLARDAN NE FARKIN KALIR? O ZAMAN BİZ NASIL CEVAP VERECEĞİZ.

ÇOK MUHTEREM VE AZİZ MİLLETİM! İÇİNİZDE ANA SINIFINDAN İTİBAREN ÜNİVERSİTEYE KADAR Kİ SÜREDE UYGULANAN HAZIR MÜFREDATI YUKARIDA KISACA ANLATMAYA ÇALIŞTIĞIM MİNVAR ÜZERE DEĞİŞTİRSİN! AKSİ TAKDİRDE BİZ ANA-BABASINA TEKME, ÖĞRETMENİNE BIÇAK, ARKADAŞINA SİLAH ÇEKEN ÇOK GENÇLER GÖREMEYE DEVAM EDECEĞİZ. ALLAH BİZİ ŞERLİLERİN ŞERRİNDEN MUHAFAZA BUYURSUN. SELAM VE DUA İLE.