Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

“BİZE YAPILAN YANLIŞLARI BAŞKALARINA YAPMAYALIM (!!!) ” 16.4.2019 Salı-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Milletin nazarında artık 11. cumhurbaşkanı Abdullah Gül için “BİZ KAVRAMI” bitmiştir. Çünkü Abdullah Gül Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Binali yıldırım, Sayın Bülent Arınç ve daha ismini sayamayacağım kadar çok olan bir gurpla çıktığı yola devamı hep kendi menaati uğruna değerlendirmiştir. Hele şimdi kolkola girip gezdiği kimselerin 2007 yılında kendisine yaptıklarını ben bile unutmadım. Abdullah Gül ne çabuk unuttu.

Abdullah Gül için bundan sonra sayın kelimesini bile kullanmak istemiyorum. Sayın kelimesini kullamadığım

gibi kendisine: “Siz Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarından ne kötülük gördünüzde o trenden indiniz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan sizi AK Parti genel başkanlığına getirdi. Sizi Başbakan yaptı. Sizi Cumhurbaşkanı yaptı. Daha gitmediğiniz bir yer varsa söyleyin sizi oraya da götürsün.

Abdullah Gül için daha önce “Sansar tihniyetli” diye bir makale yazmıştım. Hani sansarlar yediği kabın üstüne çişini ederken debelenirler. Debelenirken de yemeğin altında kurulan tuzağa kuyruğundan takılırlar. İşte Abdullah Gül çalışmaya trese yorulmaya gelemyen bedavacı bir kişilikmiş. Her şeyi anahtar teslşimi alıyor. İstiyorki başkası çalışsın kendisi oturup yesin. Kaç aydan beri Abdullah Gül gibi trenden inenler Ankara-Hamamönünde habire toıplantı yapıp duruyorlar. Ve kendisini devletin en üst makamına taşıyan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı nasıl düşürebiliriz planlarını yapıp duruyorlar. Bugünden tezi yok parti mi kuracaksınız pırtı mı kuracaksınız? Ne kuracaksanız bir an önce kurunda millet size boyunuzun ölçüsünü göstersin.

Abdullah Gül ve Arkadaşlarının  durumu hani eşeğe biraz fazla kıvırda sana arpayı daha fazla verelim deyince eşek anırmış. Anırırken de arkasında yellenmiş. çok affedersiniz. Çok affedersiniz. Hepinizden özür dileyerek yazdım.

Yine Kelile ve Dinmede şöyle bir hikaye Anlatılmıştır. Hikaye kısaca şöyle; Hayvanlar insanların bayram törenlerini izledikten sonra çok bayram kutlamalarını sevmişler. Durumu krallarına sanlatmışlar. Kral da hayvanlara senede 4 tane bayram ilen etmiş. İlk bayrama hayvanlar iyi bir şekilde hazırlanmışlar. Tören yapıldıktan sonra resmi geçit yapılmış. Kral aslan çok beğenmiş. Tören sonunda bütün davetçilere teşekkür etmiş. Eşeğinde bu bayramdan sonra haberi olmuş. O da gelip tertip komitesine baş vurmuş. Kendisinin de bayram kutlamalarına alınmasını istemiş. Komite eşeğe; “Sen orada yanlış bir iş yapar bizi rzil edersin” diye razı edip olmamış. Eşek bütün şartlara harfiyyen uyacağını söylemiş. Nihayetinde komite eşek familyasını da bayram törenlerinde resmi geçite yer almasına karar vermişler. Gün gelmiş bütün hayvanlar tören için alana gelğip sıraya girmiş. Herkes protokolun önünde yürümüş. Eşek gurubu da yürümeye başlamış Tam protokolun önüne geldiğinde durup anırmış ve ortaye çişini yapmış. Tören görevlileri hemen harekete geçerek eşeği ikaz edince eşek; “eşeklik benim görevim. Ben bunu yapmazsam olmaz” diye cevap vermiş.

Abdullah Gül’ün 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi kamerların karşısına geçip; “Muhalefette beklediğim birleşme olsaydı aday olacaktım” demesi birinci örneğe uyuyor.

Abdullah Gül 31 Mart seçimleri öncesi ve sonrası yaşananları bir basın toplantısı yaparak millete duyurması yerine sessizliğini Odatv’ye bozması: Bu yetmiyormuş gibi Bize yapılan yanlışları güçlü olunca biz başkalarına yapmamalıyız” demesi de sanırım 2. Örneğe uygun gelmiştir.

Gerçi Odatv’deki konuşmasının çoğunu program sunucusunun yorumlarına dayanmaktadır. Ama bu konuşması yayınlanduıktan sonra Abdullah Gül’ün konu ile ilgili aleyhte bir yaszısı yayınlanmadı.Ama program sunucusu yorumları aşağıdaki gibi devam edip gitmektedir. İşte adı geçen kopnuşmanın sunucu tarafından yapılan yorumları:

Kendisi talebimin tanışma kısmını kabul ettiği için sorularımı soramadım hâliyle. Öyle cinlik yapıp araya soru da sıkıştırmadım. Ama bu izlenimlerimi ve gözlemlerimi yazmayacağım anlamına gelmiyor tabii.

“Görüşmeye giderken kafamda mesafeli, temkinli konuşan bir şahsiyet vardı. Kendimi bu duruma hazırlamıştım lâkin çok samimi, mütevazı, tebessümü eksik olmayan bir Abdullah Gül buldum.

Biraz eskilerden biraz yenilerden sohbet ettik. Dünyadaki ve ülkemizdeki siyasi gelişmeleri konuştuk. Abdullah Bey’le sohbet ederken medya suskunluğunun nedenini anladım. Dünya gündemini takip eden, konferanslara katılan, ülke ve dünya meselelerine kafa yoran bir insanın “Kim ne demiş?” “Kim neden demiş?” gibi mevzularla meşgul olması tabiatın doğasına aykırı. Sık sık vurguladığı sorumluluk duygusunun da gereksiz polemiklere girmeye engel olduğunu düşünüyorum. Yani oturup öyle dedikodu yapıp, birilerini çekiştireceğiniz bir tarzı yok :)

Bir ara “Hakkınızda bu kadar yazılıyor, çiziliyor, hiç mi gaza gelmiyorsunuz?”diye sordum.  “Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldığım gün günlük siyasete girmeyeceğimi söylemiştim, aksi bir durum bize yakışmaz” dedi.

Sohbet esnasında kendisiyle ilgili bir bilgiyi de ilk defa o gün öğrendim. Bugüne kadar medyada da böyle bir bilgiye denk gelmedim. Abdullah Bey 80 ihtilalinde gözaltına alınarak Metris Cezaevi'nde yatmış meğerse. Hatta yıllar sonra Kenan Evren’le bir araya geldiğinde Evren kendisine “Biz seni de hapse atmışız” deyince Abdullah Bey “Bunlar geçmişte kaldı, biz geleceğe bakalım” cevabını vermiş. 

Kader çok acayip bir şey hakikaten… Güç sahibi iken yaptığınız iyi veya kötü şeyler muhakkak sizi buluyor bir şekilde işte. Abdullah Gül “BİZE YAPILAN YANLIŞLARI BAŞKALARINA YAPMAYALIM” Diyor ama kendisi aynı yanlışı Sayın Erdoğan ve dava arkadaşlarına yapmıştır. SELAM VE DUA İLE.