Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

YEREL SEÇİMLERDE AİDİYET ÖNEMLİDİR 1.4.2019 Pazartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Hepinizin bildiği gibi 31 Mart 2019 Pazar günü Türkiye genelinde mahalli idareler seçimi yapıldı. Öncelikle bu seçimin yurdumuza milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını Cenab-ı Hak’dan dilerim. Bu seçim sonunda seçilen belediye başkanları, il genel meclisi üyeleri, belediye encümenleri ve muhtarlarımızın hepsini tebrik ederim. Görevlerinde başarılı olmalarını Allah’tan dilerim. 31 Mart 2019 Pazar günü seçilenlerin hepsi hayra motor şerre fren olmalarını canı gönülden isterim.

Ömrünün büyük bir kısmını diyarı gurbette geçiren milletimizin memleket hasreti devam etmektedir. Kimisi işi

icabı, kimisi görevi icabı memleketine dönemiyor. Dolayısıyla yaşadığı şehir ve kasabalarda hemşerisini arayıp buluyor. Onunla hemhal olup hasret gidermeye çalışıyor. Başlangıçta çoğu gurbete biraz para kazanıp tekrar memleketine dönme arzusuyla gidilmişti. Ama şartlar onun geri dönmesini engellemiştir. Mecburiyette de olsa ikamet ettiği yeri kendine yurt edinmiştir.

Kendine yurt edindiği şehir ve kasabalarda yapılan mahalli seçimlerde hemşerisini seçme arzusu doğmuştur. Dolayısıyla yerel seçimlerde partiden ziyade hemşerilik ön plana çıkmıştır. Bu durumu anlamayan ve millete tepeden bakan politikacılar seçim yapılacak yerlerde yaşayan milletin profilini çıkarıp ona göre aday koyması gerekirken çoğu zaman tepeden inme adaylar gösterilmiştir. Orada oturan millet bu adayın yeteneğine, becerisine, maharetine bakmadan önce hemşerisi olup olmadığına bakıyor. Ona göre oyunu kullanıyor. Tabii ki seçmen siyasi partiler tarafından gösterilen adayların emanet, liyakat, sadakat ve ehliyet sahibi olmasına da bakıyor.

Bu konumuzun iyi anlaşılması için İzmir’i ele alalım. İzmir 2004 yılına Türkiye’de demokrasinin adeta göstergesiydi. Çünkü İzmir tek parti zamanında Menemen hadisesi sebebiyle cezalandırılmıştı. Daha sonraki yıllarda İzmir DP kalesiydi. Bütün seçimlerde DP adayları kazanmıştı. DP’den sonra AP (Adalet Partisi)’in kalesiydi. Yapılan bütün seçimlerde AP adayları kazanmıştı. AP sonra ANAP’ın kalesiydi. ANAP döneminde yapılan bütün seçimlerde de seçimi ANAP kazanmıştı. Bu iş 2009 yılına kadar devam etmişti. Hatta 2004 yılında yapılan belediye seçimlerinde AK Parti 9 tane ilçe belediye başkanlığını kazanmıştı. Ne olduysa 2009 yılından sonra oldu. AK Parti 2004 yılında kazandığı 9 belediye başkanlığının hepsini 2009 yılındaki seçimde kaybetmiştir. İşte İzmir’e ne olduysa 2009 yılında başlamıştır. CHP’nin içindeki derin bir akıl İzmir’in profilini çıkardı. Oradaki bütün etnik gurupların oranına göre belediye encümeni istedi. Ve birde baktık ki İzmir’de yapılan belediye seçimlerini hep CHP adayı kazanıyor. Hem de elle tutulur gözle görülür bir hizmet yapmadığı hale arka arkaya seçim kazanıyor.

İzmir’deki içme suyu borularının içinde akan suya koli basili bulunduğu AB raporlarıyla belgelenmesine rağmen yapılan seçimlerde İzmir Büyükşehir ve birçok belediye başkanlığını CHP kazanıyor. İşte İzmir’de yaşayanlar kendilerinin hemşerileri seçildiği için bu rezalete katlanıyorlar.

Hem CHP seçmeniyle HDP seçmeni diğer partilerin seçmenine benzemez. Şuurludur. Genel başkanları HDP barajı aşsın diye her evde birileri CHP’ye oy verirken diğerleri de HDP’ye oy versin” der. O seçmenler aynısını yapar.CHP çok partili hayata geçtiğimizden beri tek başına iktidara gelemeyeceğini anladığı için bu millete ve memlekete ne kadar zarar verilecek iş varsa hepsini vermiştir.

Sözde çok sevdikleri Atatürk’ün arkasına sığınarak bu memleketin yerüstü ve yer altı zenginliklerini yabancılara peşkeş çekmiştir. Herkesten önce Uçak, araba ve tren lokomotifi yaptığımız halde CHP’li yöneticiler bütün bunları devre dışı bırakmıştır. Sadece devre dışı bırakmakla kalmayıp rahmetli Nuri Demirağ’ın yaptığı uçakları çalışmaz diye hangarda bombalamıştır. Hâlbuki aynı CHP zamanında 1936 yılında Nuri Demirağ’ın imal ettiği bir uçağı bizzat Atatürk İran Şahına hediye etmiştir. BRE GAFİLLER! BRE AHMAKLAR! MADEMKİ BU UÇAKLAR UÇMUYDUYSA NE DİYE İRAN ŞAHINA HEDİYE ETTİNİZ?

Yukarıda belediye başkanlarını tarif ederken emanet, ehliyet, sadakat ve liyakat sahibi olmasını önemsemeliyiz. Demiştim. İşte 2. Örneğimizi Adana Büyükşehir belediye başkanlığını verelim. Hani mevcut başkan seçim dolayısıyla Radyo ve televizyonlardan konuşma yaparken kendisinin Ceyhan belediye başkanlığından buraya geldiğini; kendisi gelmeden önce Adana’nın belediye başkanlarının çoğunun AK Partili olduğunu; kendisinin gelmesiyle beraber bu belediyelerin büyük çoğunluğunun MHP’ye geçtiğini bu seçimde de aynen öyle olacağını söyleyip duruyordu.

Derken gün geldi deveran döndü seçim oldu. 2014 seçimlerinde MHP oyların % 34 küsurunu alarak MHP adayı kazanmıştı. AK Parti adayı ise oyların % 33 küsurunu almıştı. Her iki partinin oylarını topladığımızda % 67 ediyordu. Hadi diyelim ki bu oyların içinde % 4 küsur İP’den dolayı CHP’ye gitmiş olsun. Geriye % 63 kalması lazımken Hüseyin Sözlü bu seçimde % 44 küsur oy aldı. Gerçi A partisinin oylarını B partisiyle toplamak matematiksel olarak mümkün değil. Çünkü Hüseyin Sözlü’nün Ceyhan belediye başkanıyken hakkındaki rüşvet ve iltimas konuları ayyuka çıkmıştı. Yani CUMHUR İTTİFAKI Adana büyükşehir belediye başkanlığını ehliyet, sadakat, emanet ve liyakat sahibi bir aday göstermediği için kaybetmiştir. Hâlbuki işlerimizi uhulet ve suhuletle yapsaydık bugün boynumuzu bükerek gezmezdik. SELAM VE DUA İLE DERKEN BİR DAHA AYNI HATAYA DÜŞMEMEK İÇİN YUKARIDA SAYMAYA ÇALIŞTIĞIM MADDELERE GÖRE HAREKET EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEMEK İSTERİM.