Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

SİZİ GİDİ SANSAR TİHNİYETLİ ALÇAKLAR SİZİ 4.3.2019 Pazartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Çoğumuz neredeyse artık sansarı bile tanımayız. Sansar denen hayvan tanınmayınca haliyle sansar tihniyetlilerderi de tanımayız. Sansar kedigiller familyasından kediden biraz büyük bir hayvandır. Tilki yakaladığı tavuk ve horozu hemen parçalayıp yemeye çalışır. Sansar ise yakaladığı kümes hayvanlarının boğazından sıkarak kanını emer bırakır.

Dolayısıyla sansar için kurulan tuzağın üstüne yem konur. Sansar yemi yedikten sonra yemek yediği yere

çişini etmeye çalışır. Çişini ederken debelenir. Debelendiğinde tuzak boşalır. Ve sansar tuzağa kuyruğunda ve kıçından takılır. Tuzağı kuran avcı gelir ve sansarı çok kolay bir şekilde öldürür. Dolayısıyla sansar nankörlüğün bedelini hayatıyla öder. Şimdi ne sansar kaldı ne de sansarı avlayan avcı. Eskide sansar postu çok para ederdi. Avcılar öldürür derisini yüzer, satarlardı. Şimdilerde para etmiyor.

Şimdiye kadar dört ayaklı sansarın yaptıklarını kısaca anlatmaya çalıştım. Şimdi de size Türkiye’deki İKİ AYAKLI SANSARLARI ANLATAYIM. İKİ AYAKLI SANSARLAR ise başkanlık sistemine geçtiğimiz şu günlerde yeni sistemi güçlendirmek için önceki partilerinin iktidarını desteklemek yerine muhalefetin avrupanın ve amerikanın isteklerini gerçekleştirmek için sahneye çıkan kimselerdir. Bunlar tilki kadar sinsi akrep kadar hain kurt kadar nankör kimselerdir. Vallahi onların ağzına küreğin tersiyle vurup nevirlerini değiştirmek gerekir ama terbiyem müsaade etmiyor. Şimdi size bu iki ayaklı sansarları size kısaca anlatmak istiyorum ama zaten siz onların kim olduğunu biliyorsunuz. Ama yine de merak ediyorsanız işte size sansar tihniyetliler;

Sayın Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ve benzerlerine haddinden fazla değer verirseniz bunlar kendini bir şey sanar. Ve “ağım (toprak) diyeceği yerde böyle b..um” der. Bu ve benzerleri hayatları boyunca bedavadan yaşamış başkasının sırtında makam, mevki ve servet sahibi olmuşlardır. Bunlar sarmaşık otu veya kabak teveği gibidirler. Sarmaşık ve kabak teveği hayatlarını devam ettirmek için hep başka ağaçlara sarılarak yükselirler. Ve bu yükselme sonucu sarmaşık çiçek açar. Kabak meyve verir. Ama en ufak bir soğukta bunlar buruşup kururlar.

Mantar tohumları rutubetli uygun ortam gördüklerinden çimlenir. Büyüdükleri gibi bunlarda uygun ortam gördüklerinde politika arenasında sırtına binecekleri kitleyi gördüklerinden itibaren hemen meydana çıkarlar. Bunlar bir taraftan hain, bir taraftan korkak bir taraftan da akrep gibi insanı ve davasını sırtından bıçaklamaktan çekinmezler.

Bu üçlü hain ittifak uyanık avcılara benzerler. Hani eskide uyanık avcılar tavşan avına gittiklerinde tepenin üstüne çıkar aşağı doğru taş yuvarlarlardı. Masum ve saf tavşanlar aşın çıkardığı sesle ürküp kalkar ve yukarı doğru koşar. Tavşanın aşağıdan yukarıya doğru geldiğini gören avcı hemen sipere yatar. Ve tavşan atış sahasına girince nişan alarak tetiği çekip tavşanı avlarlardı.

Bunlar her ne kadar aslan görüntüsü verseler korkak ve haindirler. Bunlar yiğidin soğana muhtaç olduğu bir anda insana soğan vermeleri bir yana soğan tezgâhına bile yaklaştırmazlar. Belki de bunların böyle bir niyeti yoktur. Ama Türkiye’nin ezelî ve ebedî düşmanları bunları bir başka trene bindirmek istiyor olabilir. Yoksa Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı Sayın Abdullah Gül kimdi ki Cumhurbaşkanlığı yapsın. Yine aynı şekilde Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı Ahmet Davutoğlu kimdi ki Başbakanlık yapsın. Yine aynı şekilde Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı Ali Babacan kimdi ki yıllarca bakanlık yapsın. Bunlar kim bu makam ve mevkiler kimdi? Hele Sayın Abdullah Gül eğer söylenenler doğruysa yeni bir parti kuracakmış. Behey gafil sen ne çabuk 2007 yılını unuttun? Eğer yeni bir parti kurmak istiyorsan istediğin parti kur. Ama gittiğin her yerleşim merkezinde insanlar yüzüne tüküreceklerdir. Eğer tükürmezlerse bil ki seni sevip saydıklarından değil. Sırf geçmişte cumhurbaşkanlığı yaptığın içindir.

Bunlar kuzu postu giymiş birer çakaldırlar diyemiyorum. Bunu demek için hem ahlakım ve aldığım terbiye müsaade etmez. Hem de bunların birisi geçmişte cumhurbaşkanlığı yaptı. Birisi Başbakanlık yaptı. Bir diğeri de uzun süre ekonomide sorumlu bakanlık yaptı. Bunlar bu işleri yapmasalardı o sözü söylerdim.

Şimdi Türkiye yol ayırımında iken bunlara cumhurbaşkanlığı veya bakanlık ve milletvekilli verilmediği için 31 Mart 2019 tarihinden sonra yeni parti kuracaklarmış. Ben bunların yeni parti kuracaklarına inanmıyorum. Bunlarda yeni parti kuracak ne cesaret var ne de o zahmete katlanacak mecal var. Bunların içinde hele Sayın Abdullah Gül bütün hayatı boyunca yaptığı işleri hep anahtar teslimi alıp yapmıştır.

Ben içimde "Parti mi kuracaksınız başka bir şey mi yapacaksınız, ne halt yiyecekseniz yiyin, ne yaparsanız yapın ama artık mertçe yapın" ifadelerini kullanan Metiner, yazısına şöyle devam etti: "Liderinize ağız dolusu öfke kusup eski partinize kaybettirmek için çalışıyorsanız hainsiniz."

Sırf kendi egonuzu tatmin etmek veya eski partinize kaybettirmek için düne kadar idealleriniz adına suçladığınız bir başka partiye geçiyorsanız, sözgelimi CHP'ye geçiyorsanız, o partinin saflarında öfkenizi ve egonuzu bir kusmuk gibi döküyorsanız bu yaptığınıza tastamam hainlik denir. En başta kendi ideallerinize ihanet denir bunun adına. Tek kutsalı makam-mevki olanlara hain demek bile bir payedir ya neyse...”

Eğer sizde kaldıysa biraz izan hala Türkiye’de darbe tehlike hala geçmedi, devam ediyor. Tehlikenin adresi sadece TSK değil. Emniyet ve istihbarattan ibaret de değil bu tehdit. Merkezi yönetimden tutun, valilik, kaymakamlık, yerel yönetim her yerde varlar. Medya, Mafya, sermaye, siyaset, bürokrasi, oda, STK, üniversite, her yerde varlar.Bana kalırsa Beştepe’nin de, bu açıdan yeniden gözden geçirilmesi gerek. Keşke bu bugün yapılsa. Bugün değilse yarın ve mutlaka.

Ben yine böylelerine 8 numaralı kutuyu tavsiye ediyorum. 8 Numaralı kutu tam da öylelerin aklını başına getiren bir reçetedir.Bütün hastalıklara yüzde yüz tedavi garantisi veren bir doktor, hastanın iyileşmemesi durumunda muayene ücretinin 5 katını iade edeceğini vaat eden bir duyuru asmış...

Tabii olarak bu afiş, hastalar kadar uyanıkların da ilgisini çekmiş. Uyanık bu ya, hem aylak hem kurnaz.. Bir koyup beş alma beleşçiliğiyle tedavisinin imkânsız olduğunu düşündüğü bir şikâyetle çıkmış doktorun huzuruna:

“Efendim yediğim hiçbir şeyin tadını alamıyorum. Öyle ki ne yediğimi bile bilmiyorum. Birçok doktora gittim beni sömürdüler, derdime çare de bulamadılar.”
“Muayene ücretini ödediniz mi?”

“Ödedim efendim. Ama iyileşemesem bana 5 katını geri ödeyecek misiniz? “
“Hiç merak etmeyin. Alacaksınız” diyerek asistanına seslenen doktor;
"Kızım 8 numaralı kutuyu getir ve hastaya ondan bir kaşık ver" der.
Hasta kutudan bir kaşık alınca yüzünü gözünü buruşturarak doktora; "Ama efendim bu bana yedirdiğiniz ....ok" deyince doktor;

"Hah işte şimdi tadını almaya başladığınıza göre iyileştiniz" diyerek hastayı gönderir.
Hasta olmadığı halde ilaç diye yediği ...oka mı yansın, verdiği muayene parasına mı yansın? 5 alacam diye cepte ki birini de kaybeden hasta, daha farklı kurnazlıklar, kalpazanlıklar düşünmeye başlar ve iki hafta sonra tekrar doktorun huzuruna çıkar;

“Efendim hafızamı kaybettim, birkaç dakika önce olup biteni bile hatırlayamıyorum” “Ne zamandır böyle”

“Efendim hatırlamıyorum zamanını, sanki doğduğumdan beri”
“Muayene ücretini ödediniz mi?”

“Ödedim efendim. Ama iyileşemesem bana 5 katını geri ödeyeceksiniz değil mi? Doktor yine tabii ki diyerek asistanına;

"Kızım 8 numaralı kutuyu getir" diye seslenince, hasta büyük bir tepkiyle irkilerek;
"Hayır o kutuda... ok vardı ben ondan almam" diye bağırır.
"Bakın hafızanız yerine geldi" diyen doktor hastasını gönderir...
Aynı adam birkaç hafta sonra cinsel iktidarsızlık şikâyetiyle doktorun huzuruna çıkar. Doktor yine en etkili ilaç olan 8 numaralı kutuyu Asistanından isteyince zıvanadan çıkan hasta;

"Hay senin 8 numaralı kutunu ...................m aşağılık herif" diye bağırır.
Doktor; "Evet ancak iktidar sahibi biri böyle küfreder. Geçmiş olsun iyileştiniz" diyerek hastayı gönderir... Bilmem anlamışsınızdır diye düşünüyorum. SELAM VE DUA İLE.